Gün gelir aydınlık sabahlara uyanırız

Zindana sığmayan sesler... 2015 yılında Tunca Öğreten’e verdiği röportajda şöyle diyordu: “12 Eylül askeri darbeydi, şimdiki sivil darbecilik.” Mehmet Garip Yaş, Siverekli. Adana’da büyümüş. Şu an Düzce Hapishanesi’nde, hapishane koşullarına direniyor.

13 Mart 2018 Salı | Forum

Hazırlayan: Zabel MİRKAN


2015 yılında Tunca Öğreten’e verdiği röportajda şöyle diyordu: “12 Eylül askeri darbeydi, şimdiki sivil darbecilik.”

Kendisini “Dersimli” olarak tanımlayan Celalettin Can, 1975 yılında eğitim için İstanbul'a geldi. İstanbul’a gelişinden kısa bir süre sonra Dev-Genç’in başkanlığına seçildi. Devrimci Yol ve Devrimci Sol ayrışmasında Devrimci Sol saflarında mücadelesine devam etti ve 1977’de Kürdistan’a gitti. 1981 yılında Malatya’da yakalansa da, bir yıl sonra tünel kazarak hapishaneden firar etti. İstanbul'da tekrar yakalanan Can, 12 Eylül Darbesi’nde tekrar tutuklandı ve yoğun işkenceye maruz kaldı, yaklaşık 20 sene süren bir tutsaklık yaşadı.

1990’ların sonunda hapishaneden çıkan Celalettin Can, “78'liler Vakfı” isimli bir örgüt kurdu. Örgüt, 2004 yılında amacına ulaştı. 78'lilerin kamu yasakları ve vatandaşlık hakları meclis kararıyla iade edildi. 78'liler Vakfı, 1987'ye kadar işlenmiş suçlar nedeniyle kamu hakları kısıtlanmış insanlara, haklarının geri verilmesi için hazırlanan yasa teklifinin Meclis Adalet Komisyonu'nda kabul edilmesini sağladı. 78'liler Vakfı Başkanı olan Celalettin Can, 2013 yılında barış süreci kapsamında iktidar tarafından oluşturulan Akil İnsanlar listesinde yer aldı.


Adalet değil, hukuk hiç değil

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi üyesi olan Can, 7 Şubat 2018’de gözaltına alındı ve 15. gün tutuklandı. Can’a ilişkin tutuklama kararında ise, 12 Eylül davası ile ilgili çıkan mahkeme kararını protesto için korsan gösteri düzenlemek istediği, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile ilgili düzenlenen konferanslara katılım sağlayacağı, Halkların Demokratik Kongresi’nin(HDK) Türkiye Yürütme Kurulu toplantılarına katıldığına dair tape kayıtlarının olduğu, 'güvenlik güçleri’nin operasyon düzenlediği bölgelere battaniye ve beyaz eşya gönderilmesi hususunda yapılan kampanyaya destek olduğu, PKK/KCK örgütüne mensup insanlar için ‘şehit’ ibaresini kullandığı, kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile ilgili olarak korsan gösterilere katılması ve slogan atması gerekçeleri gösterildi. Mektubunda şöyle diyor Can: “Bu adalet değil, hukuk hiç değil. Gerçekten insanın içi acıyor, kalbi sızlıyor bu olup bitenlere. Ezcümle geçer. Her şey geçer… Gün gelir biz de aydınlık sabahlara uyanırız…”


Mektup Adresi:

Celalettin Can

Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı İnfaz Kurumu

C-19 Silivri /İstanbul




Hapishane koşullarına direniyor



Mehmet Garip Yaş, Siverekli. Adana’da büyümüş. Şu an Düzce Hapishanesi’nde, hapishane koşullarına direniyor. Düzce Hapishanesi’nin yoğunluğu, hapishanenin kapasitesinden iki kat fazla. 1500’den fazla tutsak var burada. Tutsakların mektupları bazen postaneye takılıyor, bazen de hapishane yönetimine. Kantinde daksil satışı dahi yasak. Nedeni ise bilinmiyor. 

Tutsakların dış dünyayla bağlantısını sağlayan araçlardan biri televizyon. Televizyonda 24 kanallı merkezi bir yayın sistemi var; ancak kanalların çoğu siyasi tutsakların izleyebileceği nitelikte yayın yapmıyor. Evrensel, Özgürlükçü Demokrasi gibi gazeteler listede yasaklı, hapishaneye alınmıyor. Cumhuriyet ve arada bir Birgün gazeteleri veriliyor. Radyolar ise hapishane yönetimi tarafından toplanmış. Tutsakların kendi paralarıyla kantinden satın aldıkları radyolar bunlar. Şu an ise kantinde, hapishane yönetiminin “uygun” gördüğü radyolar var ve bunlar tutsakların kullanabileceği radyolar değil, FM bandı olan küçük radyolar hepsi. 


Kitap: Kripto haberleşmede araç

Aynı zamanda yazar da olan tutsak Mehmet Garip Yaş’ın mektubunda aktardığına göre tutsakların diğer faaliyetleri de kısıtlanmış durumda. Yaş, kitap okumak dışında fazla bir seçenek de bırakmadılar aslında bize, diyor ve onun da bir sınırı olduğunu ekliyor. Yanlarında yalnızca 10 kitap bulundurabiliyorlar. Hatta bir dönem dışarıdan gönderilen kitapları almaları dahi yasaklanmış. Gerekçe ise kitapların “Kripto haberleşmede araç olarak kullanılabilecekleri.” Bu uygulamanın, diğer uygulamalar gibi, hukuki bir dayanağı yok. Düzce Hapishanesi’nde tutsaklar konuyla ilgili infaz hakimliğine başvurmuşlar; ancak başvurularına olumsuz bir yanıt gelmiş, tutsaklar ona da itiraz etmiş. 15 Temmuz’dan sonraki OHAL ilânından itibaren ise atölyelere ve diğer faaliyetlere katılmaları yasaklanmış.


1500 tutsağa tek doktor

Hapishanedeki 1500’den fazla tutsakla tek bir doktor ilgileniyor. 2-3 ayda bir revire çıkabilenler görece şanslı. Aylarca revire çıkamayan tutsaklar oluyor. Bunların yanında kronik hastalıkları olanlar da var. Hapishanenin verdiği yemeklerin yetersizliğinden dolayı yeterli beslenemeyen tutsaklarda zamanla başka hastalıklar da gözlemlenebiliyor. Diğer tüm hapishanelerin temel sorunlarından olan hijyen sorunu bu hapishanenin de temel sorunlarından. Günlük kota var ve kişi başı soğuk 200, sıcak ise 50 litre su veriliyor. Kürtçe bilen personel olmadığı için tutsaklara gelen ve tutsakların gönderdiği Kürtçe mektuplar için tercüman ücreti isteniyor. Kıyafetler ile ilgili renk kısıtlamaları, burada da devam ediyor.


Mektup Adresi:

Mehmet Garip Yaş

T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu 

A–24 Çilimli / Düzce



399

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA