Zerga’nın ağıdı

Zerga ve Mihemedê Seîd Axa üzerine söylenen klam Kürt müziğinin en trajik ve duygu dolu şarkılarından biridir. Çok güçlü bir aşk öyküsüdür. Zerga ateş kadar yakıcı aşkını dillendirirken aslında sömürgeciliği, katliamları ve Kürdün gerici yönüne karşı olan öfkesini haykırıyor.

13 Kasım 2017 Pazartesi | Dizi

AZİZ OĞUR


Güzeller güzeli Zerga, Mihemedê Axê (Mihemedê Daqorî)’nin aşkıyla yanıp tutuşuyor. Ancak aşiretsel statüler, Kürtlerin toplumsal yasaları, kadının çaresizliği, sömürgeci güçlerin soykırımcı politikaları ve Mihemedê Daqorî’nin Zerga’nın büyük aşkına ilgisiz kalması nedeniyle bu aşk cehenneme dönüşüyor. Dedikoduların yayılmasıyla birlikte Zerga, Seîdê Hecî Şêxmus isimli üç eşli yaşlı bir aşiret ileri geleniyle zorla evlendirilir. Evlendirilir, ama Mihemed’e olan aşkını itiraf etmekten çekinmez ve dayanılmaz acılar yaşadığı için Mihemed’in de aynısını yaşamasını diler ve şöyle yakarır: “Yüreğimi yaktın, beni erittin, buna hakkın yok, yüce Tanrı’dan dileğim sen de yanasın, eriyesin.“



Amûdê sinemasının kahramanı

13 Kasım 1960’ta Suriye’nin Baas rejimi, Rojava Kürdistan’ın Amûdê kentinde çocukları okul etkinliği adı altında sinemaya doldurur. Kapılar kilitlendikten sonra sinema ateşe verilir. Yangında 283 Kürt çocuğu can verir. Bu trajedinin acıları daha taze, yaraları da sarılmış değil. 

Yangın haberinin duyulmasıyla Amûdê halkı sinemanın önüne koşar fakat, alev topuna dönen sinemaya kimse yaklaşamaz. İşte tam bu sırada Mihemedê Daqorî, alevlerin arasına dalar ve her seferinde birkaç çocuk kurtarır. Defalarca ateşin içine girer, çıkar. Son girişinde sinemanın çatısı çöker çocuklarla birlikte Mihemed can verir. 

Bu acılı olay Zerga’nın bedduası, sitemi ve isyanıyla bağdaştırılır. Daha doğrusu, aşık bir Kürt kadının tutan ahıdır Mihemed’i yakan. Sitemine, isyanına ve bedduasına rağmen Zerga, Mihemedî hala çok sevmektedir. Zerga’nın isyanı onu öldürmüş olsa da, bu ölüm Mihemed’i kahramanlaştırır ve ölümsüzleştirir.  

Ahıyla onu öldürür, ama sıradan bir ölümle değil; onu kahraman yaparak. Zerga’nın aşkı Mihemedi yakar ve ölümsüzleştirir.


 

Mihemed’in statüsü

Şarkının sözlerinden Mihemed’in; hem toplumsal, aşiretsel hem de ekonomik olarak üst tabakadan biri olduğu anlaşılıyor. Şarkının hemen her bölümünün girişinde söylenen, “Ez bi Amûda bavê Mihemed ketim. (Mehemed’in babasının Amûdêsi’ne gittim)’’ sözleri, Mihemed’in babası Seid Axa’nın Amûdê’nin en varlıklı ve önde gelen kişisi olduğunu gösteriyor.

Zaten Zerga da şarkısında, Mihemed’in statüsünü şöyle anlatıyor: “Mihemed, jipin sürücüsü, Fehat’ın babası, Dilşa’nın abisi, Şam’ın mebusû (Sait Axa aynı zamanda milletvekilidir), Kürtlerin reisi, aşiretin ağası, dükkanları işleten tüccar, Amudê sinemasının sahibi…’’

Mihemed’in yiğitliği ise “Elindeki tüfek acem altılısı’’ sözleriyle ifade ediliyor. 



Zerga’nın sözleri

Zerga, aşkını dillendirirken Kürt sözlü müziğinin tüm nüve ve hünerini; Kürtlerin toplumsal yaşamını gözler önüne seriyor. Zerga aşkı ateşe ve ateşe dair yakıcı sembol ve imgelerle ifade ediyor: 

Örneğin, “Derdê dilan derdekî no (dijwar) ye, ne bi şev û ne bi ro ye. Weke agirê ku mirov berde wê sênca sor çilo ye (Gönül derdi yakıcıdır, yıllarca güneşte kurutulan kırmızı meşenin yanmasına benzer)“ diyor. Mihemed’in kendisine yaptıklarını da şöyle anlatıyor:  


“Beni ne istedin, ne kaçırdın

Beni öldürmedin ama erittin

tandır şişine çevirdin, kapkara bıraktın

sakız yaptın beni, iyilerin kötülerin ağzına doladın

iğne ipliğine çevirdin ama koparmadın

içimi, yüreğimi yaktın, beni erittin

buna hakkın yoktu

yüce Tanrı’dan dileğim sen de yanasın, eriyesin…’’



Statüye isyan

Zerga’nın başvurduğu doğal bir yöntem de aşkının büyüklüğünü ifade etmek için kendisini küçültmek oluyor. Alçak gönüllü, mütevazi ama büyük bir aşkı içinde barındıran bir Kürt kadınıdır Zerga. Bunun için de tüm aşiretsel, ailesel ve toplumsal statüleri red ediyor. Bu statülere karşı sığındığı tek kimlik aşkıdır, bunu da şarkılarla ifade ediyor:


“Ne Milli’yim, Ne Kiki’yim

Sabah, öğlen akşam, 

beş vakit Erebkende yolu, 

Tilhebeş köyünün önünde oturuyor, onu bekliyorum.

Gelip geçenler soruyor; kimsin, burda ne arıyorsun!

Aslımı, soyumu sopumu sormayın

beni onun aşiretinden bir köpek kabul edin

Eğer tanımadıysanız ben Zerga’yım, Evdî’nin Zerga’sı

Seîd Axa’nın oğlu Mihemed, Daqorîli yiğidin dostuyum”



Zerga, Mihemed’e olan aşkını hiçbir kaygıya kapılmadan dillendiriyor. Bu aşk çok kısa bir sürede tüm Amûdê’nin dilindedir artık. 

Zerga, Evdiyê Xelo isimli Amûdê’nin ileri gelenlerinden birinin kızıdır. Zaten Mihemed de Daqorî aşiretinin lideri Seid Axa’nın oğludur ve Amûdê’nin sahibi olarak bilinir. Aynı zamanda Seid Axa Suriye parlementosunda milletvekilidir. Ailelerin konumu da eklenince Zerga ve Mihemed’in aşkı herkesin diline düşer. Babası söylentilere öfkelenir; Zerga’yı Amûdê’nin önemli aşiretlerinden Gabara aşiretinin ileri gelenlerinden Sehîdê Hecî Şêxmûs ile zorla evlendirir. 

Ne yazık ki, Mihemedê Daqorî, Zerga kadar cesur değildir ve aşkını sahiplenmez; bu aşkın aşiretler arası husumete veya namus davasına dönüşmesinden korkmaktadır. Onun için sessiz kalmayı tercih eder. Burda Mihemed’in vurdumduymazlığını da görmek mümkün. Sonuçta Zerga’nın taşıdığı büyük sevgiyi Mihemed’de göremiyoruz. O zamanın toplumsal gerçekliğinde de ismi bir erkekle anılmış bir kadını, gelin olarak almak çok zordu.

Mihemed durumu kabul eder. Ancak Zerga öleceği güne kadar kendisine dayatılanı kabul etmez; şarkılarla isyanını dillendirir. Serzenişidir Mihemed’e; “neden gelip beni istemedin?“ diye sorduğu şarkılar…


 

Ben Zergamın gözündeki sürmeyim

Zerga, aşiret kurumunun dayattığı statülere karşı öfkelidir. Alt tabakadan birisi olması durumunda aşkına kavuşacağını düşünmektedir. Hüznünü bol “keşke“ li şarkı dizeleriyle dillendirir:


“Keşke küçük kardeşim kuzu çobanı olsaydı

Keşke şapşal annem ev ev dolaşan bir dilenci olsaydı

Keşke yaşlı babam milletin odasında sigara izmaritlerine kalsaydı

Keşke Seîd Axa’nın Mihemed’in jeep’i Mendubiyê köyünden hazırlanıp gelseydi ve Zerga babasının evinde bir gece misafir kalsaydı.“

Stran, aynı zamanda o sürecin günlük yaşamı ve ekonomik düzeyine ilişkin de bigileri içeriyor. Hayvancılık temel geçim kaynağıdır; koçerlik yapılmaktadır. Baharla birlikte sürüler, daha iyi beslenebilecekleri otlaklara götürülür. Rojava’da bu yolculuk “Koçeri” olarak adlandırılıyor. 

Koçeri için hazırlıkların yapıldığı sırada, tam yola çıkılacakken Mihemed’in jeepinin onlara doğru geldiği haberi Zerga’ya ulaşır. Bunun üzerine Zerga o güzel yolculuktan feragat eder ve şöyle seslenir arkadaşlarına: “Siz gidin, oğurlar ola… Mihemed’in kara kaş ve gözleri için ben çadırımı meşe ağacının dalına bile kurabilirim“ der. 

Ölümüne Mihemed’i sevdiğini, “Karaları, kefeni ve sabunu almışım elime, yolunu gözlüyorum“ diye belirtirken; Mihemed’in onun aşkına neden sahip çıkmadığını da şu sözlerle haykırır: “Yanıma vardığında ona derim ki; genç kızlığımın, güzelliğimin hatırına..! Niye beni kaçırmıyorsun.“

Hemen ardından Mihemed’in aşklarına sahip çıkması durumunda canını seve seve vermeye hazır olduğunu haykırır: 

“Mihemed’in babasının Amûdêsi’ne vurdum kendimi

nehirin kenarındaki şehre bakıyorum

Mihemed’in elindeki tüfek altılı acem cinsinden

O tüfeği tümseğe tünemiş olan ben güvercine çevir

Yeter ki cesaretini topla ve

bir seferlik de olsa dost ve arkadaşlarının arasında 

haykır;

Hey heeeey…! Ben Zergamın gözündeki 

sürmeyim diye…’’


Ez ne berx im ne kavir im... Belindir im!

Zerga, stran boyunca her bölümde kendini farklı bir şekilde tanıtır. Bazen Mihemed’in aşiretinden bir tole-köpek, bazen bir yükseltiye tünemiş bir güvercin, bazen de kendini, “belindir“ olarak tanıtır. “Ez ne berx im ne kavir im... Belindir im- (kuzu değilim, toklu (bir yaşındaki kuzu) değilim, Ben Belindir (Belindir’in Türkçe karşılğı yok)“ derken, aslında bir yaşını henüz geçmiş olgunlaşmış ve yavrulamaya hazır bir genç koyun olarak tanıtıyor. Kürdistan’da berx, beran, kavir, xezal gibi isimlendirmeler övgüdür. Ve Zerga’nın ‘belindir’liği kendisinin ne kadar serpilip güzelleştiğini ve aynı zamanda anaçlığını anlatıyor.

Kendisi ‘belindir’ iken Mihemed’e ise tüccar rolü biçiyor:


“Kuzular, sürüler Amûdê harabelerine doğru gidiyor

Arkadaşlarına bir kuzu alacağını söyle…

Amûdê Harabesine geldiğinde önce etrafına bir göz at 

elindeki sopa ile bana dokun ve bu Qera Zom -en iyi koyun cinsi olarak bilinir- benimdir de.’’


Bu sözlerden sonra, Zerga aşkına sahip çıkma kararlığını, kendisini sevdiğinin arkasından yuvarlanan bir boncuk tanesine benzeterek şöyle anlatıyor:

“Olabilir ki iyiliğini istemeyen, bizden hazmetmeyen birileri bu Qera Zom koyunu pahalıdır sakın alma diyebilir.

Eğer beni kendinle götürmezsen, bir boncuk olur arkandan yuvarlanırım…’’


Benim için damlarda dolaşma

Zerga ile Mihemed’in yaşadığı dönemde Kürdistan’da gençler aşklarını, damdan dama birbirine tutukları aynalarla ifade ederlerdi. Genç kadın dama çıktığında, erkek ona ayna tutar ve güneşin ışınlarını gözüne yansıtırdı. Eğer kadın da aynasıyla karşılık verirse, bu aşkın başlangıcı olurdu. 

Şarkının sözlerinden belli oluyor ki, Mihemed de Zerga’ya ayna tutmuş ve aşkını itiraf etmiş. Belki de geçici bir hevesle yapmıştı ya da sonra geri adım atmıştı; ama Zerga öfkesine, kırgınlığına ve onu üzmesine rağmen Mihemed’i yüceltmeye devam ediyor. Üstelik Mihemed’in sıradan gençler gibi damlara çıkıp ayna tutmasını da ona yakıştırmadığı kesin. Zaten şarkının bir bölümünde Mihemed’in kendisine gelmesi, ağırlığını bilmesi ve kendisine yakışanı yapmasını şöyle ifade ediyor:


“Axa canım sana kurban kihele (asil at cinsi) binme, 

düşersin diye korkarım… 

Axa Allah’ın hatırına develere binme, 

göçebe olmandan, yollara düşmenden korkarım…

Benim için damlarda dolaşma, 

maskara olmandan korkarım….

Bilmiyor musun yalan dünyada bu gönül ister ki, 

hep ağa kalasın…’’


Zerga’nın vasiyeti 

Şarkının sonuna doğru Zerga onu nelerin beklediğini söylüyor. Yaşlı ve üç eşli bir adamla evlendirilmiştir; isyanını şöyle haykırır:


“Babam Evdî, hayır işlesin, hayır görmesin,

Kırmızı buğday eksin, yabani otlar yeşersin, 

kıtlık başlasın,

Beni Mihemedê Axê, jeepin sürücüsü ile evlendirmedi

Beni çobanların peşinden giden köpek; 

Şêxmûsê Hiso ile evlendirdi

Beni üç eşli Şêxmûsê Hiso ile evlendirdi

Serpilmiş taze vücudumu kokuşmuş ağzıyla kirletecek’’


Zerga ölümün yakın olduğunu bilir ve bunu şarkıda dile getirir. Zaten evlendirildikten kısa süre sonra hayata veda eder. 

Zerga vasiyetini şarkının dizlerinde söyle dile getiriyor:


“Gelip halimi sormuyorsun, bugün dünden de kötüyüm,

Kaç zamandır ölüm meleği, feleğin elçisi azrail 

canımı benden istiyor

Babamı ve kardeşlerime söyledim

Mihemed’e haber gönderin gelsin benim ziyaretime

Eğer beni ziyarete gelmese, 

O zaman tabutumu yıkılası Amûdêye götürürsünüz

sonra da ona söyleyin, gelsin mezarımda 

bir fatiha okusun.’’



Zerga’nın kaderi ne oldu?



Dengbejler, Kürt sözlü edebiyatında tarihi bir olayı, trajediyi topluma aktarmanın en etkili yöntemini, söyledikleri destan ve mizansenlerde, olayı kadın ağzından vermekte bulmuş. 

Kürt destanları ve dengbejlikte çoğunlukla aşk, trajedi ve toplumsal felaketler kadının anlatımı üzerinden topluma aktarılmıştır. Derwêşê Evdî destanı Edulê’nin ağzından dillendirilmiş. Derwêş ölünce, Edûlê onun başını dizine koyar ve destanı başından itibaren söyler.

Cembeliyê Kûrê Mîrê Hekariya û Binevşa Narîn destanında da aynı yöntemi görüyoruz. Binevş oğlu Cembeli’nin beşiğini sallarken, “Lori lorî Cembeliyê min lori…“ ninisini araya serpiştirdiği dokunaklı bir şekilde başından geçenleri ve kavuşamadığı Cembeli’ye aşkını anlatır. Qasimê Meyrê, Bavê Fexriya ve Hedka Qaso tarafından dillendirilen Hesenê Mala Mûsa gibi birçok kilam ve destanları da aynı şekilde anlatılır. 

Ancak Zerga ve Mihemedê Seîd Axa kilamı daha çok Xirabo kilamı gibi ele alınmış. Kadın kendi aşkını dillendiriyor. Hatta kendine, aşkına, aşığına ağıt yakıyor. Zerga ve Mihemedê Seîd Axa’da ise özgün bir yön Zerga’nın tüm performasın aktörü olarak öne çıkması. Yani hem kahraman, hem mağdur, hem de üst perdede bir sanatsal anlatımla kendi trajedisini dillendirebilen bir beceriyi görmek mümkün. Böyle olunca da trajedinin boyutu ve yakıcılığı daha da büyüyor. 

Mihemedê Daqorî’ye olan aşkı sonuçsuz kalıyor. Aşk ateşiyle yanmıştır ve Mihemed’in de onun gibi yanmasını ister; beddua eder. Şarkıda Mihemed’in ölümünden hiç bir şekilde bahsedilmez; Amûdê sineması yangını ile ortaya çıkan trajik sonda da yoktur. Üstte verdiğimiz destan ve kilam örneklerinin aksine Zerga ile Mihemedê Seîd Axa kilamı ta en başından beri söylenmiştir. Yani Mihemed ölmeden, sinema yangını çıkmadan önce, Zergan’ın bir serzeniş ve isyanı olarak. 

Amûdê sineması yangını Kürt yakın tarihinin önemli bir trajedilerden biri. Mihemedê Daqorî ve 286 Kürt çocuğu o yangında can verdi. Mihemedê Daqorî’nin fotoğrafları mevcut. Ancak Zerga’nın kaderi ne oldu tam olarak bilinmiyor. 

Netleşemeyen şu: Ağır hasta olan Zerga bunları söyler ve Amûdê sineması yangınından önce ölür. İkinci bir olasılık ise Mihemed’in ölümünden sonra Zerga’nın bunu bir ağıt olarak söylemiş olması. 

Her ne kadar destanın asıl kahramanı Zerga olsa da toplumsal gerçeklik öykünün kahramanını Mihemed olarak gösteriyor. Halbuki Derweşê Evdî’yi Derwêş yapan Edûlê dir. Siyabend’in Xecêsi, Salihê Pisman’in Nûrêsi, Hesenê Mala Mûsa’nın Hedka Qaso’sunda olduğu gibi, eğer Kürt yakın tarihinin trajedisi Amûdê sineması yangınının kahramanı Mihemedê Daqorî halen anılıyorsa, onu var eden Zerga’dan başkası değildir. 

Ama Zerga bilinmiyor, tanınmıyor, fotoğrafı yok, ne olup bittiği ile ilgili tek bir bilgi yok. Amûdê’nin tartışmasız kahramanı Zerga’dır. Çünkü Zerga yitik bir aşkın, kavuşamamanın sembolüdür.


1093

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA