Birleşmiş Milletler mi birleşmiş iktidar güçleri mi?

Leyla BEDÎRXAN

12 Mart 2018 Pazartesi | Forum

Bir dünya savaşından sonra kurulmuş, ancak çeşitli sebeplerden dolayı II. Dünya Savaşını önlemekte başarısız kalarak, 1946’da hukuki varlığı son bulan Milletler Cemiyeti’nin mirasını devralan BM (Birleşmiş Milletler), günümüz Ortadoğusunda adeta III. Dünya Savaşının yaşandığı bir dönemde tarihi bir sınavdan geçmektedir.    

Ünlü “BM” ismi geçtiğinde, insan sanır ki, gerçekten millet dedikleri halkların birliğidir. Yine bu Birliğin temel amaçları arasında, kağıt üzerinde 1. madde de özetle uluslararası barış ve güvenliği sağlama; uluslararası dostça ilişkiler geliştirme; ekonomik, sosyal, kültürel gelişmeyi sağlama ve insan haklarını koruma yerleştirilmiştir. 

Özellikle Efrîn gibi uzun bir geçmişe sahip olan ve barışı simgeleyen zeytin üreticiliğiyle nam salan bir şehire bugün BM’nin daimi üyesi olan Rusya devletinin desteğiyle Türk Devleti en acımasız bir şekilde, çağın en gelişmiş savaş uçakları, tank ve toplarıyla saldırmakta. Türk Devleti’nin ağır bombardımanları sonucunda özetle her gün çocuk, kadın, genç, yaşlı yeni sivil-masum insanların kayıpları yaşanmakta. Binlerce hektarlık zeytin tarlaları yok edilerek tam bir doğa katliamı yaşanmakta. Efrîn çevresindeki köylerden binlerce köylü-emekçi insan köylerini, atalarından kalma öz topraklarını terketmek zorunda kalarak, Efrîn şehir merkezine sığınmakta. Tüm bu durumların yaşanmaya devam ettiği bu süreçte, bir barış gücü olduğunu iddia eden BM, sadece “Suriye’de bir aylık ateşkes kararı”nı çıkarmıştır. Bu kararının da ilgili devletler tarafından hiçbir biçimde ciddiye alınmadığını bildiği halde, halen Suriye’de yaşanan savaşa karşı, özellikle de Türk Devleti’nin Rusya’nın desteğiyle sürdürdüğü Efrîn’i işgal saldırısına karşı somut bir adım atmış değildir. Efrîn’de bir halk yok edilmeye çalışılıyor, bir halk topraklarından sürülmeye çalışılıyor. Ve bu insanlık dramını BM’ye üye tüm ülkeler havadan anı anına kamerayla izlemekte, çok iyi bilmektedirler.  

Sömürgeci Türk Devleti’nin şuan Efrîn’de uyguladığı tam bir soykırımdır; bir savaş suçudur; bir etnik temizliktir; insanlığa karşı bir suçtur. Halen niye sessiz kalınmaktadır? Özellikle BM’nin bu süreçte Suriye için aldığı “bir aylık ateşkes kararı” Türk Devleti ve Rusya tarafından hiç ciddiye alınmadığı halde, niye tavırsız kalınıyor? Acaba BM’nin Efrîn’deki işgal saldırısına karşı olan bu tavırsızlığı ve kayıtsızlığı bu suça ortak olduğundan mı? Şimdi bu çelişkiler toplumun birçok kesimini düşündürmekte, kuşkuyla izlenmekte ve şayet BM’nin bu tavırsızlığı ve kayıtsızlığı daha da sürerse, BM özelde Kürtler, genelde de halklar nezdinde geçerliliğini yitirir. Ve sonuç itibariyle BM, dünyada barışı sağlamaya çalışan bir milletler birliği değil de, iktidarlarını ayakta tutmaya çalışan elitlerin birliğinden başka bir anlam taşımayacaktır.  

Bu durumda BM, nasıl tüm halklara kendisinin bir dünya barış gücü olduğunu iddia edebilir? Gerçek anlamda ne kadar evrensel bir hüviyet kazanabilir? Zaten mirasını devraldığı Milletler Cemiyeti de bu yönüyle evrensel bir hüviyet kazanamadığı için dağılmak zorunda kaldı. Bir de, hatırlatma amacıyla şunu da eklemeden edemeyeceğim; Milletler Cemiyeti Konseyinin daimi üyesi olan Sovyet-Rusya, 1939 yılında Örgüt üyeliğinden ihraç edilmişti. Bu açıdan, özellikle BM’nin ve daimi üyesi olan Rusya’nın tarihi geçmişlerini bir kez daha gözden geçirmelerinde, geçmişten önemli dersler çıkarmalarında fayda var. 

Ve bugün Avrupa’da yaşayan Kürtler ve çeşitli Avrupa halklarından demokratik, özgürlükçü dostları Efrîn’i sahiplenmek için ve Türk Devleti’nin Efrîn’de gerçekleştirmeye çalıştığı işgal operasyonu, soykırım ve etnik temizlik saldırılarına karşı ciddi bir tutum sergilemeleri için tüm BM güçlerine seslerini duyurmak amacıyla Birleşmiş Milletler merkezi önünde eylemde. Bu eylemde yer alan insanlar Efrînlilerle empati kurarak onlar için bir şeylerin yapılması gerektiğine inanmaktalar. Ve bu temelde BM’nin üstlendiği barış gücü olma sorumluluğunu yerine getirmesini istemekteler. 

Böylesi bir durumda eğer BM bir iktidar güçlerinin birliği değil de, gerçek anlamda Birleşmiş Milletler kuruluşu olduğunu ve halklar nezdinde geçerliliğini yitirmek istemiyorsa, artık Efrîn üzerinde yürütülen Türk Devleti’nin işgal saldırısına yanıtsız kalmamalı, insan haklarını savunma adına var olan sorumluluğunu yerine getirmelidir.


198

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA