Soykırım tehdidiyle tehcir

Efrîn merkezini kuşatarak saldırılarını sürdüren Türk devleti, soykırım tehdidiyle kentin boşaltılmasını sağlamaya çalışıyor.

13 Mart 2018 Salı | Haber

Efrîn üzerindeki tehdidin büyük olduğunu belirten Heyva Sor  a Kurd Eşbaşkanı Dr. Nûrî Şêx Qenber, halkın katliam tehdidiyle Efrîn'den çıkartılmaya çalışıldığını vurguladı. 

Efrîn’e yönelik saldırılarda düne kadar 35'i çocuk 29'u kadın 232 sivil katledildi; 90'ı çocuk 100'ü kadın 668 sivil de yaralandı. ANF'nin sorularını yanıtlayan Heyva Sor a Kurd Eşbaşkanı Dr. Nûrî Şêx Qenber, saldırının ilk gününden bu yana sivillerin durumunu kayıt altında aldıklarını belirtti. Qenber, savaş uçaklarının özellikle sivil yerleşim yerlerini hedef aldığını söyledi. Qenber, "Askeri alandan ve savaşçıların bulunduğu yerlerden çok uzak olan sivil yerlerinin hedef olduğunu gördük. Mesela birçok yerde çobanlar hedef alındı. Gobelê, Cilbirê ve Basûtê'de direkt olarak siviller hedef alındı ve katliamlar yapıldı" diye konuştu.

 

Efrîn büyük göç aldı

 Sivillerin topraklarını terk etmeleri için bilinçli bir şekilde hedef alındığını vurgulayan Qenber, "Onların bu saldırılarda temel hedefleri halkı korkutup kaçırtmak, sonra da bu köylere işbirlikçi çetelerini yerleştirmektir. Bu köylerden çıkan halkın hepsi Efrîn merkeze göç etmek zorunda kaldı. Tabii ki merkezde bu kadar insanın toplanması da farklı sorunları beraberinde getirdi. Barınma sorunundan insani ihtiyaçları karşılamaya kadar birçok sorun var" dedi.

 

Kentin suyu kesildi

 "Son bir haftadır da bu saldırının üzerinde ortaya çıkarttığı tehlikeler çoğaldı" vurgusunda bulunan Qenber, şunları dile getirdi: "Bundan bir hafta önce şehrin tek içme suyu tesisi ellerine geçti ve Efrîn'in suyu kesildi. Efrîn halkı şimdi su ihtiyacını kentteki kuyulardan sağlıyor. Fakat bu kuyu suları da temiz değil. Tahlilden geçirilmiş bir su değil. Efrîn'deki tam net nüfusu bilmesek de 700 bini aşkın sivil bu suyu içmek zorunda ve kuyular da ihtiyacı karşılamıyor."

 

Halep yolu da kapanırsa

 Efrîn üzerindeki diğer bir tehdidin de Halep-Efrîn yolunun hedef alınması olduğunu ifade eden Qenber, Efrîn'in dünyaya açılan tek kapısının bu yol olduğunu söyledi. Qenber, şöyle devam etti: "Halep yolu üzerinden Efrîn halkına gelen gıda ve ilaç yardımlarının konvoylarının birkaç kez hedef alınması nedeniyle son bir haftadır bu yardımlar da kesildi. Hastanelerde ilaç giderek tükeniyor, gıda tükeniyor ve en önemlisi mazot tükeniyor. Son altı yıldır Suriye devleti Efrîn halkına elektrik vermedi. Altı yıldır Efrîn'in elektrik ihtiyacı jeneratörlerle sağlanıyor. Mazotun tükenmesiyle tümden elektrik kesilecek. O zaman fırınlar, hastaneler de çalışamayacak duruma gelecek." 


Kürtlerin malları talan ediliyor

 Türkiye’nin Efrîn'in dünya ile bağlantısını koparmak için kentteki iki baz istasyonunu da vurduğunu hatırlatan Qenber, "Bunlar her geçtikleri köyde halkı katlediyor, işkence ediyor ve mallarını talan ediyor. Bunu meşrulaştırmak için de bu insanları dinsizlikle itham edip katledilişlerini vacip kılıyorlar. Eğer dünya sessiz kalırsa ve bunlar Efrîn'e girerlerse yüzbinlerce insanın katliamdan geçmesi söz konusu olabilir" şeklinde konuştu.

 

Halk üzerindeki tehdit büyüktür

 Efrîn üzerindeki tehdidin büyük olduğuna işaret eden Heyva Sor a Kurd Eşbaşkanı Dr. Nûrî Şêx Qenber, sözlerini şu çağrıyla sonlandırdı: "Efrîn halkı üzerindeki tehdit büyüktür. Bu nedenle biz tüm uluslararası kurumlara, sınır tanımayan doktorlara ve UNICEF'e ve BM'ye sesleniyoruz: Bu katliamların önüne geçin. Daha büyük katliamların önünü almak için rollerini oynasınlar. Bir gün tüm bunların yaşandığından dolayı pişmanlık duymaması için harekete geçmeliler."


50 günlük bilançonun detayları

Efrîn merkez ve ilçelerde katledilen sivil yurttaşların sayılarını ayrı ayrı belgeleyen Heyva Sor a Kurd, katliamların yüzde 90'ından fazlasının savaş uçakları ve Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çekiyor. Heyva Sor'un verilerine göre, Efrîn ve ilçelerinde 20 Ocak ile 10 Mart arasında katledilen ve yaralanan sivillerin ilçelere göre dağılımı şöyle:


EFRÎN-MERKEZ

Çocuk: 5 şehit, 12 yaralı

Kadın: 1 şehit, 8 yaralı

Erkek: 4 şehit, 16 yaralı

Toplam: 10 şehit, 36 yaralı


CINDIRÊS

Çocuk: 4 şehit, 18 yaralı

Kadın: 5 şehit, 18 yaralı

Erkek: 17 şehit, 71 yaralı

Toplam: 26 şehit, 107 yaralı


ŞIYÊ

Çocuk: 1 şehit, 4 yaralı

Kadın: 3 şehit, 9 yaralı

Erkek: 9 şehit, 32 yaralı

Toplam: 13 şehit, 45 yaralı


RACO

Çocuk: 1 şehit, 14 yaralı

Kadın: 2 şehit, 17 yaralı

Erkek: 7 şehit, 81 yaralı

Toplam: 10 şehit, 112 yaralı


MABETA

Çocuk: 6 şehit, 2 yaralı

Kadın: 1 şehit, 4 yaralı

Erkek: 5 şehit, 16 yaralı

Toplam: 12 şehit, 22 yaralı


BILBILÊ

Çocuk: - şehit, 7 yaralı

Kadın: - şehit, 5 yaralı

Erkek: 3 şehit, 15 yaralı

Toplam: 3 şehit, 27 yaralı


ŞERA

Çocuk: - şehit, 2 yaralı

Kadın: 2 şehit, 3 yaralı

Erkek: 5 şehit, 21 yaralı

Toplam: 7 şehit, 26 yaralı


ŞÊRAWA

Çocuk: 12 şehit, 18 yaralı

Kadın: 5 şehit, 4 yaralı

Erkek: 4 şehit, 18 yaralı

Toplam: 21 şehit, 40 yaralı.


BM kararına rağmen

Efrîn Kantonu Sağlık Konseyi'nin verilere göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 28 Şubat'tan itibaren geçerli olmak üzere aldığı ateşkes kararından sonra geçen 6 günde (6 Mart’a kadar) Türk devleti Efrîn ve ilçelerinde 3 çocuk, 5 kadın ve 12 erkek olmak üzere 20 sivili katletti. 6 Mart'tan düne kadar da çok sayıda sivil, Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından katledildi ve yaralandı. 



Efrîn'e canlı kalkan oldular

QSD’nin meşru savunmasına canlık kalkan olarak destek veren halklar, direnişe güç ve moral veriyor. 

 Eşrefiyê Mahallesi'nde bir araya gelen binlerce kişi, gece gündüz alanlardan ayrılmayarak saldırılara karşı cephedeki çocuklarını yalnız bırakmıyor. 5 Mart'tan bu yana Kuzey Suriye’de başlatılan seferberliğe, Arap, Türkmen, Süryani ve diğer halklar da katılıyor.

 Canlı kalkan olanlardan 50 yaşındaki Qamişlolu Hediya Seid, Efrinlilerle omuz omuza direndiklerini belirtti. Seid, "Sonuna kadar dayanışacağız. Ülke bizim ülkemiz, toprak bizim toprağımız" dedi.

 Amudê'den gelen 40 yaşındaki Nisrîye Mehmud de şunları dile getirdi: "Biz buraya canlı kalkan olarak geldik. Efrîn'i öyle bırakmayacağız onlara."

Hasekê'den gelen ve Arap olduğunu vurgulayan Mihemed Hesen (26), "Bizler kendimizi bu ortak çatıda bulduk" diye konuştu. 

Til Temir'den geldiğini aktaran Mihemed Dawî ise sonuna kadar direneceklerinin altını çizdi. 




Kritik bir sürece girildi


Kritik bir sürece girildiğini belirten TEV-DEM Eşbaşkanı Asya Abdullah, yüz binlerce Efrînlinin katliamla yüz yüze olduğunu söyledi. 

Efrîn'in 52 gündür bombardıman altında tutulduğunu belirten Abdullah, "Efrîn'i tamamen boşaltıp işgal etmek istiyorlar" dedi. Direnişin de devam ettiğini kaydeden Abdullah, şöyle devam etti: "Ağır silahlarla vurup, Efrîn'i tamamen çembere almanın peşindeler. Yüzbinlerce Efrînli katliamla yüz yüze. Bunun sorumlusu uluslararası güçlerdir. Bunda herkesin sorumluluğu var. Onların sessizliği, Erdoğan ve ekibine güç verdi. Onlar bu durumdan güç alarak, Efrînli kadın ve çocukları katletti. Halen sessizliklerini koruyorlar. Fakat bunu herkes bilsin, Efrîn direnişi devam edecek."

Daha fazla ilerlemeden herkesin üzerine düşen siyasi ve insani sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Asya Abdullah, bu saatten sonra gerçekleşen her katliamın sorumlularının başta Rusya, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere bütün uluslararası güçlerin olacağını kaydetti. 




Kürtlerin yurdunu uydusu yapacak

YPG Efrîn sözcüsü Brûsk Hesekê, Türk devletinin Irak ve Türkiye'deki bazı Türkmenleri getirerek sınır hattına yerleştirmek ve kendine bağlı çete gruplarının himayesinde sınır hattında bir devletçik kurmak istediğini söyledi. Bunu da Efrîn ve çevre köylerdeki Kürtleri soykırıma uğrattıktan sonra hayata geçirmeyi öngördüğünü kaydeden Hesekê, "Son derece ciddi ve kirli bu oyunun kamuoyu tarafından bilinmesi önem arz ediyor" dedi.


Yeni bir durum

Türk ordusunun bir kolu Efrîn’e bir buçuk, iki kilometre yaklaştığını, ancak her şeyin bittiği anlamına gelmediğini ifade eden Hesekê, şu bilgileri verdi: "Söz konusu bu güç, Şêra ilçesi yönünden geliyor. Bu taraftan Efrîn'e yaklaşılmış. Cindirês  tarafından gelen güç 5-6 kilometre Efrîn'e uzak. Mabeta, Şêrawa, Efrîn şehir merkezi, Şiyê, Raco ve köyleri güçlerimiz tarafından kontrol ediliyor. Efrîn'e yaklaşan güç ile birlikte her şey bitti denilemez. Hayır, tam tersi bir durum söz konusu olacak. Bundan sonra yeni bir süreç, savaş ve sürprizlerin Türk devletinin karşısına çıkacağını söyleyebiliriz. Özellikle şehir merkezinde. Şimdiye kadar dağda savaştı, ancak savaş bundan sonra şehir ve köylerde yoğunlaşacak. Bu savaşa gücümüzü, irademizi daha da büyüteceğiz. 


Var olan tehlikeler 

Türk devleti Meydankê barajını ele geçirdikten sonra halkın suyunu kesti. Telefon hatlarını kesti. Halkı göç ettirmek için yaptığı baskılara rağmen halk yerinden yurdundan çıkaramadı. Halkımıza karşı yasaklanmış silahları kullandı, obüs, top ve tanklarla saldırdı. Halkı göç ettirmek için her türlü kirli yol ve yöntemlere başvurdu ama halkı göç ettiremedi. Şimdi de daha farklı ve çok kirli yöntemlere başvuruyor. Su, ekmek, yemek gibi halkın temel ihtiyaç kaynaklarını yok ediyor. Dünya kamuoyu ile uluslararası devletlerin bunu bilmesi gerekiyor."




Onlara bırakmayacağız


TEV-DEM Yürütme Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, Efrîn direnişinde gelinen aşamayı ve direnişin önemini ANF’ye anlattı.

Türk devletinin arazide ilerleyip şehri çembere aldığını, şüphesiz tehlikenin ciddi olduğunu belirten Xelîl, şunları söyledi: "Çünkü düşman sen özgür yaşama, halklarınla ve iradenle yaşama diye her şeyiyle saldırıyor.  Erdoğan'ın amaçları bellidir. Sadece Efrîn’i değil, yeryüzünde yaşayan tek Kürt bile istemiyor aslında. Tüm Kürdistan ve dünyadaki Kürtlerin iradesini kırmak istiyor. Bu nedenle Efrîn zaferi Erdoğan’ın Kürtleri imha planı ve çabasının kırılması anlamına geliyor.  Efrîn’de iradenin kırılması her 4 parçadaki Kürtlerin kaybetmesi anlamına gelir. Bu nedenle Efrîn’deki direniş Kürtler için bir var olma yok olma sorunudur. Ne olursa olsun ne kadar kayıp verirsek verelim, Efrîn’i onlara bırakmayacağız. Direnişimiz ve halkımızın bu duruşuyla kazanacağımıza inanıyoruz. Şehitlerimiz olacak. Fakat özgürlük irademizi ortaya koyacağız ve herkes de bu gerçeği kabul etmek zorunda kalacak.”




Fırat’ın da suyunu kesti


Kuzey Suriye halklarına yönelik katliamlardan geri durmayan Türk devleti, bir yandan da Fırat’ın suyunu keserek bölge halkını kıtlığa mahkum etmek istiyor.

İşgalci Türk devleti, Kuzey Suriye halklarına yönelik insanlık ve ahlak dışı saldırılarını sürdürüyor; uzun bir süredir Kuzey Suriye’ye akan Fırat’ın suyunu da kesiyor.

Bölge tarımında sulamadaki tek kaynağı olan barajların kaynağı olan Fırat’ın suyunun kesilmesiyle henüz bahar aylarının başında olunmasına rağmen baraj sularında gözle görülür bir gerileme söz konusu. Nehir yatağının bataklığa dönüşmeye başlamasının yanı sıra bölgedeki tarım ürünleri de susuzluk nedeniyle kurumayla yüz yüze kaldı. Öte yandan baraj sularının azalmasıyla elektrik üretimi de önemli oranda azalmış durumda.



ANHA/ANF/MA/EFRÎN

243

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA