Esirken ŞENGAL’İ dünyaya getiren ANNE: Defalarca ölümü diledik

DAİŞ’in esir aldığı Hediye Lalo, QSD’nin Reqa’dan kurtardığı ilk esirlerden biri. Eşi ve 3 çocuğu hâlâ DAİŞ’in elinde. Lalo, Reqa’da 8 ay güneş görmeyen bir zindanda tutuldu. Zindanda doğurduğu çocuğuna Şengal adını koyan Lalo, o zor günler için “Defalarca Allah’tan ölümü diledik” dedi.

09 Kasım 2017 Perşembe | Kadın

NAZIM DAŞTAN / SELAMİ ASLAN / MA / ŞENGAL


DAİŞ’in 73’üncü fermanı yaşattığı Êzîdîlerden biri olan Hediye Lalo (46), Musul, Til Afer ve Reqa’da yaklaşık 2 yıl esaret yaşamış. 8 çocuk annesi Lalo, en son götürüldüğü Reqa’da 53 aile ile birlikte 8 ay boyunca yeraltı hapishanesinde esir tutulmuş. Lalo, bir buçuk yaşındaki oğlu Şengal’i esaret yıllarında doğurduğunu ifade ediyor. Reqa’da kurtarılan ilk grubun arasında yer alan Lalo’nun eşi, kayını ve 3 çocuğunun halen DAİŞ’in elinde esir.

Lalo’nun ferman günlerinden kurtulduğu ana dair öyküsü şöyle: 


Ferman günü

 Şengal’in Domiz köyünden olan Lalo, DAİŞ’in kendilerine saldırmasıyla birlikte Şengal Dağı’na kaçmaya çalışırken, dağın girişinde önleri kesilmiş ve ailesiyle birlikte DAİŞ’in eline geçmiş. Yüzlerce kişinin bağrışmalar ve çağrışmalar eşliğinde arabalara bindirilerek Şengal’de bulunan nüfus müdürlüğüne götürülmüşler. Kaçmaya çalışan bazı kişiler dağın girişinde gözleri önünde katledilmiş. O zamanlar şu an bir buçuk yaşında olan oğlu Şengal’e hamile olduğunu ifade ediyor. Bu halde Şengal’de 3 gün tutulmuşlar. 

 

Til Afer’den Mûsil’a

Ardından esir tutulan yüzlerce kişi ile birlikte Mûsil’da bulunan Badûz Cezaevi’ne götürülmüş, 9 gün burada kaldıktan sonra Til Afer’e götürülmüşler. 

Lalo, o günleri şöyle anlatıyor: “Til Afer’de bizi bazı evlere yerleştirdiler. Başımıza da bazı kişileri verdiler. Burada bizi köle olarak çalıştırmaya başladılar. Onların koyunlarına bakıyorduk. Bin 700 tane koyunları vardı. Bu şekilde 9 ay bizi buralarda çalıştırdılar. Ardından üç büyük çocuğumu benden kopardılar. İki kız bir erkekti. Eşim ve onun kardeşini de bizden kopardılar. Burada çocukları, kadınları ve erkekleri birbirinden ayırdılar.” 


 

Reqa’da yerin altında tutuldular

 Daha sonra kadın ve çocuklardan oluşan 600 kişi otobüslerle Reqa’ya götürülmüş. Lalo, esirlerin etrafı görmemeleri için bindikleri otobüslerin camlarının perdeler ile kapatıldığını, bu sebeple yerleştirildikleri yeri adres olarak bilmediklerini söylüyor. Götürülür götürülmez de yeraltında hazırlanan hapishanelere kapatılmışlar.

 

8 ay güneş yüzü görmedi

 2 ay boyunca uçakların vurmasına karşın yerlerinin sürekli değiştirildiğini dile getiren Lalo, şunları aktarıyor: “En son götürdükleri hapishanede 8 ay boyunca yer altında yaşadık. Gün yüzü görmüyorduk. Bir gün olsun bile güneşi göremedik. Günlerin nasıl geçtiğini de bilmiyorduk. Sadece su ve yemek zamanları kapıları açıyorlardı. Aşırı kokuyordu. Bize kirli bir su veriyorlardı. Yaşamak için içmek zorundaydık. Daha doğrusu onlar ne verselerdi, onu tüketiyorduk. Bazen de günde bir saat elektrik oluyordu. Onun dışında aylarca yer altında ve karanlıkta yaşamak zorunda kaldık. Öyle ki artık bize gelip yemek verenlere ‘Ya bizi öldürün ya da bırakın gidelim’ diyorduk. Ölmek o halden yaşamaktan daha iyiydi. Defalarca Allah’tan ölümü diledik.”

Sayılarının günden güne düştüğünü söyleyen Lalo, zaman zaman DAİŞ’lilerin gelip isimlerini okudukları kadın ve çocukları kendilerine götürdüğünü, en son 143 kişi kaldıklarını aktarıyor. Bunların 53’ü kadın, geri kalanı ise 90 çocuk.

 

Çocuğu yeraltı hapishanesinde doğdu

 Lalo, kucağındaki çocuğu göstererek, “Fermanda bir buçuk yaşındaki oğlum Şengal’e hamileydim. O karanlık ve pis kokan yerde doğurdum. Bizi tuttukları yeraltı hapishanesinde dünyaya geldi. Adını Şengal koydum. Ne ona giydirebileceğim bir elbise vardı ne de besleyebileceğim süt vardı. Doğru dürüst yiyecek de yoktu. Kötü bir zamandı ama şimdi onunla birlikte Êzîdxan’dayız (Şengal)” ifadelerini kullandı.

 

Ailesinden haber alamıyor

Eşi Feysal, kayını, Bedriya (17), Xazi (16) ve Înas (14) adlı çocuklarının halen DAİŞ’in elinde esir olduğunu söyleyen Lalo, onlara ne olduğunu bilmediğini, o günden sonra bir daha onlardan haber alamadığını söylüyor. 

 

Değiş tokuşla kurtarıldılar

 Reqa’da 2016 yılının Mart ayında kurtarılan Lalo, aynı zamanda kent merkezinde kurtarılan ilk grup olduklarını belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Reqa’da kurtarılan ilk gruptuk. O dönemler QSD onların iki önemli adamını esir almıştı. Onlara karşılık hepimizi onlardan kurtardılar. Bize kendileri gelip durumu söylediler. O karanlık yerde sevinçten hepimiz ağladık. 2016 yılının Mart ayında ellerinden kurtulduk. Şimdi kent de özgürleşmiş, oraya gitsem bile nerede kaldığımı çıkaramam.”


470

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA