Mülksüzler’in hikayesi

Ursula K. Le Guin 88 yaşında yaşama veda etmişti. Uzunca bir süre bununla ilgili bir şey yazamadım, belki tam ne söyleyeceğimi bilmediğim için.

12 Mart 2018 Pazartesi | Kültür-Sanat

LEVENT MOLLAMUSTAFAOĞLU * 


Ursula K. Le Guin 88 yaşında yaşama veda etmişti. Uzunca bir süre bununla ilgili bir şey yazamadım, belki tam ne söyleyeceğimi bilmediğim için.

Bilim Kurgu ve fantaziyle uğraşmam 1970’lerin ortasında başladı. Kadıköy Maarif Koleji’nde (Şimdi Anadolu Lisesi) okudum. Eğitimimiz İngilizce olduğu için okul dışında da İngilizce kitaplar okumaya çalışırdık.

Liseye geçip hafta sonlarına kendi başıma dışarı çıkmam mümkün olduğunda Beyoğlu’na gidip Sander Kitabevi’nde kitap arardım. Bazen Hachette’e de bakardım ama benim ilgilendiğim bilim kurgu kitapları genelde Sander’de bulunurdu. 1930-60 arası yazan ünlü yazarların kitapları, en sevdiğim yazar Philip K. Dick’in kitapları genelde oralardan alınmıştı.

Başka bir tür bilim kurgu yazılabileceğini kanıtlayan Le Guin’le tanışmam üniversitede oldu. Boğaziçi Kütüphanesi’nin hafif başınızı döndüren kokusuyla gerçek bir kütüphane havası veren raflarında Earthsea üçlemesinin kitaplarını keşfettiğimi hatırlıyorum. Tolkien’i de aynı yıllarda keşfetmiştim. Le Guin’in kitapları kısa sürede ilgi alanımın tam ortasına yerleşmişti.


İlk kitap Mülksüzler

Kitaplığımı kontrol ettiğimde aklımda kalanın gerçek olduğunu doğrulayabildim: İlk aldığım Le Guin kitabını 1981’de almışım ve bu 1974’de yayınlanan The Dispossessed(Mülksüzler).

Kitabı çevirme fikri kimden çıktı hatırlamıyorum. Hatırladığım şey, 1987 yılında Metis Çeviri dergisinin yayına başladığı ve benim Yayın Kurulu’nda yer alarak ve ilk birkaç sayıya epeyce katkıda bulunarak uzun zamandan beri daha fazla zaman ayırmak istediğim çeviri alanına yoğun şekilde girdiğim gerçeği. 

Bu yoğunluğun bir sonucu olarak 81’lerde okumuş olduğum ve beni sarsan bu kitabı çevirmeye karar vermiş olmam. Bir anlamda Shevek kendime örnek alabileceğim bir kahramandı: Bilim adamıydı ve bireyin özgürlüğünün ve inisiyatif alma yetisinin yok edildiği hiçbir rejim - içine doğmuş da olsa - ona kabul edilir gelmiyordu.


Ursula’nın dili

Ursula’nın her kitabı kuşkusuz başka ilginçlikler taşır içinde ama bu kitapta beni çeviri açısından zorlayan ama aynı zamanda heyecanlandıran kullandığı dildi (tabii Karanlığın Son Eli'ndeki androjen toplum ve kimliklerinin bir parçası olarak zorunlu bir şekilde cinsiyetsizleşen dilleri daha zorlayıcı olabilir). Shevek ve Takver’in parçası oldukları ama zaman geçtikçe yabancılaştıkları Anarres toplumunda dilde sahiplik iması taşıyan herhangi bir kavram olamıyordu:

Zayıf bebek ayağa kalktı. Yüzü günışığı ve kızgınlıkla parlıyordu. Bezi düşmek üzereydi. “Benim!” dedi yüksek, çınlayan bir sesle. “Benim güneş!"

“Senin değil,” dedi tek gözlü kadın, kesinlik içeren bir yumuşaklıkla. “Hiç bir şey senin değil. Kullanmak için var. Paylaşmak için var. Eğer paylaşmazsan kullanamazsın”.

Kitapta Anarres’in kuruluşuna öncülük eden, ama kendisi bunu göremeyen filozof Odo’nun bir çok “özlü sözü” de vardı ve bunları Türkçe’de de aynı etkide yansıtabilmek önemliydi. Bir kaçını hatırlayalım:

“Araç amaçtır”

“Gerçek yolculuk geri dönüştür”

“Bütün olmak parça olmaktır”

“Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak"

Mülksüzler isminin tam nasıl önerildiğini de hatırlamıyorum ama yanılmıyorsam Bülent Somay’ın önerisiydi. Metis daha önce politik kitaplar basan bir yayıneviydi ama Edebiyat dizisi daha yeni başlamıştı, Mülksüzler bu serinin daha 10. kitabıydı.

Mart 1990’da ilk baskısı çıktığında bu kadar popüler olacağını, 2017 yılında 17. basıma ulaşacağını, daha sonra Ursula Le Guin’in Turkiye’de popüler olmasını ve tüm kitaplarının yetkin çevirmenlerce çevrilmesini bir anlamda sağlayacağını öngörememiştim doğrusu.


Parlak bir akıl

Ursula Le Guin bize veda etti ama web sayfası halen aktif. Buradan belki son on yılda neler yaptığını, neler düşünüp yazdığını takip edebilirsiniz: http://www.ursulakleguin.com/UKL_info.html.

İleri yaşında bile ne kadar parlak bir aklı olduğunu ve politik duruşunu, yaşam hakkındaki görüşlerini ne kadar sağlam bir şekilde ortaya koyduğunu görmek için 2014’te 85 yaşındayken bir üniversitede katıldığı bir soru-cevap seansında görebilirsiniz. Bu söyleşıde Mülksüzler’in yazılışıyla ilgili kısa bir bölüm de var.


İlham verdi

Yaşamamızı zenginleştiren Le Guin artık yok ama bir çok insanın keşfetmeye ancak ömrünün yeteceği kadar çok ürün vermiş olması onu kalıcılaştırıyor ve sonraki kuşaklara da umut ve ilham vermesini sağlıyor kanımca.

Mülksüzler’i izleyen yıllarda hep kurduğum bir fantazi vardı: Le Guin’i yaşamının büyük kısmını geçirdiği Portland’da ziyaret etmek ve onunla kitapları, özellikle de Mülksüzler konusundaki düşüncelerini paylaşmak. Bu artık mümkün değil ama onu kitaplarıyla, söyleşileriyle yeniden keşfederek hayalimde bu paylaşımı yapacağım...


* Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler’in Türkçe’ye kazandıran çevirmen.




Le Guin’in 'Anlatış'ı film oluyor



Geçtiğimiz Ocak ayında hayatını kaybeden Ursula K. Le Guin‘in önemli romanlarından “Anlatış” izleyici ile buluşmaya hazırlanıyor.

Le Guin‘in, vefatından kısa bir süre öncesine kadar uyarlamanın genel hatları üzerinde çalışmaya başladığı “Anlatış”ın beyazperdeye geleceği, yapım şirketi Bayview Films tarafından doğrulandı.

Uyarlamanın senaryosunu, 2017 Haziran ayında vizyona giren 20 Weeks filmi ile yıldızı parlayan Leena Pendharkar kaleme alıyor ve aynı zamanda yönetmen koltuğundaki isim kendisi. Başrolde ise Battlestar Galactica ve Star Trek: Discovery’den Rekha Sharma yer alacak.

Pendharkar, proje hakkında The Hollywood Reporter’a yaptığı açıklamada, “Bilim kurgunun en saygın eserlerinden birini beyaz perdeye taşıyacak olmaktan onur duyuyorum, özellikle de güçlü kadın seslerine ihtiyaç duyduğumuz şu zamanlarda. 'Anlatış', teknolojinin işgal ettiği bir kültürün içinde yolunu bulmaya çalışan bir kadının, insancıl hikayesini anlatıyor” dedi.

2018 yılı içerisinde çekimlerinin başlaması beklenen filmin, 2019’da vizyona girmesi planlanıyor.



103

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA