Hayali kadınları yazmak

Suriye’deki savaş nedeniyle göç yollarına düşen ve mülteci olmanın bütün zorluklarını yaşayan Pervin Bozui, her şeye çocukları için direniyor. Şimdi bir mağazada çalışan Bozui’nin hayali yazar olmak.

03 Mayıs 2018 Perşembe | Kadın

EVRİM KEPENEK/JINNEWS/İSTANBUL


Kobanêli Pervin Bozui, savaş nedeniyle yerinden edilen milyonlarca kadından biri. Bozui’nin hikayesi bununla da başlamıyor. Daha 14 yaşındayken kendisinden yaşça çok büyük amcasının oğluyla evlendirilen Bozui, yıllarca erkek şiddetine maruz kalıyor. Kobanê’de liseyi bitiren Bozui, okumayı çok seviyor. Sabahattin Ali’nin Kürt Mantolu Madonna kitabını okurken anlatıyor yaşadıklarını. 

 

11 kişilik aileyi geçindiriyor

Evlendirildiği erkek tarafından sistematik cinsel ve fiziksel şiddete maruz bırakılan Bozui, her zaman onu terk edeceği günü bekliyor. Bunun için de çocuklarının büyümesini bekliyor. Ama savaş patlak verince önce çocuklarıyla Pirsûs’a, oradan İskenderun’a göç ediyor. İskenderun’da bahçelerde çalışan Bozui, hiçbir zaman emeğinin karşılığını alamıyor. Mültecilerin durumundan yararlanan fırsatçılar onları yok pahasına çalıştırıyor. Bir süre orada kalan Bozui, 3 çocuğu ve kendi ailesiyle birlikte İstanbul’a göç ediyor. Şimdi Zeytinburnu’nda bir mağazada satış görevlisi olan Pervin, 11 kişilik ailesine bakıyor. 


‘Cinsel saldırı altında yaşadım’

Zaman zaman gözleri dolarak hikayesine şöyle devam ediyor: “14 yaşındaydım, evlendirdiler. Babam dört üniversite bitirmiş bir insan, yedi tane bilgisayar sertifikası var. Aile baskısına yenik düştü. Amcamın oğluyla evlendirdiler, çok zengin oldukları için. Babam kendisi için para istediğinden değil, beni kurtardığını sandı. Evlendirildiğim adamla aramızda 15 yaş fark vardı. Gönlün var mı diye sormadılar. 10 yıl şiddet, cinsel saldırı altında yaşadım. Buraya gelince kurtuldum. Bir insanla anlaşmadan, sevmeden evlenmek öyle bir şey. Aşkı da bilmiyordum, halen de bilmiyorum.” 

 

‘Kadınlar işte tacize uğruyor’ 

 İstanbul’a gelince sorunların daha da büyüdüğünü anlatan Bozui, bu kez de yeni ev ve iş bulma sorunlarıyla başa çıkmaya çalışıyor. Bağcılar’da 15 gün boyunca ev arıyor ancak ötekileştirilerek ev dahi verilmiyor. Ev veren de normalden 3 kat daha fazla ücret istiyor. Evi tutunca bu kez iş aramaya koyuluyor ve bir tekstil firmasına girip çalışmaya başlıyor. İş yerinde sürekli tacize maruz bırakılan Bozui, “Sonra işyerinde erkek gibi davranmaya başladım. Kimseye yardıma ihtiyacımız olduğunu anlatmadan yaşamaya çalıştım. Göçmen kadınlar tacize maruz bırakılıyor. Hatta bütün kadınlar tacize maruz bırakılıyor. Siyahilere çok baskı yapıyorlar. Onlarla aynı sofraya dahi oturmuyorlar” diye anlatıyor.  

 

‘Çocuklarım için direndim’ 

Kobanê’de kalan eşinin evlendiğini duyan Bozui, “Orada çok acı çektim. Zaten dava açmıştım; çocuklarım büyüsün 18 yaşını bitirsin, ben bu adamı terk ederim diyordum kendime. Çocuklarım için kalmıştım” diyor. Çocukları Hegir, Gabir ve Abdulkadir’den söz ediyor ve ekliyor: “Okuyacaklar. Ben şimdi onlar için çalışıyorum. Çocuklarım buraya alıştı. İlk başta Suriyeli oldukları için çok dışlandılar ama dil öğrendikten sonra kabullenildiler.” 

 

‘Kadınları yazmak istiyorum’

Türkiyeli yazarlardan Can Yücel, Orhan Pamuk ve Sabahattin Ali’yi seven Bozui, zaman bulabildiğinde sürekli okuyor. Zeytinburnu’ndaki mağazada arabadan mal indirmekten tutun çuvalları taşımaya kadar akla gelen her işi yapan Bozui, sabah 7.00’den akşam 21.00’e kadar çalışıyor. İş çıkışı da çocuklarıyla ilgilenen Bozui’nin en büyük hayali, kadınların dertlerini anlatan kitaplar yazmak.  



452

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA