ZAD iktidara kafa tutuyor!

Her şey on yıl önce Nantes şehri yakınlarında ikinci bir havaalanı inşa edilmesine karşı gelişen yerel direnişle başladı. Bu direniş 8 yıl önce ZAD (Savunma Bölgesi) olarak bilinen otonom alanın kurulması ile taçlandı.

16 Nisan 2018 Pazartesi | Dizi

SELMA AKKAYA / PARİS


Fransa’da 1965 yılından bu yana tartışılan havalimanı projesinin yer aldığı “Notre Dame des Landes” bölgesinde yaşayan otonom, anti-kapitalist gruplara Pazartesi gününden itibaren polis ve jandarmanın saldırısı sürüyor. İçişleri Bakanlığı’nın hedefi bölgeyi boşaltmak. Son on yıldır bölgede yaşayan anti-kapitalist ve çevreci gruplar ise 2 bin 500 güvenlik görevlisi, sayısız askeri araç ve helikopterlerle başlatılan operasyona karşı direnmeye devam ediyor. Bölgeden gelen bilgilere göre, yaşanan barikat çatışmalarında çok sayıda jandarma ve güvenlik görevlisi yaralanırken, bölgede havadan ve karadan gaz atılıyor. ZAD-Savunma Bölgesi’ne giden onlarca insan gözaltına alınırken, bölge sakinleri oluşturdukları barikatların ardında direnmeye devam ediyor. 


65’ten günümüze bir direniş noktası

Fransa’da 1965’ten bu yana gündemde olan, 2008’de yapımına karar verilen havalimanı projesine karşı çıkan çevreciler, bölgede ve Fransa çapında geçtiğimiz Ocak ayına kadar binlerce eylem ve etkinlik gerçekleştirdi. Çevreciler aynı zamanda 2008 yılından bu yana bölgede otonom bir şekilde yaşıyor. Uzun yıllar tartışma konusu olan havalimanı projesi geçtiğimiz Ocak ayında hükümet tarafından maliyeti yüksek bulunduğu için iptal edilmişti. Projenin iptalinden sonra bölgenin otonom gruplardan temizlenmesini hedefleyen hükümetin, devlet arazisi haline gelen bölgeyi özelleştirmeyi planladığı ifade ediliyor. 


Onlarsız 10 yıldır yaşıyoruz

Bölgede son 10 yıldır yaşayan otonom grupların devletin tahliye operasyonuna karşı sözü ise; “Bölgede yaşayan bizler ve çiftçiler, burada büyük anne ve büyük babalarımızın sade hayatını andıran olağanüstü bir şey inşa ediyoruz. İhtiyacımız olanı üretebiliyoruz ve çok şeye ihtiyacımız yok gerçi. Ama her şeyden önemlisi devlet kurumlarının burada bir gücü yok. Onlarsız 10 yıldır yaşıyoruz. Hayatlarımızı onlar olmadan örgütledik. Onların sevmedikleri de işte bu. Bizi çıkarsalar bile geri döneceğiz… Bir ay sonrasında da bizden binlercesi olacak!” (ZAD/Zone a Defendre-Savunma Bölgesi sakinleri) 


Bölge illegal yollarla boşaltıldı

Nantes bölgesinde ilk olarak 1960 yılında havaalanı inşa etme planı gündeme geldi. Ekonomiyi Fransa’nın bu bölgesine doğru kaydırmak hedefleniyordu. İlk proje gündeme geldiğinde arazisi belli değildi. 1970 yılında Mecliste yapılan görüşmenin ardından Nantes’ın kuzeyindeki Notre-Dames-des-Landes kasabası bu işe uygun olarak görüldü. Söz konusu projeden haberdar olan bölgedeki çiftçiler örgütlenmeye ve projeye karşı durmaya başladı. Hükümetin kararına karşı kasaba sakinlerinin direnişi 10 yıl boyunca sürerken, Fransa’da hava taşımacılığı yerine hızlı tren sistemleri gelişmeye başlayınca proje rafa kalktı. 

2000’li yıllarda hükümet tarafından proje yeniden masaya yatırıldı. Bu arada bölgedeki çiftçiler arasındaki bağlar, çeşitli araçlar devreye sokuldu, direnişin gelişiminin önüne geçmek için hükümet kolları sıvadı. Köylüler ve bölge sakinlerinden evleri ve arazileri teker teker satın alınmaya başlandı. Bölgeyi insansızlaştırma harekatı sürerken, proje 2008’de kabul edildi; projenin yapımı ise Fransa’nın inşaat devi Vinci şirketine verildi. 


Çevreciler işgal etti

Köylülerin bir kısmının bölgeyi boşalttığı bir kısmının ise direnişe devam ettiği bir dönemde, Fransız çevreci ve otonom gruplar bölgedeki direnişi büyütmek için ‘İklim Zirvesi’ni Nantes bölgesinde gerçekleştirme kararı aldı. Ardından devletin tek tek satın aldığı evler çevreciler tarafından işgal edilerek bölgede yaşam yeniden start aldı. Bölgeye ilk etapta binlerce insan yerleşirken, devlet söz konusu direnişin büyümemesi için elinden geleni yaptı. Yerleşim haline getirilen boş evler, devletin kolluk güçleri tarafından dozerlerle yıkılırken, yaşanan çatışmalarda onlarca çevreci yaralandı. Tüm saldırılar karşısında, yıkılan evler yeniden yapılıyor ve bölge yeniden yaşam alanına çevriliyordu. Tüm bu direniş döneminde bölgenin adı artık ZAD yani Savunma Bölgesi haline geldi. 



Devlete karşı savunma alanı

Kışın sayıları bir nebze azalan yazın ise sadece Fransa içerisinden değil, dünyanın birçok noktasından çevreciyi ağırlayan ZAD, artık ülkede yüz binleri harekete geçiren bir direniş odağı haline geldi. Devletle işleri sadece çatışma anlarında vardı ya da haklarında açılan yüzlerce davanın görüldüğü salonlarda... Bölgede tarım ve hayvancılık, alternatif tıp, süt ürünleri vb. birçok konuda üretim kooperatifleri oluşturan ZAD sakinleri, öz örgütlülüklerini, kolektif karar alma mekanizmalarını oluşturmaya başladı. Aylık bültenler, ZAD radyosu, pazarlarda oluşturulan tezgahlar derken ZAD’ın etkisi birçok alana yayılıyordu. Dünyanın birçok noktasından çevreci aktivist yaz eğitim kamplarını artık ZAD bölgesinde gerçekleştirirken, ZAD diğer uluslardan çevrecilere de esin kaynağı oluyordu. 

İnternetsiz, telefonsuz, marketlerden alınan gıdalar dışında kendi ürettikleriyle yaşam alanı oluşturan ZAD sakinlerinin çocukları için kreşler, alternatif eğitim alanları çoktan oluşmuştu. Tüm bunlar yapılırken, sürekli devletin kolluk güçlerinin saldırısına uğrayan bölge sakinleri, ZAD bölgesini çevre yollara bağlayan tüm noktalara barikatlar kurmuş, bu barikatlar ise nöbetleşe savunuluyordu. 

ZAD sakinleri arasında radikal devrimciler, anarşistler, sadece çevreci kaygıları bulunanlar, alternatif yaşam arayışında bulunan gençler, her yaştan ve farklı fikirden insan bulunuyor. Tüm bu farklılıkların ortak noktası ise bölgede alternatif bir yaşam alanı oluşturmak ve bölgeyi savunmak. Havaalanının planlandığı alan yüzyıllar önce bataklık ve devamında çok verimli bir tarım arazisi haline geliyor. Geniş orman alanlarının bulunduğu bölgede bitki ve hayvan çeşitliliğindeki zenginlik, çevrecilerin son yıllarda yaptığı çalışmalarla daha da büyüdü. ZAD sakinleri böyle bir alanın betonlaştırıp havaalanı yapılmasının tam bir doğa kırımı olduğunu ifade ederken, bu alanın savunulmasının insanlığı savunmak olarak tanımlıyor. 


Operasyon Sezar!

ZAD yaşam alanı oluşup direniş sürerken, Sarkozy iktidarı sürecinde bölgede düşünülen havaalanı inşası askıda kaldı. Ardından Sosyalist Parti iktidara gelir gelmez yeniden proje gündeme oturdu. Hükümetin ilk işi bölgeyi boşaltmak için kolları sıvamak oldu. Çünkü ihaleyi kazanan Fransız inşaat devi Vinci’nin 2012 yılında başlayacağı söylenen projesinin 2015’te bitmesini öngörülüyordu. Bu nedenle ZAD sakinleri bugün yaşanan operasyon gibi en büyük saldırıyı 2012 yılında yaşadı.  “Operasyon Sezar” adı verilen baskınlarda binden fazla asker helikopterler ve zırhlı araçlar eşliğinde bölgeyi işgal etti. Direniş günlerce sürdü. Polis, bölgedeki tüm yaşam alanlarını yıkarak, birçok evi ateşe verdi. Buna karşı  ZAD komiteleri, polislerin yıktığı yaşam alanını yeniden inşa etmek için tüm çevrecilere çağrıda bulundu. Bölgede yapılan operasyona karşın yeniden evler inşa edildi ve yüzlerce insan ZAD bölgesine yerleşmeyi başardı. 


Yeniden kurulan ZAD

ZAD alanı yeniden kuruldu. Alanda, sebze ve meyvelerin yetiştirilmesi için bir kooperatif bulunuyor. Aynı şekilde fırın günlük olarak ekmek çıkarıyor. Yine çiftlikte bütün peynir ve süt ürünlerini bulmanız mümkün. Alternatif tıp için yetiştirilen özel bitkiler, kütüphaneler, çocuk kreşi, bütün bu hizmetler kooperatif biçiminde yürütülüyor. İhtiyacınız olduğunda bu mekanların her birine uğrayıp ihtiyacınız kadar edinebiliyorsunuz. Her birinin giriş kapısında ya da önünde, bu ürünlerin “prix libre” denilen “ücretsiz” veya “gönüllü” bir katkı karşılığı verildiği ifade ediliyor. Paranız yoksa da alabiliyorsunuz. Söz konusu elde edilen gelir, mahkeme masrafları ve araçların benzin masrafları için kullanılıyor. Tabi zorunlu hallerde kentlere gidiş masrafları da kolektif kasadan... 


ZAD’dan Rojava’ya destek

Kendi içlerinde uyguladıkları bu yöntemi ürünlerini pazarlara taşıdıklarında da gerçekleştiriyorlar. İhtiyacınız kadar sebze ve ürünü aldığınızda ücretini siz belirliyorsunuz. Aldığınız ürünlerin yanına ZAD’ın bir bildirisi iliştirilerek, kendi ürettikleri kağıt torbalar pazar filenize yerleştiriliyor. Yıl sonu yapılan hesapların ardından elde edilen fazla gelirler, Fransa çapında ya da dünyanın diğer noktalarında ihtiyacı olan alternatif yaşam projelerine aktarılıyor. Bu anlamda Rojava son yıllarda ZAD tarafından sayısız kez desteklendi. 

Yapılanların onların dilindeki ifadesi “Defendre la ZAD Collectif Mauvaise Troupe” kitabında şöyle anlatılıyor: “Bizi kanunsuz olarak tanımlıyorlar, hatta korkunç diyorlar. Burada, bulunduğumuz yerde, korkutucu olması amaçlanmış olan ‘kanunsuz alan’ ifadesi, radikal şekilde pozitif bir anlam kümesini ifade eder hale gelmiş. Sokaklarda güvenliğin polis tarafından sağlandığı yerlerin aksine, ZAD’da kimse sokakta kalmıyor ve herkes karnını doyuruyor. Dahası, ülke çapındaki destekleyicilerinin yardımıyla, ZAD’cılar kendi kitaplarını, bildirilerini ve videolarını da üretip yayınlıyorlar. ZAD’ın kendi radyo istasyonu Radio Klaxon ise hem Fransızca hem de İngilizce yayın yapıyor!”


Yüzlerce dava açıldı

ZAD üretmeye ve direnmeye devam ederken Hollande iktidarı boyunca ZAD bölgesinde yaşayanlara yüzlerce dava açıldı. Bölge sakinlerine binlerce euroyu bulan para cezaları verildi. Bütün bu baskıya karşı otonomcular, direnişlerini yılmadan sürdürdü. Hükümet, geniş kitleleri de arkasına alan direnişçiler karşısında her defasında yeni manevralar geliştirerek, bu kez bir referandum yapmaya karar verdi. Ülkede yaşanan terör olayları ve yeniden girilen seçim süreci nedeniyle bölgede hükümetin hedefledikleri gecikti. 

Hollande, söz konusu projeyi Macron iktidarına devretti. Yeni hükümet ise maliyet ve bütçe konusunda yapılan analizlerin ardından devletin böylesi bir yükün altına girmemesi yönünde karar bildirerek, projeyi Ocak ayında iptal etti. İptal kararının açıklandığı basın toplantısında hükümet, önümüzdeki dönem ülkede özelleştirmenin önünü açmak için bir yasa üzerinde çalıştıklarını da duyurmayı ihmal etmedi. Köylülerden satın alınan ve bugün devlet arazisi olan bölgenin özel sektöre peşkeş çekileceğinin sinyaliydi bu. Aynı zamanda son 10 yıldır bölgede bulunan ZAD sakinlerinin tahliyesinin bir süre sonra gündeme geleceğinin de habercisi.


ZAD savunmasına katıl

Bu aşamada, ZAD sakinleri hem havaalanı projesinin iptalinin sevincini hem de yeni saldırılara karşı hazırlık yapmayı aynı anda yaşadı. Karardan kısa bir süre sonra ZAD adına yapılan çağrıda, “ZAD bölgesini savunmak, insanlığı savunmaktır. Doğa kırımına karşı ZAD savunmasına katıl” deniliyordu. 

Hükümet için ZAD bölgesinin boşaltılmasının önemi, özelleştirme projesinin yanı sıra farklı boyutları da bulunuyor. ZAD, Kürdistan’da yaşanan özyönetim direnişleri sürecinde özerklik ilan etmiş, devletle bağlarını bütünüyle askıya aldığını açıklamıştı. Cizre katliamı yaşandığı dönemde ZAD sakinlerinden oluşan bir heyet Kürdistan’a gitmiş, bölgedeki yaşananları raporlaştırıp Fransa’da yaygın bir şekilde kitlelere duyurmuştu. Yine Rojava’nın bir insanlık projesi olduğunu ifade eden ZAD, aynı şekilde Enternasyonal Tabur içerisinde yer almaya karar vermiş ve Rojava’ya kendi militanlarını göndermişti. 

Enternasyonal rol oynamaya başlayan ZAD aynı şekilde ülkede geçtiğimiz yıllarda Çalışma Yasası eylemleri dahil birçok eylem ve örgütlenmeye öncülük rolü oynamaya başlamıştı. Özellikle Gece Ayakta Hareketi bölgede faaliyet yürüten örgütlenmeler tarafından hayata geçirilmiş, ülke meydanlarında alternatif yaşam, anti-kapitalist örgütlenme ihtiyacı, çevreci bir perspektifle hayata bakmak gibi tartışmalar binlerce insanı içine almıştı. Yine Macron’un iktidara geldiği ilk günden bu yana gelişen eylem, direniş ve okul işgallerin önünü çeken bir rol oynayan ZAD’ın dağıtılması, aynı zamanda hükümetin sistem karşıtı gelişen hareketi baltalamak için kolları sıvadığı anlamını taşıyor. 


Başka bir dünya mümkün!

ZAD Fransa toplumuna “başka bir dünya mümkün” fikrinin gerçekliğini gösterirken, aynı zamanda bölgenin kapitalist politikaların hizmetine sokulmasını 10 yıldır engelleyici bir özelliğe sahip. Hükümetin, reform paketlerini hızla devreye sokmak istediği ve neo-liberal politikalar gereği hayata geçirilmek istenen projelerin önündeki tüm barikatların temizlenmesini hedeflediği açık. Çünkü bir önceki iktidar döneminde ve şuan gelişen direniş noktaları büyük oranda ZAD deneyimine dayanıyor. Collectif Mauvaise Troupe’un giriş bölümünde kısaca ifade ettiği gibi, “Politik sınıfların ZAD’ı ezmesi böylesine acil hale geldiyse, bunun nedeni ZAD’ın, yaşamın onlar olmadan mümkün olduğunun küstah bir göstergesi olmasıdır.”


916

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA