‘Yenilmezler ordusu ya da profesyonel gerilla’

Welat KÜRECİK

10 Nisan 2018 Salı | Forum

Halklara karşı birer suç örgütü olarak kendini organize eden devletler, 21. yüzyılda kendi askeri tekniklerini her geçen gün biraz daha ileriye götürmüşlerdir. Ordularını en ileri teknolojiyi kullanarak donatmış, insansız keşif uçakları, termal kameralar, fırtına obüsleri ve hemen hemen her gün yeni ürettikleri silahlarını övünerek anlatmaktadırlar. Bununla da yetinmeyip psikolojik savaşı da medya aracılığıyla en üst boyutta sürdürmektedirler.

Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, ortaya attıkları şöyle bir iddia var: “Artık hiçbir güç devletlerin orduları karşısında varlık gösteremez!” Bu iddianın mealini ise şöyle anlamak gerekir: “Artık halklara umut olan gerilla ordularının vaadi dolmuştur, bizim tekelimize aldığımız üstün savaş teknolojisi ve özellikle konvansiyonel silahlar karşısında gerillanın hiçbir şansı yoktur.”

Ancak, Kürt Özgürlük Hareketi ise bu iddianın karşısına “Profesyonel gerilla” kavramını koymaktadır. Bu kavram sıkça tartışılmaya, gündem olmaya başlamıştır. Peki, profesyonel gerilla nedir? Profesyonel Gerilla nerede ve nasıl eğitim görür? Bu soruların cevabını bulmak için Medya Savunma Alanlarını ziyaret ettik. Ama öncesinde gerilla kavramını incelemekte fayda var.  


Vur kaç taktiği 

İnsanlar ilk olarak vur kaç taktiğini hayvanları izleyerek öğrenmişlerdir. Daha sonra ise birçok kez kalabalık ve düzenli ordu birliklerine karşı direnen güçler “vur-kaç” taktiğini benimsemişlerdir. M.Ö 330’larda Zagros dağlarını aşmak isteyen İskender’in ordusuna karşı proto-Kürtler “vur-kaç” taktiğini kullanmış ve başarılı olmuşlardır. Belki de bu taktiğin başarısının en şöhretli yankı bulduğu savaş Kartacalı Komutan Hannibal’ın Roma devletine karşı bu taktiği kullanarak başarılı olduğu ve aynı şekilde M.Ö 217’de Roma ordularının Hannibal’in kendi taktiğini ona karşı uygulamasıyla başarılı olduğu savaşlardır.

Kısacası gerilla savaş stratejisinin temel taktiklerinden olan “vur-kaç” taktiği, “savaş” kavramıyla hemen hemen aynı yaştadır. Ancak uzunca bir süre sayı olarak daha az olan kuvvetler tarafından, sayı olarak üstün kuvvetlere karşı uygulanmış ancak bir “doktrin” haline gelmemiştir. 


Gerilla ilk nerede ortaya çıktı?

Gerilla kelimesi ilk defa İspanyollar ve Napolyon Bonaparte arasında 2 Mayıs 1808-17 Nisan 1814 tarihleri arasında gerçekleşen Yarımada Savaşı’nda ortaya çıktı. İspanyollar, Fransızlara karşı gerilla savaşı yürüterek, Napolyon’un kardeşini İspanya’dan çıkarmayı başardılar. “Gerilla” kelimesi İspanyolca “Küçük savaş” anlamına gelmektedir. 

Bazı kaynaklar gerilla savaşını tam manasıyla bir doktrin haline getirenin Arap Lawrence( Thomas Edward Lawrence) isimli İngiliz subayı olduğunu söyler. Lawrence 1.Dünya Savaşı sırasında Araplarla beraber Osmanlı’ya karşı savaşmıştır. Ancak bunun doğruluğu tartışmalıdır. Çünkü konuyla ilgili kapsamlı raporlar vardır. Alman devletinin raporlarında Arap Lawrence ismine rastlanmamaktır. Muhtemelen Arap Lawrence abartılmaktadır. 


Gerilla stratejesini yaratan Mao Zedong’dur

Gerilla savaşını tam manasıyla bir strateji haline getiren kişi ise Mao Zedong’dur. Mao Zedong, Halk Savaşı teorisini ortaya atmış, pratik olarak Çin’de uygulamış ve başarılı olmuştur. Mao Zedong gerilla savaşını akademik bir biçimde teorik düzeyde ele almış ve üç aşamaya dayandırmıştır. Bu aşmalar stratejik savunma, stratejik denge, stratejik saldırı olarak üçe ayrılmıştır. Temel olarak ele almak gerekirse, stratejik savunma, gerilla güçlerinin savunmada kaldığı ve “pusu” tarzı saldırılar ile karşı gücü vurup hızlı bir şekilde manevra yapıp gizlendiği “eylemler”dir. Aynı zamanda kendini örgütleyip halka propaganda yaparak yandaş topladığı süreçtir. Stratejik denge dönemi artık gerilla güçlerinin bazı kurtarılmış üs bölgelerine sahip olduğu bazı bölgelerde ise gücünün arttırdığı dönemdir. Ayrıca düşman güçlerinde “stratejik savunma” dönemlerinde darbelenmiş denge pozisyonu sağlanmıştır. Stratejik saldırı dönemi ise artık halk desteğinin alındığı bazı bölgelerin kurtarıldığı, dışarıdan bazı güçlerle ittifak kurulduğu ve topyekün düşmanı etkisiz hale getirmek için saldırıldığı aşamayı ifade etmektedir. 


Halkların umudu

Bu strateji Çin’de başarılı olmasıyla beraber tüm dünyada ezilen halklara umut olmuş, birçok devrimci hareket bu stratejiyi uygulamış ya da bu stratejiyi kendi özgün koşullarına göre uyarlamıştır. Birçok ülkede uygulanmış ve dünyanın en güçlü ordularına karşı zafer kazanmıştır. 1 Ocak 1959’da bu strateji ABD tarafından desteklenen Küba diktatörünü devirmiş ve Ernesto Che Guevara, Fidel Castro öncülüğündeki gerilla güçleri gerilla savaşı ile başarılı olmuşlardır. 

    Gerilla savaşının yenilmezliğini tüm dünyaya ispat eden ise Ho Chi Minh yönetimindeki Vietnam İşçi Partisi’nin ABD karşısında kazandığı zafer oldu.

20’inci yüzyılda devletler gerilla güçlerinin “yenilmezliğini” gördüklerinde ise askeri hazırlıklarının önemli bir boyutu gerilla güçlerini nasıl engelleyeceklerine yönelik oldu. Devletlerin bu hazırlıkları 21. yüzyıla ulaşıldığında öyle bir boyuta geldi ki; artık halka dayanan gerilla hareketlerinin devletleri yenmesinin imkânsız olduğu iddiası ortaya atılmaya başlandı. Aslında bu iddiaların önemli bir kısmı sadece “psikolojik savaş” ya da devletler tarafından “özel harp” da denilen bir yöntemin uygulanmasından ibaretti. Fakat buna rağmen “ulusal kurtuluş mücadelesi” ideası taşıyan birçok hareket yıllar içinde devletler tarafından geliştirilen bu “propaganda” ve savaş teknolojisinin etkisiyle, “silahlı mücadeleden” vazgeçti. Toplumlar da bu propagandanın etkisiyle belli bir oranda “umutsuzluğa” kapıldı.


Gerilla kendini çok yönlü eğitti

Kürt özgürlük hareketi, bütün bu iddialara rağmen “gerilla” savaşını NATO’nun ikinci büyük ordusu olduğu söylenilen Türk ordusuna karşı sürdürmeyi başardı. Bunu gerçekleştirmelerinde hiç tartışma götürmeksizin en büyük etkenlerden biri gerilla savaş stratejisinin temel ilkelerine bağlı kalmakla beraber gelişen yeni savaş stratejilerine göre gerilla taktiğini genişletip, geliştirmeleri oldu. Daha önceki süreçlerde “halk ordusu ” da denilen gerilla güçleri, askeri konularda tam manasıyla uzman değillerdi. Çoğu zaman koşullara da bağlı olarak gerillalar çok kısa süreler eğitim alıyorlardı. Daha sonra HPG ile birlikte gerillalar askeri konularda uzmanlaşmak için birçok konuda eğitimler almaya başladı. Gerilla güçleri hem Türk ordusunun kullandığı silahlar konusunda hem de kendi ellerinde bulunan silahlar konusunda uzman hale geldi. Aslında ilk bakışta silahlar ve askeri taktik üzerinde uzman olan gerillaları “profesyonel gerilla” olarak anlıyoruz ancak, yıllarca dağlarda “özgürlük” mücadelesi vermiş olan gerilla komutanları bize “profesyonel gerilla” için silahlar ve askeri taktik konusunda “uzmanlığın” yetmediğini söylüyor. 


Hakikat ışığında Yenilmezler Ordusu..

Gerilla komutanları; profesyonel gerillanın sadece askeri taktik ve silah konusunda uzman olmasının yeterli olmadığını, bu yüzden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın savunmaları okuyup tartıştıklarını, profesyonel gerillanın “dava insanı” olduğunu belirtiyor. Gerilla savaşının bir diğer adının da “partizan savaşı” olduğunu vurgulayan gerilla komutanları, Türk devletinin ne yaparsa yapsın onları yenemeyeceğini çünkü gerillanın halkların özgürlüğü için savaştığını vurguladı. 

Kısaca, “Profesyonel gerilla askeri teknikte uzman ve dava insanı olan gerilladır” diyorlar. 

Bugüne kadar tanık olduklarımız da aslında bize bu durumu kanıtlıyor. Dağlarda insanın karşısına onlarca zorluk çıkıyor. Bütün bu zorluklara rağmen üstüne yürüyor bu insanlar. Gerillalar sadece “usta” olmakla yetinmiyorlar. Bu usta insanlar ideallerine o kadar bağlılar ki, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dediği “Hakikat aşk, aşk ise özgür yaşamdır” sözünü kanıtlıyorlar. Onlar özgürlüğe ve hakikata âşıklar, işte bu yüzden biz onlara bu ismi takıyoruz; 

Bahar tekrar Kürdistan dağlarına uğrarken, birçok gerilla akademisi mezunlarını veriyor. Biz bu mezuniyet törenlerine tanık oluyoruz. Tüm veriler bu baharın Türk devleti için zorlu geçeceğini gösteriyor.


220

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA