En sevdiği işi yapıyor

Sabahın ilk ışığında sürüyü otlatmaya götürüyor. Gün batımına kadar kimi zaman Dicle kenarında, kimi zaman tepe ve yamaçlarda hayvanlarını besleyeceği yol haritasını belirliyor. Çobanlık doğayla buluşturduğu için son nefesine kadar bu işi yapmakta kararlı olan Fatma Kaya, bunu çocuklarına da miras bırakmak istiyor.

17 Nisan 2018 Salı | Kadın

METİN YOKSU / MA / ÊLÎH


Bahar aylarının gelmesi ile birlikte koçerler ve sürü sahipleri tuttukları çobanlarla birlikte yaylaların yolunu tutarken bazı sürü sahipleri kalmaya devam ediyor. Êlîh’in Çayüstü (Bêda) köyünde yıllardır ailesi ile çobanlık yapan Fatma Kaya (65) da sürüsü ile birlikte kalmayı tercih ediyor. Kaya, her ne kadar Soran Aşireti koçerlerinden olsa da imkânların eskisi gibi olmamasından kaynaklı yüzünü yaylalara çevirmediğini belirtiyor. Köylülere ait yüzü aşkın küçükbaş hayvana bakan Kaya, yıllardır çobanlık yaptığını ve bundan mutluluk duyduğunu dile getiriyor. Çobanlığı ailesinden öğrendiğine dikkat çeken Kaya, bunu çocuklarına miras olarak bırakıyor. 

 

Doğa onun yurdu

 Sabahın ilk ışığında sürüyü otlatmaya götüren Kaya, gün batımına kadar kimi zaman Dicle Nehri kenarında, kimi zaman bir tepe de ya da yamaçta hayvanlarını besleyeceği yol haritasını belirliyor. Günü akşam ettikten sonra ise sütten kesilmeyen oğlak ve kuzuları yavrularına emzirmek için tekrar köye getiriyor. Kendisine nerelisin diye soran herkese bu zamana kadar dağları ve tepeleri gösteren Kaya, son nefesine kadar da doğanın içinde en iyi bildiği işi yapmaya kararlı.

 

Otlar şimdiden kuruyor 

 Üç çocuğunun da gözlerinin doğuştan görmediğini ifade eden Kaya, “Onlar da benim gibi çobanlık yapıyor. Ben bu mirası annemden, onlar da benden alıyor. Artık eskisi gibi bu dağlarda dolaşmak kolay değil ama her şeye rağmen bu gelenek devam edecek” dedi. Êlîh’in her yerinde petrol kuyusu olduğuna dikkat çeken Kaya, “Artık yağmur da yağmıyor. Bu da yazın iyice zorlanacağımıza işaret ediyor. Daha Nisan ayında otlar kurumaya başladı. Kuraklık nedeniyle bu yıl işimiz zor olsa da işimizi yapacağız” diyerek yaşadıkları zorluklara değiniyor. 

 

Bir el işaretiyle sürüyü topluyor

Gün boyunca sürüsünü otlatan Kaya, çıkardığı seslerla sürüsüne ustaca yön veriyor. Hayvanlarına isim de veren Kaya, bir el işaretiyle bütün hayvanları etrafında toplayabiliyor. Hayvanlarla olan bağını şu sözlerle anlatıyor: “Onlarla artık arkadaş oldum. Bazen sürüye vahşi hayvanlar saldırdığında çoban köpeklerinin devreye girmesini beklemeden, telaşa kapılmadan sürümü korumaya çalışıyorum. Arada sırada yaralananlar oldu ama bir tanesinin kılına zarar gelmemesi için uğraştım.

 

Günün yorgunluğunu torunuyla gideriyor

Akşam sürüsünün ses cümbüşü arasında köye dönen Kaya, kuzu ve oğlakların tamamının süt emdiğinden emin olduktan sonra günün yorgunluğunu torunu Elif’i kucağına alarak bitiriyor. Kaya, “Onların kuzuları var, benim de kuzum Elif. Ben annemden öğrendim bu işi, şimdi sırada Elif var. O da büyünce bu işi yapacak” diyerek mavi gözlü torununu öpe koklaya evinin yolunu tutuyor. 



204

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA