Bir ‘Kitap Fuarı’ masalı

Muhalif ve Kürtçe kitap basan ya da Kürdistani yayınevleri daha kıyıda, köşede kalmış durumda. Daha çok parası olan daha iyi yerlerde kendine yer buluyor.

11 Kasım 2017 Cumartesi | Kültür-Sanat

TUĞÇE KARA


Yaklaşık bir saat yolculuğun ardından ulaşıyorsunuz Beylikdüzü’ndeki TÜYAP kitap fuarı alanına. Çileniz bitti mi? Hayır. Girişte uzun kuyruklar ve okul servisleriyle gelen, öğretmenlerin dahi zor kontrol altına alabildiği onlarca öğrenci topluluklarıyla karşılaşıyorsunuz. Bu sene bir salon daha eklenmiş, 12. salon. Her salonda test kitaplarından, kişisel gelişim kitaplarına dek on binlerce kitap bulabileceğiniz yüzlerce yayınevi sizi bekliyor.

Peki bu kaosta nasıl sağlıklı bir yol izleyebilirsiniz? Öncelikle ihtiyacınız olan kitapların bir listesini yapmanızı tavsiye ederim, yanına mutlaka kitabın hangi yayınevi tarafından yayımlandığını da yazın. Salonlara girişte size danışmanlık hizmeti veren fuar görevlileriyle karşılaşacaksınız, onlardan mutlaka bir harita edinin. Haritada hangi yayınevi nerede, doğrudan görebileceksiniz. Yayınevlerini de bulduktan sonra maceranız başlayacak.




Yer kapmaca oynayan yayınevleri


Fuarda ilk ilginizi çeken zaten büyük olan yayınevlerinin iki veya üç ayrı yerdeki standları olacak. Ya kitap fazlalığından ya da okurların ulaşımına daha açık olmasından, bazı büyük yayınevleri bu yöntemi tercih etmiş. Küçük veya butik dediğimiz yayınevleri ise durumdan hayli rahatsız çünkü bu büyük yayınevlerinin ikinci standları da fuar alanında hayli göze çarpan yerlerde.

Muhalif ve Kürtçe kitap basan ya da Kürdistani yayınevleri daha kıyıda, köşede kalmış durumda. Bunun okuru zaten o yayınevini bir şekilde buluyor; ama bu yayınevleri neden daha görünür olmasın? Bunun yanıtı, yine yayıncılar arasındaki güç dengesine çıkıyor. Daha çok parası olan daha iyi yerlerde kendine yer buluyor. Biz de bu durumu ve genel olarak diğer TÜYAP sorunlarını, birkaç yayınevine sorduk.





TÜYAP bir tekel


Aram Yayınları’ndan Ulaş Güldiken’in aktarımına göre okurları, KHK’larla bazı kitaplarının yasaklanması nedeniyle Aram Yayınları’nın kapatıldığını düşündüğünü söylüyor. Aram Yayınları’nın yaklaşık 100 kitabı yasaklanmış ve bu kitaplar, bu sene fuarda sergilenemiyor.

Fuarda kitapların teşhir edilmesi demek Aram Yayınları’nın TÜYAP organizasyonuyla sorun yaşaması anlamına geliyor. Bu da fuara katılımlarının engellenmesine kadar varabiliyor. Aram Yayınları’nın yasaklanan kitaplarından sonra bazı dağıtım şirketleri kitaplarını almamaya başlamış, bu da maddi anlamda hayli zorluyor yayınevini.

15 Temmuz sonrası, İzmir Kitap Fuarı’na gidiş esnasında da el konulmuş bazı kitaplarına. Yasaklanan kitapları arasında çok satılan kitaplarından Böğürtlen Zamanı ve Sakine Cansız’ın kitapları da var. Okur da diğer kitapları almak konusunda çekiniyor ve Güldiken’in aktarımına göre, bu baskıdan kaynaklanan bir çekinge. Aram Yayınları poşeti ile fuarda olmak bile taciz edilmenize neden olabiliyor çünkü artık. 

15 Temmuz öncesi gibi bir katılım hevesi de yok muhalif ve Kürt yayıncılarda. Onlara uygulanan satış ve dağıtım yasağı hayli etkiliyor işlerini. Baskılar ve engellemeler yüzünden diğer yayıncılara oranla fuara daha geç katıldıklarını ekliyor Güldiken. Sosyal medya hesaplarından tanıtım yaparlarken bile iki kez düşündüklerini ekliyor, çünkü daha görünür olmak daha çok baskı demek onlara göre. Fuar alanının uzaklığından da şikâyetçi Güldiken. Kendi okurlarına ulaşamadıklarını ve TÜYAP’ın bir tekel olarak piyasanın hakimi olduğunu ekleyerek, fuarların kayyumlardan önce Diyarbakır Belediyesi tarafından düzenlenen fuarlar gibi olması ve bu tür girişimler desteklenmesi gerektiğini söylüyor.



Kürt yayınevleri engelleniyor


Bu yıl fuara üçüncü kez katılan ve RÛPEL Yayınevi’nden Nedim Baran, TÜYAP’a daha çok Kürt yayıncının katılması gerektiği; ancak bunun kısıtlamalar ve baskılarla engellendiği görüşünde. Fuara katılımın yayınevlerine maddi olarak hiçbir katkısı olmadığını ve fuarda satışlarının, masraflarının ancak beşte birini karşılandığını söyleyen Baran, önemli olanın fuara katılmak ve okurlarıyla buluşmak olduğunu ekledi.

RÛPEL Yayınevi’nin ilk iki kitabı, Kürtçenin kullanım ve yazımını kolaylaştırmayı, Kurmanci’nin standartlaşmasına katkıda bulunmayı amaçlayan iki temel başvuru kitabı. Şimdi ise daha çok dünya edebiyatına ve çeviri eserlere yöneleceklerini ekleyen Baran, RÛPEL’den şimdiden iki dünyaca ünlü yazarın kitaplarını Kürtçeye çevirdiklerini de ekledi. Bu yazarlar, Hermann Hesse ve Milan Kundera.
Yayınevinin ilk kitaplarından olan Rîbera Rastnivîsînî (Doğru Yazım Klavuzu) isimiyle yayımlanan kitap, Kürtçe yazım kurallarının netleştirilmesi ve bu alanda var olan karışıklıkları gidermek amacıyla yayımlanmış. Eserde, Kürdistan’ın tüm şehir ve ilçe isimlerinden, yabancı ülkelerin isim, başkent ve para birimlerine, gün ve ay isimlerinden, büyük harf-küçük harf kurallarına, sıkça kullanılan kısaltmalardan, şahıs zamirleri, sıfat, fiil ve isimlerine kadar, temel tüm konulardaki doğru yazım kuralları, örnekler ve açıklamalarla, tabelalarla sade ve kolaylıkla anlaşılabilecek şekilde yer alıyor.





Amara Yayıncılık ve yeni kitapları


Fuarda Kürt yayıncılar arasında dikkat çeken yayınevlerinden bir diğeri ise Amara Yayıncılık. Yayınevinin ayrı bir standı yok; ancak Aram Yayıncılık’ın standından rahatlıkla ulaşılabiliyor kitaplarına. Kurt Schock’un “Sivil Direnişin Bugünü” kitabı yayınevinin yayımladığı kitaplar arasında en çok ilgi görenlerden. Kitapta, ekonomik ve sosyal adaletsizliğe ve siyasi baskıya karşı gelişen direniş anlatılıyor. Yazar Schock, kitapta şiddet içermeyen kampanyaların yörüngelerini ve sonuçlarını etkileyen devlet ve devlet dışı aktörler arasındaki karmaşık etkileşimleri tartışıyor. Bir diğer kitap ise “Emeğin Alternatif Tarihi: İşçi Denetimi ve İşyeri Demokrasisi”. İşçi özyönetiminin en önemli çağdaş analistlerinden addedilen Dario Azzellini’nin eseri, küresel engellerin dışında yeni yolların arayışında olanlar için bir kaynak. 


370

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA