‘BOYKOT zamanı’

“Verdiğimiz her kuruşun halkımıza acı, gözyaşı ve mermi olarak geri gelmesini istemiyoruz.Türkiye’de yapılacak bir tatilde ödenen her kuruş direkt savaşa veriliyor, halkımızın başına bomba olarak atılıyor. Tatile gitmeyelim, tatil için harcayacağımız parayı, Efrîn halkının yaralarının sarılması için harcayalım.”

09 Nisan 2018 Pazartesi | PolitikART

M. Zahit EKİNCİ



Efrîn; 20 Ocak’ta başlayan Türk devleti ve çetelerinin saldırısına karşı görkemli bir direniş sergilerken, sadece Kürtler değil dünyanın farklı bölgelerinden farklı halkların sahiplendiği bir coğrafyaya dönüştü. Halen süren gerilla tarzı direnişin Efrîn’in özgürlüğü ile taçlanması, şimdiye kadar verilen destekten çok daha fazlasıyla mümkün. 

Çağın bu direnişi etrafında Avrupa’da Kürtlerin, sol, sosyalist ve demokrasi güçleriyle birlikte gerçekleştirdiği sahiplenme ve ortaklığın şimdi, kapsamlı bir boykota dönüşmesi gerekiyor. Turizm gelirleri ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerine Türk devleti tarafından yapılan ihracat ile sömürgeci devlet ayakta duruyor, savaşını sürdürüyor. Direniş ile paralel bir şekilde gerçekleşen Efrîn için kitle gösterileri, bu küçük kenti bir anda dünyanın gündemine getirmişti. Halkların sahip çıkmasıyla birlikte de devletleri ve uluslararası güçleri zorlayan bir süreç ortaya çıkmıştı. 

Şimdi Türk turizmi ve Türk mallarının boykotu ile etkili bir kampanya yürütmenin tam zamanı. Her bir bireyin tutumu, çalışması ve çabası bu boykotun gelişmesini ve pratikleşmesini sağlayacak. 

Kürtler ve dostları, bu kampanyaya aktif katılacaklarını, boykotu kendilerinden başlatacaklarını belirtiyor. 


‘İnsanlık suçuna ortak olmayın’

Abuzer Bilenler (Hamburg’ta yaşıyor, Urfalı):



“Türk devletinin Efrîn’e dönük gerçekleştirdiği işgal ve soykırımı kınamak amacıyla başlatılan turizm boykotuna destek sunmak için bu sene ailece Türkiye’ye gitmeyeceğiz. Bütün akrabalarıma ve Kürdistanlılara bir çağrım da var: Siz de insanlık suçuna ortak olmak istemiyorsanız kesinlikle Türkiye’ye tatile gitmeyin. Her sene ya özel arabamızla ya da uçak şirketleriyle Türkiye’ye gidip, bilerek ya da bilmeyerek Türk devletinin işlediği suçlara ortak oluyoruz. Yollarda ya da havaalanlarında karşılaştığımız eziyetler, çektiğimiz sıkıntılar yetmiyormuş gibi bir de verdiğimiz her kuruşun halkımıza acı, gözyaşı ve mermi olarak geri gelmesini istemiyoruz.Türkiye’de yapılacak bir tatilde ödenen her kuruş direkt savaşa veriliyor. Verilen her kuruş, halkımızın başına bomba olarak atılıyor. Tatile gitmeyelim, tatil için harcayacağımız parayı, Efrîn halkının yaralarının sarılması için harcayalım. Halkımızın göç yollarında olduğunu açlık, sussuzluk ve hastalıklarla karşı karşıya bulunduğunu unutmayalım.” 


‘Savaş ekonomisine destek faşizme hizmettir’

İdris Savcı (Hamburg’ta yaşıyor, Mardinli):



“Her sene ailece tatile gidiyorduk. Fakat işgalci Türk ordusunun başta Efrîn olmak üzere Kürdistan’ın birçok yerinde başlatmış olduğu soykırım saldırılarına ve işgal girişimlerine tepki olarak iki senedir Türkiye’ye gitmiyoruz. Gitmemek bilinçli bir tercihtir. Tatile giden her insan bilerek ya da bilmeyerek Kürdistan’da yürütülmekte olan kirli savaşa destek oluyor. Turizmden elde edilen gelir olduğu gibi savaş bölgesine aktarılıyor. Biz Kürtler, demokratlar, sosyalistler ve savaşa dahil olmak istemeyen herkes, bu savaşa dolaylı da olsa destek sunmak istemiyorsak, boykot kampanyasına katkı sunmalıyız. Bu insani ve vicdani bir görevdir. 

Tabii boykotu sadece bir tatile gitmemekle sınırlı tutmamamak gerekiyor. Savaşa destek sunan tüm firmaları boykot etmek gerekiyor. Gerek Türkiye’de gerekse yaşadığımız Almanya’da birçok şirket Türk militarizminin hizmetindedir. Kendi paramızla halkımızın kanına girmeyelim. Birçok insanımız batıya tatile gittiği gibi yetmiyormuş gibi bir de çektiği foto ve görüntüleri sanal alemde paylaşarak bilerek ya da bilmeyerek bu suça ortak oluyor. Düşman ormanlarımızı yakarak, tarihi yerleşim yerlerimizi dinamitlerle yerle bir ederek ve hayatın her alanında bize yaşam hakkı tanımazken, bizlerin bunları görmezden gelmesi doğru değil. Savaş ekonomisine destek sunmak apaçık faşizme hizmettir. Bizler bunun vebalini taşımak istemiyorsak kesinlikle bu boykota güçlü bir katılım sağlamalıyız. Ulaşabildiğimiz herkese anlatmalı ve ikna etmeliyiz.”


‘Silah ihracatı insan haklarından daha önemli’

Hamburg Altona Sol Parti Fraksiyonu Başkanı Robert Jarow:


“1992’den bu yana neredeyse her yıl İstanbul ve Ankara’nın dışında Kürt kentlerini insan hakları delegasyonu içerisinde yer alarak ziyaret ettim. Bağımsız ve otantik bir izlenim edinmek ve bunu Hamburg’taki çalışmalarımıza dahil etmek için bu kadar sık gittiğim Türkiye’ye en son yaşanan durumlardan kaynaklı gitmiyorum. Gidersem de sanırım ya sınır dışı edilirim ya da bir süreliğine orada tutulurum. Böylesi bir durumda da Alman makamlarından hiçbir destek almayacağımı da biliyorum. Çünkü onlar için silah ihracatı ve mülteci anlaşması insan hakları ve uluslararası hukuktan daha önemli.” 



135

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA