G20’ye karşı sınırsız dayanışma

Dünyanın 20 zengin ülkesi, 7-8 Temmuz’da Hamburg’ta G20 zirvesinde buluşacak. Sivil toplum örgütleri de karşıt eylemlere hazırlanıyor. Sol Parti Federal Milletvekili Jan van Aken “Protesto eylemleri tüm dünyada birleşmeli. G20 karşıtı eylemler, çeşitli pozisyonlarını sokağa taşımak için bir fırsat olabilir” diyor.

14 Haziran 2017 Çarşamba | Dünya

DÎLAN KARACADAĞ / HABER MERKEZİ


Aralarında ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bulunduğu dünyanın önde gelen 20 büyük devlet ekonomisinin üyesi olduğu G20’nin devlet ve hükümet başkanları, 7-8 Temmuz’da Hamburg’da bir araya gelecek. Bu devletlerin ultra liberal ve geniş halk kesimlerinin çıkarlarını hiçe sayan politikalarına karşı sivil toplum örgütlerinin protesto eylem hazırlıkları da ‘G20-Protestwelle (Protesto Dalgası)’ adıyla örgütlendi. 

Almanya’da Kürt kurumlarının en üst çatı örgütü örgütü Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin (NAV-DEM) de diğer anti kapitalist hareket, örgüt ve sivil toplum kuruluşlarıyla eylem ve etkinliklerde yer alacak. 

2 Temmuz Pazar günü Pazar günü Hamburg’ta yapılacak. 5-6 Temmuz arasında Hamburg’un Barmbek semtindeki Kampnagel Kampüsü’nde ise G20’ye karşı alternatif zirve olacak. 8 Temmuz’da ise yürüyüş olacak. 

Almanya Sol Parti de (Die Linke) eylem organizatörleri arasında bulunuyor. Sol Parti Milletvekili Jan van Aken ile bu yılki protestoların içeriği, biçimi, eylemin amacıyla hedefi ve alternatif önerileri üzerine konuştuk. 


G20 ülkeleri dünyada üretilen bütün mal ve hizmetlerin parasal değerinin yüzde 85’ine, küresel ticaretin yüzde 75’ine sahip. Üstelik dünya nüfusunun da üçte ikisi G20’de yaşıyor. Dolayısıyla insanlığın kaderi üzerinde oldukça etkili bir mekanizma. Sizin bu mekanizmaya yapısal eleştirileriniz nedir?

G20 devletleri, muazzam ekonomik ve siyasi güçleriyle insanlığı etkileyebilecek karar verebilirler. Bu da antidemokratik bir eylemdir. G20’nin dünyanın tüm ülkeleri adına kararlar almasına vekalet verilmemiştir. Zirvede sadece konuşulmuyor.  O kadar önemli görüşmeler yapılıyor ki. O görüşmelerde de somut siyaset var. Doğru olan, 193 devlet üyeli BM’yi güçlendirmektir. G8 ve G20 için kullanılan yüksek meblağı da BM’nin daha fazla harekete geçebilmesi için kullanmaktır. 

Ayrıca G20 sürecinin şeffaf olmaması da eleştirilmeli. B20 (Business 20) zirvesinde paralel olarak bir araya gelen ekonominin temsilcilerinin etkileri, sadece tahmin edilebilinir. Bu konuda rapor mecburiyeti yok. 


Gelir adaletsizliğinin, yoksulluğun ve temel hizmetleri almadaki ayırımcılığın sürdüğü dünyamızda, çevre kirliliğinden temiz suya erişime, sağlığa, ulaşımdaki eşitsizlikten, temel gıda operasyonlarına kadar bir dizi sorunun kaynağı olan gelişmiş ülke yönetimlerini protesto etmenin dışında, sunduğunuz alternatif perspektif ve öneriler nedir?

G20’yi oluşturan devletler büyük zenginliğe sahip olan, en çok savaşı sürdüren, suyu ve kaynağı en çok harcayan, en çok çöpü üretendir. İklim değişikliğinin de ana suçlusudur. Özellikle yoksul ülkeler başta olmak üzere giderek daha fazla ülkelerde hayat daha da tehlikeleşiyor ve zehirleniyor. Protesto eylemleri tüm dünyada birleşmeli. Zengin ve yoksul ülkelerde, iklim değişikliğini yaşayan ülkeler ve karbondioksit emisyonların ana sorumlu olan ülkelerde... G20 karşıtı eylemler, çeşitli pozisyonlarını sokağa taşımak için bir fırsat olabilir.


G20 zirvesinin yapıldığı kentlerde, zirve süresince protesto gösteriler yapmanın dışında nasıl ve hangi araçlarla kesintisiz bir muhalefet hattı oluşturmak lazım?

G20 zirvesine karşı yapılan eylemler, protestoda ortak ifade olur. Önemli olan bu eylemle oluşacak protesto ve muhalefet ağın oluşmasıdır. Bizler yeni geliştirilen ilişkileri, günlük işimize alarak onları geçersiz kıldırmalıyız. Çeşitli çıkarları ve eylem şekillerini odaklaştırarak, ortak hedef olan tüm ülkelerde adil, barışçıl, huzurlu ve dayanışma içinde bir topluma daha yakın olabilmek için bir yol bulmalıyız. 


Bu seneki protestoların biçimi, içeriği ve temel argümanları olacak?

Bu yıl Hamburg’da çok çeşitli protestolar olacak. Çok sayıda etkinliklerle G20’nin politikası tartışılacak ve eleştirilecek. Çok sayıda eylemler yapıldı ve ayrıca 24 Haziran’da da mülteciler konusunda insanlık dışı ayrımcı siyaseti yapan G20’e karşı bir eylem yapılacak. Bir haykırış, dayanışma zirvesi, merkezi ve merkezi olmayan eylem günü ve zirvenin son gününde de ortak yapılacak protesto eylemi olacak. Burada önemli sloganlardan biri de “G20 yerine sınırsız dayanışma” olacaktır. Önemli olan, her eylem ve etkinlikte G20’nin adaletsiz ve yıkıcı dünya düzeninin doğal olmadığı, insanların büyük bölümünün haysiyet, barış, sağlık ve eğitim talebinde bulunduğunu vurgulamaktır.  


G20, kendi içinde benzemezlerin bir araya geldiği bir zirve. Türkiye ile Almanya’yı kıyaslamak haksız olduğu gibi Suudi Arabistan ile İtalya’yı karşılaştırmak da öyle. Bu devasa yapının parçaları üzerine yoğunlaşma olacak mı? Mesela Erdoğan yönetimindeki Türkiye veya Putin Rusyası ile Trump Amerikası gibi?

G20 kendi içinde ne kadar çeşitliyse, karşıt protestocular da o kadar çeşitli. Farklı motiflerden gelenler G20’yi protesto edecek. Söz konusu iklim, yoksulluk, savaş, göç ve sürgün, basın özgürlüğü, cinsiyet adaleti, ırkçılık ve homofobi gibi... 

Kimileri için bu eylemin bazı despotlara karşı olması önemlidir, kimileri için de bu devasa yapı başlı başına eylem gerekçesidir. İki düşüncenin de yeri var. Bundan dolayı yan  yana, birlikte sokakta yerini alacak. 


Savaştan kaynaklı yıkımların sürdüğü, en temel yaşam hakkının bile hiçe sayıldığı günümüz dünyasında G20’yi protesto eden irade bütünlüğü buna öncülük edecek güçte mi?

Umarım bu güç/irade askeri değil de siyasi ve ekonomik olur. Herkesin bir diğerinin görüşüne saygı duyduğu, bu şekilde ortak hedefler için mücadeleyi sağlayabilirsek gelecekte de ihtiyacımız olan eylemlerde tüm ülkelerde temelimizi inşa etmiş olacağız. Biz çoğuz ve her yerdeyiz. 



715

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA