Erdoğan’ın Müslümanlığı sahtedir

Ahmet Müslüm SADİOĞLU*

08 Kasım 2017 Çarşamba | Forum

İslam tarihinden çok sayıda kanlı ve trajik katliamlar bulunmaktadır. Bu katliamlarının en bilineni Kerbela’dır. Ancak Kerbela’da daha az vahşi olmayan bir diğeri katliam, 683 yılında gerçekleştirilen Harre katliamıdır.

Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte 72 Müslüman, Yezid’in ordusu tarafından katledilmiştir. Bu olay çok önemlidir. Şehitleri rahmetle, Yezid’i de bu olaydan dolayı lanetle anıyorum.

680 yılında, Kerbela katliamından sonra, Emevi halifesi Yezid, İslam dünyasını kendisine tabii olmaya zorlamıştır. Ancak Medine’de yaşayanlar Yezid’in zulmüne boyun eğmemişlerdir. Yezid’in Şam’da İslam’a aykırı yaşayışı ve halka yaptığı zulüm, gerçek Müslümanların tepkisini çekiyor, nefretine yol açıyordu. Özellikle Peygamber Efendimizin ailesi ve yakınları ile hadislerini, sünnetlerini ve açıklamalarını not eden sahabeler ve öğrencileri, Yezid’in halifeliğini kabul etmiyorlardı.

Yezid bunun karşısında, Bizanslı askerlerde içinde olduğu 12 bin kişilik bir orduyu Medine üzerine göndermiştir. Emevi ordusuna karşı Sahabeler ve Medine halkı, hendekler kazıyarak şehri ve kendilerini savunmaya çalıştılar. Tıpkı Kürdistan’da hendek kazarak kendilerini korumaya çalışan yiğit Kürdistan halkı gibi. Ancak Medine halkı, yine tıpkı Cizre halkı gibi, zalim ve hilebaz Emevi ordusunun vahşetini yaşamak zorunda kalmıştır. Emevi ordusunun, Medine’yi üç gün boyunca yağmalaması ‘mübah’ kılınmıştır. Medinelilerin malı ve canı, yağmacıların insafına bırakılmıştır. Bugün aynen Kürdistan’da Türk devletinin yaptığı gibi.

Bu işgalde 80 civarında peygamber dostunun başları kesilip, Şam’da sefa süren Yezid’e gönderildi. Bütün katliamlarda olduğu gibi, genç kızlara ve kadınlara tecavüzler edildi. Katliamda kurtulan genç kızlar cariye, genç erkekler köle olarak alındı. Evler ve iş yerleri yağmalandı, mescitlerde bulunan belgeler yakıldı. Üçüncü günden sağ kalan Medineliler, meydanlarda toplanarak “Yezid’in kulu ve kölesi” olarak itaat edeceklerine dair bağlılık sözü istendi. Yezid’i kutsayan tarzda biat etmeyenler, katledildiler. Bu katliam, tecavüze uğrayan kadınların doğurduğu çocuklara, “Harre çocukları” denecek kadar toplumda derin bir iz bırakmıştır.

Yezid bununla yetinmeyip, Emevi ordusunu Mekke üzerine gönderdi. Zalimliği adı olarak kullanacak kadar vahşi olan “Haccac” adlı katil, tarihin en kanlı zalimlerinden biri olarak nefretle anılmaktadır.

Mekke’yi kuşatan Emevi ordusu, Kabe’yi yıkmış, yaktırmıştır. Zalim Haccac, Müslümanları aşağılamak için Mekke’ye hayvan leşlerini mancınıkla attırmış, açlıkta kıvranan halk, köpek leşlerini yemek zorunda kalmıştır. Mekke emiri Abdullah bin Zübeyr, direnirken, kafası kesilerek Şam’a gönderilmiştir. Bu katliamların yaşlandığı sırada Yezid, Şam’da sarayında ‘Bedir’de öldürülen’ müşriklerin intikamının alındığına dair şiirler okuyarak sözde zaferini kutlar.

Yezid bu katliamları bir zafer olarak kutlamak için av partisi düzenlemiş ve dağda bir geyiğin arkasından giderken atından düşer ve atın sürüklediği cesedi paramparça olur.

Harre’de katliam yapan zihniyet, bu gün de Kürdistan’da soykırım yapmaktadır. Bugün kendilerini İslam’ın kılıcı olarak tarif eden Türk ırkçıları, Cizre’de, Sur’da, Şırnak’ta ve Kürdistan’ın her tarafında vahşi katliamlar yapmaktadırlar. Türk devletinin ve Erdoğan’ın İslami, Yezid’in insanlık dışı uygulamalarının adıdır, İslam değildir.

Varto’da kadın gerillanın cenazesine teşhir edenlerin yaptığı Yezid’in yaptığının aynısıdır. Muğla’da yapılan vahşet, iktidarların güdümündeki siyasal İslam’ın katliamcı anlayışının sonucudur. Kürt halkına uygulanan bu soykırım ve katliamları yapan Türk devleti, utanmadan İslam kardeşliğinden söz ediyor. Daha dün, Muş’ta, kısa süre öncesine kadar başkanlığını yaptığım din adamları derneğinin üyelerine yönelik operasyon yapılmış, çok sayıda namuslu gerçek din adamı Kürt oldukları ve Kürt halkının varlığını savundukları için tutuklanmışlardır.

Erdoğan ve Türk devleti Yezid’in kardeşidirler, Müslümanların değil. Bugün Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritte aynı zihniyetin devamıdır. Bütün bu zulüm ve katliamlar, ne insani, ne vicdanı ne de İslamidir.

Yezid’in zihniyetini sürdüren Türk devleti, bu topraklarda yaşayan Ermenileri, Süryanileri, Rumları ve daha birçok halkı soykırımlarla yok etti. Kürtleri de aynı şekilde yok etmek istiyorlar. Yapılan bu zulümlerin aynısını, Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta ve daha birçok yerde Alevilere de yapmışlardır. Bugün Erdoğan ve Türk devleti, bu Yezid politikalarını halklara İslam dinine uygun politikalar olarak sunmaktadır. Bu bir sahtekarlıktır, iki yüzlülüktür, İslam’ın dışında bu tutumdur. Bilindiği gibi, Maide süresi ayet 32’de „Bir insanı öldürmek tüm insanları öldürmek gibidir. Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur“ denmektedir.

Görüldüğü gibi İslam adına yapılan bu Yezid zulmü, İslam dışıdır ve en büyük zulümdür. Kürt halkı bunu kabul etmeyecek, özgürlüğe giden yolda her engeli aşacağı gibi Erdoğan’ın sahte İslam’la kurmak istediği engeli de aşacaktır.

* Demokratik İslam Kongresi (DİK) Şura Üyesi, Muş Din Adamları Derneği Başkanı


265

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA