DİRENENİN güncesi: Savaştır benim gerçek halayım

Raperîn Eylem. O, savaşla büyümüş bir coğrafyanın çocuğu ve Nisêbîn'in direnişçi genetiğinden almış payına düşeni. 8 Şubat'ta düştüğü notlarda "Savaştır" diyor, "benim gerçek halayım." Ve ekliyor, bir başka gün: "Evet, hep yüreklerin sustuğu anlarda yüreğim konuştu ve hep tüm acıların olduğu andı bu an."

09 Haziran 2017 Cuma | Dizi

DİRENENİN güncesi / UMUT ŞERZAN


Gülen yüzü ve eline geçen her şeyle tutmaya çalıştığı ritm duygusundan bahsettiler, onu tanıyanlar. Yaşamı da tüm rengiyle kuşanmak, kendi tabiriyle “türkü tadında yaşamak” istediğini aktarıyorlar. Raperîn, tozun tufanın arasında gülümsemesini eksik etmeyen Nisêbîn gibi direngen bir savaşçı.

İnsanlar, doğdukları coğrafyaya benziyorlar, buna kaniyim. Pek çok kez doğrulanan bu bilgiyi Raperîn’in günlüğünü okurken ve onu yoldaşlarından dinlerken daha da iyi anladım.

Raperîn’in yazdıklarını okurken Nisêbînli koca yürekli gençlerin öncülüğünde başlayan direnişten kareler düştü aklıma. Zılgıtlarla, marşlarla, fedaice bir ruhla tanklara, toplara karşı koyan gençlerin direnişinden. Onlar da 3 Haziran’a kadar yoldaşlık ve inançla kuşandıkları zırh ile yükselmişlerdi göğe. Tıpkı Raperîn gibi.

Raperîn aklının bir yanı, en zorlu anlarda bile, hep yoldaşlarında kalmış; diğer yanı kavgaya yarar bir insan olmak derdiyle uğraşmış. Raperîn’in günlüğünde en fazla kullanılan kelime sanırım “yoldaşlık”.

O, savaşla büyümüş bir coğrafyanın çocuğu ve Nisêbîn’in direnişçi genetiğinden almış payına düşeni. 8 Şubat’ta düştüğü notlarda “Savaştır” diyor, “benim gerçek halayım.”

Raperîn, 100 sayfadan oluşan gri, işlemeli bir defterin 25 sayfasına not düşmüş, içinden gelip geçeni. Defter üzerindeki lastik çok kereler kopmuş olmalı ki, düğüm üstüne düğümle saklamış sözcüklerini. Defterin kabı ve sayfaları birbirinden ayrılmış. Yoldaşlarının anlattığına göre, bu defteri nereye gitse cebinde taşırmış.

Günlüğe başladığı tarih, 16 Ocak 2015. Defterin arka kapağına koca bir çiçek çizmiş ve altına iliştirmiş bir cümleyi: “En büyük yoldaşlar, birbirine güç veren yoldaşlardır.”

Raperîn günlüğüne Kobanê’den not düşerken Miştenûr Tepesi’ni almaya üç gün vardı ve şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. DAİŞ çetesi, özgürlük savaşçılarının ilerleyişini durduramayınca intihar saldırıları düzenliyor, bombalı araçlarla geliyordu. O günlerde Raperîn, bu saldırıları şöyle not düşmüştü defterine:


“Bugün Cuma. Yine cennete gitme istemleri için habire kendilerini patlatıyorlar. 3 tank patlatıldı, 2 tanesini de uçak vurdu. Yaralılarımız var ama hafif. Umarım bu defteri sonuna kadar bitiririm ve yanımda dağların zirvelerine götürürüm. Belki de anlatamayacaklarım çok olacak. Elbette gönül isterdi ki, tüm kahramanlarımı anlatayım size. Onların yanında çok daha az kalacak yazdıklarım. Çünkü hep kahramanlar yazdı bu tarihi. 

Şu anda Hezillerin, Rüstemlerin, Doğanların, Dijwar’ın, Kato’nun, Rojhat’ın ve Serdarların elinde bu tarih kalemi. Heval Şoreş yanımızdaydı, gidecek. Tanımadan gitmesi her ne kadar üzmüş olsa da yine de başka yoldaşlarına destek vermesi gerektiği için gitmesi bana güç veriyor. Kadın arkadaşların takımı var bu taburda: Gülbahar, Nujîn, Newal, Rojîn, Hezel. Ama Sarîna ve Şehit Siyadem de var yüreğimde. Onlar, benim yüreğime kazınmış laleler...”


Sıcak çatışmalar tüm yoğunluğuyla sürmektedir; tüm dünyanın gözü, Kobanê üzerindedir; insanlık ailesi, karanlığa karşı Kobanê’nin zaferini beklemektedir. İşte o günlerde Raperîn’in yazdığı her sözcüğe hüzün sızar. Gidenlerin ağırlığı altında ona yürüme takati veren ise yine yoldaşları olmuştur. 23 Ocak 2015 tarihli notları, bunu anlatır: 


“Bu an öyle bir an: Ölümün yoğun bastığı ve baskınlığıyla seni yokluğa sürüklediği an. Evet, hep yüreklerin sustuğu anlarda yüreğim konuştu ve hep tüm acıların olduğu andı bu an. Yani anlayacağım, yürekler sustu mu, rolünü yitirdi mi, sen acılarla örülür ya da acıları giyinirsin. Etrafta olup biten tüm acılar sana yük olur. Yorgun hissedersin yüreğini. Çünkü o an, herkesin yüreğini taşıyorsun. Her şey ağır gelir sana. Hatta sen bile!

Anlatmak istediğim şu: Biz sadece kendi yüreğimizi değil, uğruna ölebileceğimiz ve hiç içselleştirmediğimiz insanların yüreğini taşıyanlarız. Çok yorgun olsa da yüreğim, yine de yaşar ve günler su gibi akıp geçer. Ama yürekler sustu mu, güzel bir hatıra, yazı ve yüreğine kazdığın güzellikte harikalar bulamazsın. Yani kalemdeki mürekkebi dökemezsin sayfalara. Bu yüzden her ne kadar yüzün gülse de gözler hep gölgede kalır.”


Yoldaşları anlatıyor: Raperîn toprağına aşıktır. Fırsatını her bulduğunda başlar: “Nisêbîn şöyle güzeldir, böyle iyidir.” Cümlelerine hep Nisêbîn sızar. Öyle ya, Nisêbîn’deki direnişte de su gibi aziz, hava kadar lazım olan şey, yoldaşlıktı. Toprağın yazdığı kader olsa gerek: Kobanê’de de güçlü kalmak için sığındığı dal, yoldaşlık olmuş Raperîn’in. Kobanê özgürleştirildikten sonra, köylerde devam eden operasyonlar sırasında, 8 Şubat’ta düştüğü notlar bunu anlatır:


“Özgürlük hareketinin olmazsa olmazı, yoldaşlık duygusu. Belki de onun içindir, yaşadığımız tüm zorluklar. Çünkü o, seni hem doyuran hem de güçlendiren duygu. Onsuz kalınca yıpranmış bir gül gibi kalakalırsın ortada.

Herkesle birlikte ateşin başındayız. Ama ben burada mıyım, değil miyim, bilmiyorum. Gülen gözler yok. Yaşamına anlam verecek gidenlerin gözlerini bulamamak. Burada olduğum için mutluyum; çünkü savaştır benim gerçek halayım. Ama bir yandan da mutsuzum, çünkü halayımı büyütecek renkli mendillerimin birçoğu gittiler.”


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da uluslararası bir komplo sonucu Türkiye’ye teslim edilmesinin 16. yıldönümünde Raperîn, isyan ve öfke ile doludur. Öyle ki, Nisêbîn’de çokça yetiştiği bilinen nergislerin açılmasına bile aldırmaz ve intikam sözleriyle bezer 15 Şubat 2015 tarihli notlarını.


“Bugün gökyüzü kara gelinliklerle süslemiş kendini. Ne fayda nergislerin açılması, ne fayda güneş ışınlarının yürekleri ısıtmaya çalışması! Isıtır mı kara giyen gelinlerin yüreğini? Güneşin ipi ellerinde bile olsa çözer mi buza kesilmiş çocukların gözyaşlarını? Sessizlik halayına tuttular bugün yürekleri, anaları ağıtlar söylemeye davet ettiler. Yaşamla oynandı bugün. Affedilmeyecek yürekleri cellatların.”


Yaşamın ve direnişin zorluklarına göğüs germek için sürekli bir çabanın sahibi olmuş Raperîn. Kobanê köylerinde operasyonlar devam ederken yaşamsal sorunları çözümlemek için çok uğraşmış. Yoldaşları, bir yandan savaşta korkusuzca ilerlerken diğer yandan yaşamda da buna denk bir duruşun sahibi olarak yürüdüğünü belirtiyor.

DAİŞ çetelerinin Cizîrê Kantonu’nda merkez konumuna getirdikleri Til Hemis kentinin özgürleştiği haberini aldığı gün olan 28 Şubat 2015’te Raperîn, yoldaşlarıyla birlikte yürüyor, zaferler kazanıyor olmanın verdiği sevinci yansıtıyor.


“Oldukça keskin ama güzel hakikatlerle dolu yaşam. Tabii acıları da var, diğer yandan. Ve onu korumak, yaşamı korumak, başka bir zevk. Zorlanmalar yaşadığım dönemde hep güç getirebildim yaşama ve acıların yoğunluğu altında güzelliklere el attım. Yaşam yorucu ama bir o kadar hafifletiyor beni, zorlanmalara göğüs germek. Güç veriyor, sorunlara güç getirmek. İnsanlara çözüm gücü olmayı seviyorum, her ne kadar sonucunda ben acı çekmiş olsam da. Sonuç itibarıyla yoldaşıma yoldaş olmayı başardım, diyordum.”


Yaşam içinde kendine tutunacak dal olarak seçtiği, yoldaşlık olmuş Raperîn Eylem’in. 25 Haziran’da Eyn Îsa kasabasında bir köy evinde çetelerin döşediği mayının patlaması sonucu şehit düşene kadar yazdığı günlük sayfalarında en yoğun hissedilen, yoldaşlık duygusu. 


“Zorlanmalar hep somut ve açık olmalı; ama ben kendi başıma güç getireceğim sorunlarıma ve diğer sorunlara. Bana birçok eleştiri geldi. Çok ağır ve hiçbir zaman altından çıkamayacağımı düşündüğüm şeyler. Ama bundan hiç kimse sorumlu değil. Sorumlusu benim ve öyle pratikler açığa çıkarmam gerekiyor ki, en iyi şekilde telafi edebileyim. Nasıl anlatayım, bilemiyorum. En değişmez dediğim insanları bile değiştirebilme gücüm var, biliyorum. Çıkmazlara değil en güçlü yollara koymalıyım kendimi ve timimi. Güçlü bir kişilik, güçlü dünyaları kurar. Onun için başaracağım ve elde edeceğim güzel bir dünyayı. 

Bir diğeri ise yoldaşıma güç verememek! Oysa ben bu gücü oluşturabilmek için yırtmadım mı çirkin suratları, yıkmadım mı kalın duvarları? Öyleyse bu sefer de başarıyı ben elde edeceğim. Yoğun bir çatışma var. Yaşam ya elimden tutacak ya da elimden tutacak!”


 


Raperîn Eylem

(Hacire Elmas)

Doğum Yeri: Nisêbîn

Doğum Tarihi: 1 Mayıs 1994

Şehadet:Eyn Îsa güneyi, 25 Haziran 2016






1637

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA