PKK’nin Şengal’e müdahalesi

PKK’nin Şengal’e müdahalesi Êzîdî düşmanlığına verilen kalıcı bir cevaptır.

02 Ağustos 2017 Çarşamba | Dizi

73 Ferman… -  2


RAUF KARAKOÇAN


Bütün dünya Şengal soykırımını film izler gibi izledi. Maalesef ne acıdır ki kimse bu katliamı durdurmak için girişimde bulunmadı. Tam bir insanlık dramı, trajedisi yaşandı. Êzîdîler son yılların en büyük travmasını hep birlikte yaşadılar. Şengal katliamının 4’üncü yılında bu fermanın bütün yönleriyle halen yorumlanmaya ve açığa kavuşturulmasına ihtiyaç vardır. Yaşanan 73 fermanın, insanlık dışı zulmün ve soykırımın nedeni sadece Êzîdîlerin farklı inanca mensup olmasından mı kaynaklanıyor? Başka hangi faktörler var? Kimler niçin Êzîdîlere saldırıyor? kimler ne kadar sorumludur? Soruları sormak ve aydınlatmak gerekir.

14 Ağustos 2007 yılında patlayıcı yüklü kamyonlarla Siba ve Tilezer yerleşim yerlerine saldırarak katliam gerçekleştirdiler. Halen bu katliamın failleri ve nedenleri de yeterince açığa çıkarılmış değildir. Saldırıların temelinde inanç farklılıkları olduğu kadar siyasal çıkar hesaplarının da olduğunu gözardı etmemek gerekiyor. 2017 Ağustosu’nda DAİŞ katliamında Êzîdîleri korumakla mükellef olan KDP bu görevini yerine getirmeyerek toplumsal felakete yol açtıysa 2006 Ağustosu’nda gerçekleşen katliamda da siyasi sorumluluğu vardır. Hatta sadece siyasi sorumluluk da değil, siyasi çıkarları doğrultusunda bu katliamın planlamasında ve uygulanmasında hem rolü vardır hem de bilgisi vardır. Türk MİT’inin bu katliamda parmağı olduğu açığa çıkmıştı. Şengal ve dolaysıyla Êzîdîler siyasetin malzemesi yapılmıştır.

KATLİAMIN TEMELİ 2007’DE ATILDI

2003 Saddam sonrası Irak’ta yeni bir anayasa oluşturuldu. Bu anayasa gereği 140. madde kapsamında tartışmalı bölgelerin statülerinin belirlenmesi için referanduma gidilecekti. 2007’de yapılması öngörülen referandum ile başta Kerkük olmak üzere Maxmur ve Şengal’e kadar uzanan bir hatın Irak merkezi hükümette mi yoksa Kürdistan bölgesel yönetimine mi bağlanacağı konusunda referandum sonuçlarına göre belirlenmiş olacaktı. Referandum öncesinde Şengal’de patlatılan bomba yüklü kamyonlar nedeniyle referandum yapılamadı, bu tartışmalı bölgelerin kaderi netleşemedi. 2007 Ağustos katliamının referandumla ilişkisini kurmadan tanımlamak gerçekleri gizlemek olur. Bir katliam senaryosu yazıldı ve referandum hesapları tutmayanlar tarafından sahneye konuldu. Êzîdîler ise bu işin kurbanı olarak seçildi. KDP böyle bir katliamla kendi nüfuz alanını daha da sağlamlaştırmanın gerekçesi haline getirdi. Şengal her ne kadar resmiyette Musul vilayetine bağlı olsa bile artık fiili olarak Kürdistan Bölgesel Yönetimine bağlanmış oldu. 500 aşkın Êzîdî’nin ölümü üzerine yapılan siyasi hesap kısaca bundan ibarettir. Katliamın kimler tarafından yapıldığı ise teferruattan ibarettir. Siba Şeyh Xidir ve Tilezer katliamı doğru okunacaksa sonuç çıkarmak açısından Şengal’ın geleceği ve referandum ile bağını kurarak ele almak gerekir.

2014 Ağustos Şengal Êzîdî soykırımı da benzerdir. DAİŞ çete grubunun Musul’a saldırması aynı siyasal aklın ürünüdür. Sembolik Kürt cumhurbaşkanlığı, sembolik suni meclis başkanlığı, güçlü etkili ve yetkili bir şii Irak yönetimini DAİŞ ile dengelemek istediler. Şii Irak hükümeti ve giderek ağırlığını gösteren İran, Irak’ta Şiiliğin gelişmesine karşılık DAİŞ ile barajlanmak istenmiştir. Sünni bloğun DAİŞ ile kendisini ifade etmesidir. Başta Saddam artıkları olmak üzere, TC, KDP ve bazı Arap ülkelerinden oluşan kolektif suç ortaklarıdır.

MUSUL NASIL DAİŞ’E TESLİM EDİLDİYSE ŞENGAL DE AYNI ŞEKİLDE TESLİM EDİLDİ

Irak Şam İslam Devleti adını alan çete grubunun hedefinde yer alanlar ağırlıklı olarak farklı inanç grupları ve Kürtlerdir. DAİŞ’in hedeflediği coğrafyada PKK etkinliğinin kırılması ve PKK’nin etkide bulunduğu Kürtlerin bertaraf edilmesi, hem DAİŞ’in alan elde etmesine hizmet edecek hem Türk devletini rahatlatacak hem de KDP’nin model olarak ön plana çıkarılmasına yol açacaktı. Ayrıca Şiiliğin Irak’taki etkisinin kırılmasına hizmet edecekti. İşte bu çıkar siyasetinden bir insanlık canavarı türettiler. DAİŞ önüne kattığı her şeyi yakıp yıkarak, katlederek yol almaya çalıştı. Ta ki Kobanê’de durdurulana kadar. Musul nasıl DAİŞ’e teslim edildiyse Şengal de aynı şekilde teslim edilmiştir. DAİŞ’in bu ilerleyişinden medet umanlar onun hızlı yol almasına fırsat vermişlerdir. Bu nedenle Şengal savunmasız bırakıldı. Êzîdî toplumu bir kez daha siyasi çıkarların kurbanı olmaktan kurtulamadı. Şengal ve Êzîdîler üzerinden bu kadar kirli hesaplar yapan bir gücün kendisini Şengal fatihi gibi göstermesi, hak iddia etmesi ne hazin bir çelişki.

‘PKK ŞENGAL’DEN ÇIKSIN’ DEMEK EZİDİ DÜŞMANLIĞIDIR

Dünya devletleri Şengal Êzîdî soykırımına karşı sesiz ve izleyici bir pozisyonda kalırken, kendi kıt imkanlarıyla katliama müdahale eden tek güç PKK olmuştur. Üstelik KDP’nin engellemelerine ve müdahaleye giden gücün tutuklanmasına rağmen DAİŞ saldırılarına karşı durmuş, katliamın mutlak sonuç almasını engellemiştir. PKK güçleri canı pahasına Êzîdî coğrafyasını savunmuştur. Açlığın ve susuzluğun pençesinde can veren, kavurucu çöl sıcaklığında çaresiz kalan halka koridor açarak Êzîdîlerin tahliyesini gerçekleştirmiştir. İlk müdahale acil bir müdahaleydi. Tabiri caizse, canavarın ağzındaki canlıyı kurtarmaya dönüktü.

PKK’nin Şengal’e müdahalesini sadece Êzîdî katliamını durdurdu, Êzîdîlere yardım etti, Êzîdî coğrafyasını savundu, Êzîdîlere koridor açarak tahliye etti şeklindeki değerlendirme eksik ve yetersiz bir değerlendirme olacaktır. PKK bunların ötesinde bir müdahale de bulunmuştur.

Bugün “PKK Şengal’de çıksın” diyenler bunu anlamayacak kadar siyasi bir körlük yaşıyorlar. Kuzeyden, Güneyden derleme, toplama insanları ekranlara çıkararak PKK’nin Şengal’den çıkması için programlar yaptılar. “Savaş bitmiştir, PKK’ de çekilmelidir” şeklindeki dayatmalar ve değerlendirmeler Êzîdî düşmanlığıdır. Bunu kendini parayla satmış bazı Êzîdîler de yapsa sonuç değişmezdir.

PKK’nin Şengal’e müdahalesini doğru okumak gerekiyor. PKK müdahalesi, 73 Ferman yaşamış Êzîdî toplumunun bir daha katliamlara asla teslim etmeyecek, soykırıma izin vermeyecek tarzda yaptığı bir müdahaledir. PKK müdahalesi, Şengal’i ve Êzîdîleri bir daha siyasal çıkarlara kurban etmeye asla müsaade etmeyecek tarzda yaptığı bir müdahaledir.

Êzîdî toplumunun kapalı yaşam tarzından kaynaklanan kimi durumları, siyaset dışı bırakılmışlığı, öz savunmadan yoksun kalmasını, ekonomik sıkıntılarını, nüfus azlığının yarattığı güvensizliği fırsat bilerek Êzîdîleri sopa gibi kullanma devri geride kalmıştır. Êzîdîleri kendi çıkarları doğrultusunda asker, peşmerge olarak savaştırmaları yerine kendilerini savunacak, her türlü tehlikeye karşı koruyacak bir konuma evrilmiştir. Gençler, kadınlar kendilerini her alanda örgütleyerek Êzîdî toplumunun ihtiyaçlarına cevap verecek duruma gelmeleri için yoğun bir çaba içine girmişlerdir. Hiçbir dış yardım almadan kendi imkanlarıyla ayakta durmayı öğrenen bir topluluk olmuştur. Siyasi, askeri, diplomatik çalışmaları ilk kez Êzîdî örgütlüğü üzerinden yapmaları önemli bir başarıdır. Şengal’de yaşanan bir kadın devrimidir. Öz savunma gücü olan YBŞ askeri yapılanmanın yanısıra asayiş gücünü örgütlemiş olması küçümsenemez.

ŞENGAL ÖZERK OLMALIDIR

Êzîdîler öz yönetimlerini geliştirmektedirler. Meclis çalışmaları önemli bir deneyim kazandırmıştır. Daha da kurumlaşması ve yönetim modeli olarak benimsenip işler hale gelmesi gerekmektedir. Şengal ister Irak merkezi yönetime isterse de Kürdistan bölge yönetimine bağlansın her halükarda özerk bir statü kazanması gerekmektedir. Şengal’e ilişkin tehdit ve tehlikelerin tümüyle ortadan kalkmadığı, tartışmalı sorunlu bölge konumunda olup 140. madde kapsamında bulunmuş olması dikkate alındığında alınması gereken çok yol olduğunu belirtmek gerekiyor. Ancak bütün bunlara rağmen Êzîdîler yaparak öğrenen, öğrenerek yapan durumda olduğu bir süreci yaşıyorlar. Ezidilerin talihi de, tarihi de değişmiştir.

KİRLİ OYUNLAR

PKK’nin Şengal’e müdahalesi yeni bir toplumsal sistem inşa etmeye dönüktür. Özgür ve politik bir toplum yaratmayı hedeflemektedir. En son askeri güce baş vurarak, karma çete guruplarla, Roj Peşmergeleri ve kontralardan oluşan bir güçle 3 Mart 2017 tarihinde Xanesor’a saldırmıştır. Bu saldırıda ona yakın arkadaşımızı katletmiştir, birçoğunu yaralamıştır. Kadınları hedefleyerek ateş açmıştır. İki kadın arkadaş şehit düşerken onlarca kadın arkadaş da yaralanmıştır. Şengal’e yönelik provokatif girişimlerle sonuç alamayan KDP daha kirli yöntemlere baş vurarak halk üzerinde baskı kurup sindirmeye çalışmaktadır. Korkutarak, tutuklayarak, para ile satın alarak sonuç almak istiyor. Bu yetmezmiş gibi Şengal dağı Türk devletinin hava saldırısına hedef olmuştur.

Êzîdî katliamlarının hepsi Osmanlı imparatorluğu döneminde yapılmış katliamlardır. Osmanlı fermanlarından kaçarak vaktiyle Şengal dağına sığınmış Êzîdîleri şimdi de hava saldırılarıyla tehdit ederek DAİŞ katliamından arta kalanları bitirmek arzusundadır.

Şengal’e yönelik KDP ve TC ortaklığı bu saldırılarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Êzîdî düşmanlığında ve katliamında yapılan bu ittifak aynı zaman da DAİŞ ile zımni bir ittifaktır. PKK’nin Şengal’e müdahalesi Êzîdî düşmanlığına verilen kalıcı bir cevaptır. Pazarlarda satılan köleleştirilen Êzîdî kadınlarının ahı için DAİŞ’in ve destekçilerinin olduğu her yerde PKK mücadelesi devam edecektir. 3 Ağustos 2014 Şengal katliamının dördüncü yılına girerken 73. Êzîdî fermanını bir kez daha kınıyoruz. Fermana verilecek en iyi cevap Êzîdî halkının örgütlenmesi ve özgürleşmesidir.




Dersim Baran : Susuzluk ferman olmuştu

Ferman olduğunda hazırlıklarımızı yaptık. İki gün sonra Ağustos’un 5’inde Şengal’e vardık. Şengal alevler altındaydı. Büyük bir katliam vardı. Dayanılacak gibi değildi. Yollar cesetler doluydu.

Şengal’e geçmek için zaten gelmeden önce YPG ve YPJ güvenli bir yol açmıştı. 

Rojava’dan Şengal topraklarına geçtiğimiz zaman halkla yüz yüze geldik. YPG ve YPJ’li arkadaşlar sınırda halkı Rojava’ya geçiriyordu. İnanılmaz, korkunç insan manzaraları vardı. Anneler ağlıyordu; yaşlılar perişan haldeydi. Genç anneler kundaktaki bebeklerinin çığlıkları karşısında çaresiz haldeydiler.

Hepsi DAİŞ’ten kaçıyordu. Günlerce sıcağın altında, susuz, aç yürümüşlerdi. Gözlerimizin önünde susuzluktan, açlıktan, sıcaklardan insanlar ölüyordu.


Susuzluk ve sıcaklar

Susuzluk, sıcaklık; 3 Ağustos DAİŞ fermanından sonra yeni bir ferman olmuştu Êzîdîler için. Çantalarımızda biraz katık ve su vardı. Hepsini dağıttık. Ama su bitmişti. Çölün ortasında sussuzduk.

O anları nasıl ifade edebilirim ki, bilemiyorum.

O zor koşullar altında halkı Rojava’ya geçirdik; dağa doğru yolumuza devam ettik. 

Sonra dağa ulaştık. 

Ama her şeye rağmen direnen ve topraklarını terk etmeyen Êzîdîler vardı. Eline silah alıp direnişe katılan çok genç vardı. Dağda kalanlar, dağa sığınanlar kutsal toprakları için direndiler.

Bu topraklar için kutsal bir direniş verdiler.

Bir süre sonra arkadaşların açtığı koridora çeteler saldırdı, çatışmalar yaşandı. Çok şiddetli çarpışmalardan sonra, koridor kapandı. 

Dağda Kersê’den Çilmêra’ya kadar, Şengal merkezde ise iki mahalle bizim elimizde idi. Dışardan Şengal’e hiçbir yardım gelmedi. Yollar kapalı olduğu için yaralı arkadaşlarımızı dışarıya ulaştıramıyorduk, bu yüzden şehit düşen arkadaşlarımız oldu.

Gerçekten, bağlılık, yoldaşlık ve zor şartlarda yaşamak çok farklı bir şey. Hem halkın durumu hem şehadet gerçegi; halk ve arkadaşlar arasında bir bağın oluşmasına yol açtı. İşte bu, bizim için güzel ve kutsaldı.


Êzîdî kadınları silahlanıyor

Şengal’e gelişimiz, kadın olarak direniş saflarında yer almamız, halkı çok etkilemişti. “Kadın nasıl savaşsın, kadın savaşamaz” diyorlardı. 

Barbar DAİŞ çeteleri binlerce kadını öldürüp, binlercesini de kaçırdı; bu da kadınların kendilerine güvensizliğini arttırdı.

Zamanla kadın arkadaşlarımızın savaşımını gördükten sonra  Êzîdî kadınları kendilerine yeniden güvendiler.Sonra silah kuşanıp DAİŞ’e karşı savaşmaya başladılar. Kadın ne zamanki eline silah alıp DAİŞ’e karşı savaşmaya başladı; Şengal’de kadına bakış değişti.

Direniş içinde şehit Zilan, şehît Bêrîvan ve şehît Evrîman gibi arkadaşlarımızın öncülüğünden etkilenen Êzîdîler, genç kadınlarını kendi elleriyle getirip savaşmalarını istiyordu.

Şehit Bêrivan Arîn, şehit Bêrîvan Şengal gibi onlarca Êzîdî kadın intikam almak için en ön saflarda yer alıp, kahramanca savaşıp şehit düştüler. Bu kutsal topraklara çok kan verdik. En güzel insanlarımızı, en yiğitlerimiz toprağa düştü. Bir süre sonra onlar, kendileri YBŞ ve YJŞ adı altında örgütleyip, öz savunma güçlerini kurup örgütlediler. Şimdi 73. fermanın intikamını alıyorlar.






HPG’li Serxwebûn Azadî sözleri...*


Êzîdî anne ve DAİŞ’li oğlu


2007’de Siba, Til Ezêr ve Xidir’da Amerika’nın da parmağının içinde olduğu, İsrail’in, KDP’nin, Türkiye’nin gerçekleştirdiği ortak bir katliam vardı. 100’e yakın insan orada katledildi… Yine 10-12 yaşlarında çok sayıda Êzidî çocuğu götürerek eğitimden geçirdiler. Hatta Şengal’e saldıran DAİŞ’liler arasında bu çocuklar da vardı… 

Şengal saldırısıyla bir anne esir düşüyor. Bu ananın 10 yaşındaki çocuğu 2007’deki katliam sonrası götürülüyor. 2014 yılındaki katliamda yer alıyor. Esirlerin tutulduğu yerde bu çocuk annesinin etrafında gidip geliyor. Tabi büyümüş 17 yaşına gelmiş, annesi onu tanımıyor. Anne etrafında sürekli dönen DAİŞ‘liye ‘Sen neden bu kadar gidip geliyorsun’ diye soruyor. DAİŞ’li ‘sen beni tanımadın mı? Siba, Til Ezir, Xidir patlamasında 2007 Temmuz ayından götürdükleri çocuğunum’ diyor. 


70 DAİŞ’LİYE KARŞI BİR ANNE

Fermanda 70 kişiyi 3 DAİŞ’li toplamış katletmek için. İçlerinden bir anne de tabancasını göğsüne saklamış, eşi de orada. DAİŞ’in elinde ise kaleşnikof var. O anne tabancasını çıkarıp ikisini orada öldürüyor, kaçan diğer DAİŞ’li ardından dönerek o anneyi öldürüyor ve o anne orada şehit düşüyor. Yani o 70 kişiyi elini atsa o üç DAİŞ’liyi boğacak orada, ama korku oluşmuş, inanç kırılmış...

YÜREĞİMİZ YANIYOR

O fermanda ölen insanlar mezarsız kaldılar. Toprağı kazacak bir kürek dahi yoktu. Bazı yerlerde cenazelerin üzerini taşla kapattık. Kimi zaman hayvanlar toprağı ve o taşları eşeleyerek cenazeleri çıkarırdı ve biz tekrar üstünü kapatırdık. Çok ağır bir durumdu. Yüreğimiz yanıyordu. Çöldü bir ağaç dahi yoktu. Koridordan halkı geçirmemiz 11 gün sürdü. Su yetmiyordu, yemek yetmiyordu. 

KDP SİLAHLARI TESLİM ETTİ

Pêşmergeler, tank ve topları DAİŞ’e teslim etmişlerdi; kalanları ile de savaşmıyorlardı. ‘Neden savaşmıyorsunuz?’ diye sorduk. ‘Kürdistan hükümeti bir kurşun dahi sıkmayacaksınız kararını vermiş. Emir var, savaşamayız’ cevabını verdiler. Geri çekilmeleri yönünde emir aldıklarını söyledi. KDP ne kadar ağır silah varsa DAİŞ’e teslim etti. Zaten fermandan önce Êzidî halkının ne kadar silahı varsa hafif ağır hepsini toplamış, toplumu savunmasız bırakmıştı. Bazıları silahlarını vermeyip bir yerlerde saklamıştı. 

10 GÜN SONRA TÜM DEVLETLER GELDİ 

Koridor açıldıktan 10 gün sonra tüm devletler geldi. Amerika bile geldi. Dikkat çekicidir; Amerika geldiğinde helikopter ile yanında 30 pêşmerge getirdi. Amude (Şengal’in tepesi) getirdi, arkadaşlar cihazdan bu durumu bildirdi. ‘Tamam indirin bir gün dolaşsınlar sonra Amerika ile birlikte gitsinler’ dedim. Halk onlara da saldırdı, tüm rütbelerini söktü, üstlerini başlarını yırttı. 


* Serxwebûn Azadî, Êzidî halkını katliamdan kurtaran 12 kişilik gerilla grubunda yer alan bir HPG komutanıydı.


2942

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA