Ege’den Amed’e özgürlük rüzgarı Gülnaz

Emine ERCİYES

14 Mart 2018 Çarşamba | Forum

Bir gerilladan, şehit düştüğünde geride kalanlara ne kalır. Gülümseyerek baktığı yaşam, özgürlük tutkusu her şeyden önce. Dünyada gerilla kadar gülen, yüzü hep güleç olan başka bir toplum yoktur. Hem de en kızgın savaş ortamında en çok moralli ve coşkuludur gerilla. Çünkü gerillacılık önce yaşamı sevmektir. Yaşamı sevenler gerillanın yolunu tutarlar. Yaşama sevgi, saygı ve onu koruma, yaşama dayatılan çirkinliklerden yaşamı arındırma gerillanın ilk adımını atmasının nedenidir, dahası adımlarına güç veren onu hep ileri taşıyandır bunlar. O yüzden bir gerilla  şehit düştüğünde geride bıraktığı en büyük mirası yaşam sevgisi olur. Gülnaz deyince ilk aklınıza ne gelir derseniz, gülen yüzüne yansıyan yaşam sevinci, ince duygulu dünyası, olgun duruşu diyebilirim. Ondan bize kalan yaşama hep coşkuyla bakan, hep gülümseyen yüreği, yaşam ve yoldaş sevgisi oldu.


Herkes biraz adına benzer

Adını da güleçliğinden mi almıştı bilmiyorum. Gerillada herkes biraz adına benzer, karakteri sanki adında somutlaşır. Gerillada herkes kendi adını kendi seçer. Belki de kendi kişiliğine göre bir tercihle ad seçer herkes. Yani bir nevi seçilen ad nasıl katılacağına konulan bir başlangıçtır. Gülnaz yoldaşta adını Beritan, Gülnaz Karataş yoldaştan almıştı. Beritanca katılmak elbette her gerillanın militanlık ilkesiydi, yaşam ilkesiydi. Beritan yoldaş, yaşamı dolu dolu yaşamış, her yoldaşı üzerinde içtenliğiyle iz bırakmış, mücadeleye de aynı şekilde keskin bir savaşçılıkla katılarak kahramanlaşmıştı. Onun isminin sorumluluğunu kaldırmak büyük bir iddiadır. Adını almak, ardılı olmak, yolundan gitmek, yürüyüşünü sürdürmektir.  Gülnaz, Beritan yoldaşın ardılı olarak ondan aldığı mirası layıkınca taşıdı, O’nun gibi yaşadı ve mücadele etti.

Gülnaz yoldaşı ilk olarak iki binli yıllarda görmüştüm. Güleryüzü ve içtenliğiyle, olgunluğuyla dikkatimi çekmişti. Aradan yıllar geçti zaman zaman yollarımız kesişti. Yıllar araya girdikten sonra karşılaşsak da, hep aynı içtenlik ve sıcaklıkla sanki kaldığımız yerden devam etti sohbetlerimiz. Gerillada zaten uzun uzun birlikte kalmak yoktur. Gerillanın en alışamadığı şey düzenleme ve ayrılıktır ve en çok da bu gelir gerillanın başına. Her düzenleme derin bir uçurum açar gerillanın yüreğinde, tekrar nerede karşılaşacağız ya da karşılaşır mıyız diye uğuldayan uçurum… Yoldaşlığı derin kılan uzun birlikte kalma değil, nerede olursan ol aynı ruhla mücadele etmektir. Gülnaz yoldaşla yol kesişimlerinde karşılaşsak da mücadele ruhu bizi hep birlikte tutmuştu. Böyle bir yoldaşla uzun paylaşımları yaşayacak kadar yan yana kalmamış olmak yine de hüzünlü bir yarımlık. Ama yoldaşlık ruhunu en derinden yakalamış olmanın getirdiği bir tamamlık diğer yanı. 


23 yıllık mücadele hangi söze sığar ki!

Şu an yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi sadece biz bileceğiz. İleriki nesiller, devrimin biliyoruz ama bunlar hangi söze sığar. Yirmi üç yıllık amansız bir mücadele hangi sözlere sığar ki. PKK’de bir gün romandır, bu romanı ise yaşayanlar bilir hisseder, sözler çaresizce susar.  O nedenle Gülnaz arkadaşı anlatmaya yetmeyecek sözler biliyorum. Ama her anı bir parça anlatır. Ve bunlar bir araya gelince bir bütünlük yaratırlar. 

Türkiyeli bir devrimci olarak katılmıştı özgürlük saflarına, Türkiye devriminin Kürdistan’dan geçtiğini bilerek halkların kardeşliğini kendi yoldaşlığıyla somutlaştırmıştı. Kütahya’dan PKK’ye çekmişti onu özgürlük tutkusu. Türkiye’nin batı ucundadır Kütahya. Mekânsal olarak olduğu kadar kültürel, toplumsal olarak da farklı bir dünya Ege ve Kürdistan. Farklı, ama insan canlısı, sımsıcak bir toplum Ege insanı. Egenin ılık havası insanının ruhuna işlemiş, coğrafyasının tarifsiz güzelliği toplumsal kültürünün zenginliğine ilham olmuş. Farklı ama iki ayrı güzelliğin bir araya gelmesi Ege ve Kürdistan’ın Onda buluşması. Ege’den kalkıp Kürdistan’a geliş yaşadığı coğrafyanın öz kültürünü derinliklerinde hissetmesiyle ilgili Gülnaz yoldaşın. Kürdistan’daki derin kültürün tüm imha girişlerine cevaben yarattığı özgürlük tutkusudur O’nu Kürdistan’la buluşturan. Ege’nin sıcak yüreğini getirmişti kendisiyle. Ege insanın insan canlısı sevgi dolu ruhunu getirmişti kendisiyle. Sımsıcak bir Ege yoldaşlığıydı yoldaşlığı. Ege’den Kürdistan’a esen serin bir bahar meltemiydi Gülnaz yoldaş.  Bu kızgın savaş ülkesinde bahar meltemi olmak! Dahası adını uçurum çiçeği Beritan’dan almıştı. Uçurumlarda en çok nergizler açar. Gülnaz yoldaşın Kürdistan dağlarıyla buluşmasında Ege’nin meltem serinliği, nergiz kokusunu kendisiyle getirir olmuştu. Kütahya’dan Amed’e ulaşan bir halklar buluşmasıydı Gülnaz yoldaşın nergiz kokulu meltem rüzgarında dile gelen. Amed’den Ege’ye, Ege’den Amed’e hiç durmadan esecek bir özgürlük rüzgarı. 

Kürdistan’ın güzelliklerini keşfetmek onun için bir sanat inceliği olmuştu. Bir süre yürüttüğü basın çalışmasında en fazla Kürdistan’ın güzelliklerini ölümsüzleştirmişti.  Doğanın en ince ayrıntısında gizli güzellikleri arayıp bulup resimlemişti, nazlı bir çiçekte, zarif bir kuşta gizli güzelliği objektifiyle yakalamış, resimlemişti. 

 

En önde olmak gerekir

Halkların ve insanlığın özgürlüğünün, kadın özgürlüğünden geçtiği bilinciyle kadın mücadelesinin keskin bir mücadelecisiydi. Kadının ince ruhu, duyarlılığı ile yürüttüğü militanlığı ve komutanlığı ile şahsında kadın komuta tarzını somutlaştırmıştı. Bildiklerini paylaşmak, PKK’yi yeni nesle anlatmak en büyük bir devrimci görevdir. Gülnaz yoldaş, uzun süre akademi çalışmaları yürütmüş ve yüzlerce yoldaşı eğitmişti. Tüm gücü ve enerjisiyle yoldaşlarla tartışmış, anlatmış ve paylaşmıştı PKK’li olmayı. Bir çok yoldaş, Önder Apo’yu anlama ve PKK ideolojisinde O’nunla derinleşmiş ve pratiğe gitmişti.  

Mücadelenin en kızgın olduğu zamanda ise en önde olmak gerekir demişti Gülnaz yoldaş. Ve Amed yoluna böyle düşmüştü. Başarı inancı ve kararlığıyla parlayan gözleri ve gülen yüzü en son ayrılışımızda hatırımda hala capcanlı yaşayan. Amed’de bütün gücü ve enerjisiyle katılmış, hızla alışmış ve öncülük yapmıştı. 

Bir gerilladan geriye ne kalır sorusuna tekrar dönersem, Ondan bana yoldaşı olarak kalan Amed’e giderken bir kefiyesi vardı, kenarlarının püsküllerini örüyordu. Kefiyenin ucundan çıkan bir püskülü bana verdi öylesine, “al sende kalsın” demişti. Bende senin hatıran olarak kaldıracağım diyerek bunu bir anı ve ondan bir uğur olarak kaldırdım. Gerillanın tüm varıdır kefiyesi. Başına örter, üzerine örter, yük yapar, kamuflaj yapar. Her şeyidir gerillanın. O kefiyenin ucundan bir parça hep yanımda idi işte. Şehit düştüğünü duyduktan sonra üzerinde adı yazan bir paket geldi sonra. Gerillanın serveti nedir derseniz işte oydu gelen. Fotoğrafları, O’na yoldaşlarından gelen mektuplar ve notlar. Fotoğrafları kendisinden çok birlikte kaldığı yoldaşlara ait, notları ise Kürdistan’ın her bir yanındaki yoldaşlardan, akademide eğitimde yanında kalan arkadaşlardan, sevgi ve özlem dolu, duygu yüklü notlar. Bir de ufak hatıralar var, bir gerilla icadı olan Kızvan’dan yapılmış bilezik ve tesbihler, ilmekleri yoldaş inceliğiyle örülmüş ip bileklikler. Dokunmaya kıyılmayacak kadar değerli hatıralar. Günlüğü var mıydı bilmiyorum, bu servetten eksik olan günlüğü, kalemi. Dediğim gibi en büyük hatırası ise özgürlük ruhu ve yaşam coşkusu, gülen yüreği. Bir özgürlük gerillası, kadın gerillanın ince ruhu, halklar kardeşliğinin özgürlükte buluşması olan Gülnaz yoldaş, tüm yoldaşlara örnek ve mücadele gücü olarak bizlerle var olmaya devam ediyor. 

Özgürlük tüm halkların hakkıdır. Sen bunun mücadelesini verdin Gülnaz yoldaş. Sen halkların kardeşliğinin bir sembolü, özgürlüğün halkların birliğinde somutlaşan rengi idin. Sana sözümüz, özgürlüğü Kürdistan’dan Türkiye’ye tüm Ortadoğu ve tüm dünyaya, tüm halklara ve kadınlara taşıyana kadar senden aldığımız güç, inanç ve ruhla  mücadeleyi büyüteceğiz.


566

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA