Bindikleri dalı kesenler

Xıdır Ali ŞENGALİ

16 Nisan 2018 Pazartesi | Forum

Türk devleti nerede Kürt kazanımı ya da örgütlemesi varsa oraya kırmızı şal görmüş boğa gibi saldırıyor. Kürt’ün varlığında kendi ölümünü görüyor. Çünkü tüm yaşamını ve geleceğini Kürt’ü yok etme üzerine kurmuş. Kürt Türkleşmeli, Kürdistan da ortadan kalkmalı! Tüm saldırılar bu amaçlıdır. Türkiye'nin bu amacını görmeyen Kürt kör Kürt’tür. Tüm Kürtler Türkiye'ye karşı ortak tutum takınmazsa sonunda her Kürdistan parçası bu Kürt düşmanı gücün saldırısıyla karşılaşacaktır. Bunu anlamayan ve buna göre davranmayan Kürtler gaflet içinde yaşıyor olurlar. Gaflet de Kürtler için ölümle eş değerdedir. 

Kürt düşmanı Türk devleti uzun bir süredir Başûrê Kurdîstan'a göz dikmiş durumdadır. Musul ve Kerkük’ü ele geçirme hayalini bırakmamış olan Türkiye, siyasi koşullarını bulduğu takdirde bu amacını gerçekleştirmek istemektedir. Ortadoğu'da süren Üçüncü Dünya Savaşı ortamında bunu gerçekleştirme hayali kurmaktadır. İlk önce Başûrê Kurdîstan’la Irak arasındaki sorunlardan yararlanmak istemiştir. KDP ile ilişki içinde Başûrê Kurdîstan’daki askeri üslerini arttırmıştır. Daha sonra DAİŞ üzerinden Başûrê Kurdîstan üzerindeki amaçlarına ulaşabileceğini düşünmüştür. Bu politikalar boşa çıkınca şimdi de PKK ve terörizm gerekçesiyle Başûrê Kurdîstan’ı işgal etmek istemektedir. Çünkü tüm hayalleri önündeki en büyük engelin PKK olduğunu görmüştür. PKK'ye bu kadar düşmanlığının nedeni Kürt’ü bitirme önündeki en büyük engel olarak görmesidir. 

Türkiye şimdi de Başûrê Kurdîstan’ın Bradost alanını işgal etmektedir. Öne sürdüğü gerekçe de tabii ki Efrîn’de olduğu gibi teröristlerdir. Türk devleti için onun soykırım politikası önünde engel olan herkes teröristtir. Nasıl ki Şeyh Said ve Seyid Rıza şaki ve eşkıyaydıysa, şimdi de Kürt Halk Önderi ve PKK aynı konumda Türk devletinin hedefidir. Onlar için bir zamanlar da merhum Mam Celal ve Mesud Barzani aşiret liderleri ve postal yalayıcılarıydı. Bu açıdan Kürtler söz konusu olduğunda Türk devletinin hiçbir gerekçesinin ciddiye alınacak yanı yoktur. Kim bu gerekçeleri ciddiye alıyorsa Türk devletinin Kürt düşmanı politikalarına gaflet içinde göz yumuyordur; ya da Kürt düşmanı bu politikanın işbirlikçisidir. 

Bradost alanı işgal ediliyor, ama bu saldırıdan en fazla zarar görenler Deşta Heyatê ve Deştê Hertê halkıdır. Ancak bu alanlarda egemen olduğunu söyleyen KDP’den ses yok! Köylüler bu saldırılardan büyük zarar gördükleri halde KDP köylülerin sesine kulak vermiyor. Sanki böyle bir saldırı ve işgal olmamış gibi üç maymunları oynuyor; görmemiş, duymamış, bilmiyor! Sadece uçakların sesi bile kulakları sağır ederken, KDP sağır sultan olmuş. Gerçekten de çok acı! Kürt düşmanı Türkiye Başur’u işgal ederken Başur yönetimini kullanıyor. Osmanlı oyunları yine devrede; Kürtleri bazı Kürtleri kullanarak ezmek! Efrîn’de sözde bazı Kürtleri soykırım politikasında örtü olarak kullanıyor. Başur’da da Kürt siyasi güçlerinin üzerinde baskı kurarak bu işgale sessiz kalmalarını sağlıyor. Başurlu siyasi güçler de herhalde kendilerine güvensiz ve iradesiz olarak bu tehdit, şantaj ve baskılara boyun eğiyor. Böylece Kürtlerin onuru ve gururu bir kez daha çiğneniyor. 

Hâlbuki Kürtler birlik olsa Kürt düşmanı Türkiye en zayıf dönemini yaşıyor. Kürtler ortak tutum takınsa mevcut iktidar şahsında Türk sömürgeciliği kırılacak, Kürtler özgür ve demokratik yaşamına kavuşacaktır. Bu iktidar kırılgandır. Kürtler birlik olduklarında Türk devletinin izlediği politikalar çökecektir. Ancak KDP ve YNK’nin politikaları Türk devletinin biz Kürtlere değil, teröristlere karşıyız biçimindeki demagojik ve dünyayı aldatmaya yönelik politikalarına yaşama imkânı veriyor. KDP ve YNK’nin politikaları nedeniyle PKK ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne her yerde saldırılıyor ve Başûrê Kurdîstan işgal ediliyor. Böylece KDP ve YNK bindikleri dalı kesiyorlar. 

Daha 6-7 ay önce AKP'nin ortağı MHP Kerkük’e 5 bin savaşçı göndereceğini söylemedi mi? Başika’daki askeri üsleri üzerinden Şengal tehdit edilmedi mi? Şengal üzeri Musul, Kerkük üzerinden de petrol alanlarını kontrol etme hesapları yapan Türk devletine gösterilen, daha doğrusu gösterilmeyen tepkisizliği anlamak mümkün değildir. 

Şu bir gerçektir, Kürtlerin gücü birlikte olduklarında vardır. Tek başına kalan Kürdistan parçaları kaybetmeye mahkûmdur. Özellikle Kürdistan’ın en büyük parçası olan ve mücadelenin en fazla geliştiği Bakurê Kurdîstan desteği var olmadan hiçbir Kürdistan parçası özgürlüğünü kazanamaz. Bu açıdan Bakurê Kurdîstan’daki mücadele tüm Kürdistan parçalarının güvencesidir. Bu parçada mücadele zayıfladığında diğer parçalar öksüz kalmış çocuklar gibi zayıf duruma düşer. Bu gerçekliğin görülmesi gerekir. Eğer 1974 yılında Başûrê Kurdîstan'da büyük yenilgi yaşandığında Bakurê Kurdîstan'da özgürlük mücadelesi yükseltilmeseydi, Başur bir daha ayağa kalkamayabilirdi. 

Türk devletinin Bradost alanına saldırısı sadece PKK ve Bakur özgürlük mücadelesine yönelik değil, tüm Kürtlerin özgürlük mücadelesine yönelik saldırıdır. Bu açıdan Başurlu siyasi güçler ve halk hemen ayağa kalkmalı ve bu işgale karşı tutumunu en yüksek düzeyde ortaya koymalıdır. 


167

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA