Kürdistan’da TEDAŞ terörü

Rêzan ŞİRNEX

15 Haziran 2017 Perşembe | Forum


TEDAŞ, Kürdistan’da yürütülen özel savaş konseptinin en önemli parçalarından biri, hissettirmeden ve fark ettirmeden toplumu olumsuz anlamda en çok etkileyen alanların başında geliyor. Kuzey Kürdistan’ın ovalarını gezerseniz, yürütülen askeri operasyonlardan sonra en çok konuşulan konunun TEDAŞ olduğunu fark edersiniz. Zaman zaman gazete köşelerinde yer alsa da durumun ciddiyetini kavratmakta eksik kaldığı aşikar. Devlet, etkisini gördüğü için özenle üzerinde duruyor. Kritik isimleri bu alana görevlendirerek, Kürdistan toplumuna karşı yürüttüğü savaşı boyutlandırıyor. Askeri yöntemlerden sonra en etkili savaş aracının ekonomi olduğunun farkında, teröre destek veriyor iddiası ile binlerce Kürdü KHK’lar ile işten atıyor, halkın belediyelerini gasp ediyor, yaylaları yasaklıyor. Toplumun en temel hakkı olan enerjiyi, topluma karşı bir silah gibi kullanıyor. 

Yoğunlaşan savaş süreci ile birlikte 2016’nın başında, TEDAŞ’ın başına, “atom karınca“ olarak bilinen Erdoğan’ın İstanbul Büyük Şehir Başkanlığı döneminde Mal Alım Satım Müdürü olarak görev yapan Kayserili Halil İbrahim Leventoğlu getirildi. Tüccar bir aileden gelen Leventoğlu, Erdoğan hakkında açılan yolsuzluk dosyalarında ismi en çok geçen isimlerden biri, para aklamada usta olduğu için kendisine “atom karınca“ demişler, en hızlı mal çalan ve satan LEVENTOĞLU göreve gelir gelmez ilk yaptığı iş Diyarbakır Bölge TEDAŞ’ı ziyaret etmek oldu. Devletin sopası gibi hareket eden TEDAŞ, Leventoğlu geldikten hemen sonra, iyice azgınlaşarak mafya çetesi gibi hareket etmeye başladı. Türk basınında “Kaçak elektrik kullanılıyor“, “Kürtler hırsızdır“ algısı yaratılarak bölgede uygulanan TEDAŞ terörü meşru hale getirildi. Yapılan araştırma sonuçlarına şaşıracaksınız ama Kürdistan, Akdeniz’den sonra en az kaçak elektrik kullanan bölge, yine araştırma sonuçlarına göre TEDAŞ’ın en çok kar ettiği ikinci bölge Kürdistan, en fazla kaçağın kullanıldığı bölgeler ise İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz. Kürdistan’da onlarca baraj onlarca termik santral yaparak, Türkiye elektriğinin yüzde 75’ini karşılıyor, sonrada Kürtler’e hırsızlık damgası yapıştırılıyor. Binlerce vatandaşın evi kaçak açığı var şüphesi ile basılıyor, milyonlarca lirayı bulan cezalar bu şüphe üzerine kesiliyor. İtiraz etmek isteyenlere de ‘itiraz süresinin sonuçlanması 8 ayı bulur, bir seneyi bulur, o süre boyunca elektriksiz kalırsınız’ tehdidi ile vatandaşı o cezaları ödemeye mecbur bıraktılar. 

Özellikle Urfa,  Mardin ve Diyarbakır’da, en azılı mafya çetelerinin bile yapmadığı şeyleri TEDAŞ, çiftçilere karşı yaptı. Tefeci şebekesi gibi hareket eden TEDAŞ, can çekişen çiftçilere fahiş elektrik faturaları keserek borçlandırdı. Sulamaya en çok ihtiyaç duyulduğu dönemde elektrik kesintilerine gitti. Hasat dönemi gelmeden faturaları ödemeleri dayatıldı. Faturalarını ödeyemeyen çiftçiler, bu sefer faizli kredi almak için arazilerini ipotek gösterip bankalara koştu. Bu seferde, hasat zamanı geldiğinde faturalarını ve banka kredilerini ödemek için ürünlerini bekletmeden ucuz fiyata tüccarlara satmak zorunda kaldı. Çitfçi ne ana parayı ödeyebildi ne de faizini, şuan arazi sahibi çiftçilerin çoğu bu borç batağından çıkmak için arazilerini ya satışa çıkarmış ya da tekellere kiralamış durumda. Kürdistan’ın en önemli geçim kaynağı olan çiftçilik ve hayvancılık, yürütülen savaşın bir parçası olarak adım adım bitiriliyor. Örneğin Kızıltepeli bir çiftçinin 300 dönüm tarım arazisi ve 700 bin TL borcu var. Ya banka el koyacak ya da TEDAŞ, GAP kapmasında yapılan sulama kanalının sulayacağı alan 1 milyon 300 bin dönüm arazi, ama bu arazilerin yüzde 70’i ipotekli, 20 yıldır bitirilmeyen sulama kanalına son iki yıldır hız verilmiş durumda, kısa zamanda bitecek gibi duruyor.

Kürdistan’ın verimli topraklarını, elektrik faturalarından ve kuyulardan kurtaracak su geliyor. Ama geç geliyor. Kürdistan toprakları Kürtsüz bırakılıyor…

TEDAŞ Kuzey Kürdistan“da estirdiği terör ile toplumu kendine bağımlı kılıp çöktürmüş durumda, şuan istese Kürdistan“daki sulu arazinin yüzde 30’una el koyabilir. Görünen o ki önümüzdeki dönemlerde borçlandırdığı çiftçilerin arazilerini gasp edip Kayserili baronlara peşkeş edecek. 


416

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA