Koyu piyano tonları, hüzünlü trompet ve kalbimi titreten bas

Bugünlerde Londra’da Stoke Newington semtindeki Z Cafe’nin duvarlarını, jazz temalı grafik dizayn çalışmalarından oluşan harika tasarımlar süslüyor.

14 Haziran 2017 Çarşamba | Kültür-Sanat

Suna Alan / Londra


Bugünlerde Londra’da Stoke Newington semtindeki Z Cafe’nin duvarlarını, jazz temalı grafik dizayn çalışmalarından oluşan harika tasarımlar süslüyor. “My Favorite Things/En Sevdiğim Şeyler” isimli proje kapsamındaki tasarımların sahibi, deneyimli ve yetenekli sanatçı Duysal Tuncer. Tuncer’in dijital olarak hazırladığı, vektörel çalışmalardan oluşan bu sergiyi merak edenler yaklaşık bir ay boyunca Cafe Z’te görebilirler. 

20 yılı aşkın bir süredir grafik tasarımcı olarak emek veren Duysal Tuncer, aynı zamanda çok sayıda kitap kapağının da tasarımcısı... “Önceleri sıkıcı üniversite eğitiminden kaçış, bir hobi olarak başlamıştı” diye söze başlayan Tuncer “Arkadaşlarıma poster, davetiye tasarımları yapıyordum. Birkaç sene işi iyice öğrenebileceğim reklam ajanslarında çalıştıktan sonra, İmge Yayınevi’nde tasarım asistanı olarak işe başladım ve Can Dündar’a yaptığım bir kapağın hem yazar hem yayınevi tarafından beğenilmesinin ardından çalışmalarım hızlandı” diyerek bu alanda çalışmaya nasıl başladığını anlattı. 

200’e yakın kitap tasarladı

Sanat direktörlüğü yaptığı İmge Yayınevi’nde beş yıl boyunca 200’e yakın kitap kapağı tasarımı yaptıktan sonra “Bu mesleğin mesaisi olmaması gerektiğini düşündüğüm için işten ayrıldım ve bağımsız olarak çalışmaya başladım” diyen Duysal Tuncer, “Eşimle birlikte radikal bir karar verdik ve üç yıl önce Londra’ya yerleştik. Daha önce grafik tasarım atölyelerine katılmak ve gezmek için defalarca gelmiş ve çok sevmiştim Londra’yı. Burası sanat üretmek, paylaşmak ve bu yolda ilerlemek için de harika bir şehir” diye belirtti. 

Sade, gösterişsiz, kırılgan

Tuncer, “My Favorite Things” isimli sergi posterinin ön yazısında “Bunlar en sevdiğim şeyler, sade, gösterişsiz ve kırılgan… Kendilerini çok da önemsemeyen insanlar… Kendilerini yok etmeye çalışan harika insanlar… Koyu piyano tonları, hüzünlü trompet ve kalbimi titreten bass sesi… En sevdiğim şeyler…” cümlelerine yer veriyor. 

Baş döndürücü bir dünya

Sergiye ilişkin konuştuğumuz Tuncer, “Jazz’a olan ilgim küçük yaşlardan beri vardı. Jazz albümlerinin kapaklarını bir tasarımcı olarak da çok beğeniyor ve takip ediyorum. Uzun zamandır aklımda jazz ile alakalı bir seri yapma fikri vardı. Son yıllarda jazz ile alakalı pek çok kitap okudum ve film izledim. Hüzün dolu hikayelerle dolu baş döndürücü bir dünya ve bu hüzün beni hep keskin hatlar, sert çizgiler kullanmaya itti. Jazz ile özdeşleşen minimal bir tarz yaratmak istedim. En sevdiğim sanatçılar ve enstrümanları kullanarak bir seri hazırladım. Sergimin ismi Coltrane’ın yorumladığı en güzel eserlerden birine ait. Sanatçılara verdiğim renkleri seçerken bana hissettirdikleri duygulara göre bir yol izledim. Miles Davis karanlıktır, Coltrane depresif, Ella Fitzgerald kadınsı, Chet Baker ise hüzünlü. Bütün bunları birleştirince ortaya bu sergi çıktı” dedi. 

Bu kez tema tutku olacak

Sonbaharda suluboya çalışmalarımdan oluşan yeni bir sergiyi de bitirmeyi umduğunu söyleyen sanatçı Duysal Tuncer, “Bu sefer ki tema tutku olacak” dedi. 

Tuncer’in çalışmaları “www.d3designlondon.co.uk” adresinden takip edilebilir.




417

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA