Bağımsızlığın tek yolu devlet mi?

Bağımsızlık isteyen Katalan partiler, ulusal bir zeminde bir araya gelmeyi başardı. Ancak her birinin gelecek vizyonu arasında büyük farklar bulunuyor. Mevcut durumda İspanya’ya karşı ortak mücadele veriliyor. Ama asıl mücadele gelecekte Katalan partiler arasında yürütülecektir.

03 Ağustos 2013 Cumartesi | Dizi

KATALONYA’da yeni dönem - III


22 Ocak 2013’te Katalan Parlamentosu’ndaki 135 vekilden 85’i Katalonya’nın bağımsızlık ve kendi kaderini tayin etme deklarasyonunu onayladı. Parlamento, Katalonya’da yaşayan insanların geleceğini seçmesi için koşulları hazırlama görevini böylece üstlenmiş oldu. Şu anda bu süreç devam etmektedir. İktidardaki CiU ve ERC, halkın seçim yapma hakkını savunan partilerin de desteğiyle referandum hazırlıklarını yürütüyor. Amaç, referandumun Katalan krallığın sonunu getiren işgalin 300. yıldönümü olan 11 Eylül 1714’e yetiştirmektir.
Referandumu destekleyen partiler arasında, bu sürecin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda farklı yaklaşımlar söz konusu. Röportaj talebimizi olumlu karşılamayan iktidardaki CiU dışında Katalan meclisindeki temel partiler ile görüştük. Şu veya bu şekilde referandumun seneye 11 Eylül’de yapılması yüksek bir ihtimal. O gün sandığa gidecek olanlar bağımsızlığa ya evet ya da hayır diyecekler. Şu anki tabloya baktığımızda sandıktan bağımsızlığın çıkması muhtemel. İktidardakilerin yol haritasına göre böyle bir durumda, AB’den de destek sağlanması halinde Katalan devletinin kurumsal ve yapısal hazırlıklarına başlanacaktır. Plan böyle.

3 muhtemel senaryo

Kısa bir süre öncesine kadar bir araya gelmeyen ve zıt politikalara sahip siyasi partiler, bugün ortak bir paydada buluşuyor. O da, bağımsızlık yanlısı olmaları. Onun dışında bir de bağımsız bir Katalan devletine karşı olup da, Katalan toplumunun kendi geleceğini belirleme hakkını, dolayısıyla referandumu destekleyenler var.
Siyasi partilerin ulusal çıkarlar etrafında birleşmeleri elbette önemli bir husustur. Fakat bu cephe, radikal soldan (CUP) sağ-muhafazakar çizgiye (CiU) kadar oldukça farklı politik ve ideolojik pozisyonlar kapsamaktadır. Dolayısıyla referandumun amaçlanan biçimiyle gerçekleşmesi durumunda asıl mücadele 11 Eylül 2014’ten sonra başlayacaktır. Çünkü siyasi partiler ve bir de meclisin dışındaki toplumsal örgütlenmeler bu kez kurulması amaçlanan Katalan devleti için gelecek projelerini ve vizyonlarını sunup ‘yarıştıracaklardır’.
Partilerin geçmiş ve günümüzdeki pratiklerine bakıldığında üç muhtemel gelecek çizmek mümkündür:
1- Mevcut neoliberal politikaların merkez sağ (özellikle de iktidardaki CiU) tarafından Katalan bayrağı altında sürdürülmesi,
2- Sistemin sürdürülmesi ancak özellikle kamu hizmetleri alanında bazı düzeltmelerin yapılması (merkez sol - sosyaldemokrat vizyonu),
3- Radikal bir değişimin denenmesi, antikapitalist bir düzenin inşa edilmesi (CUP’un vizyonu),

Bağımsızlık=devlet mi?

Devletsiz ulusların deneyimlerini karşılaştırmalı bir okumadan geçirmek mümkün elbette, ancak kaba anlamda kıyaslamacı bir yaklaşımdan da kaçınılmalı. Çünkü benzerlikler olsa da farklı faktörler farklı roller oynuyor.
Örneğin mevcut durumda yoğun bir şekilde Katalanların varlıklarını hem ulus hem de toplum olarak bir tek siyasi bağımsızlık yoluyla koruyabileceği ifade ediliyor. Anladığım kadarıyla toplumun önemli bir kısmı buna inanıyor. Kürtler olarak kendi konumumuz ile kıyaslarsak muhtemelen pek anlam veremeyiz. Çünkü varlığımız tanınmamış; hala imha-inkar politikaları ile karşı karşıyayız. Katalanların sahip olduğu statünün çok gerisindeki bir statümüz bile yok.
Günümüzde dünyanın farklı bölgelerinde çok sayıda devletsiz ulus, geleceği için farklı yol ve yöntemlerle mücadele etmektedir. Hepsinin ortak yönü, özgürlük ve bağımsızlık hedefidir. Ancak hem gelecek vizyonları hem de bağımsızlık anlayışlarında büyük farklar söz konusudur. Antikolonyalist ulusal kurtuluş mücadelelerinin tarihe damgasını vurduğu 20. yüzyılda kendi kaderini tayin hakkı çoğunlukla bağımsız bir ulus-devleti kurmakla eşanlamlı gibi ele alınıyordu. Bu mantıkta bağımsızlığın siyasal karşılığı da ulus-devlet oluyor.

Konfederalizme büyük ilgi
Kürt Özgürlük Hareketi, 20. yüzyılın sonu, 21. yüzyılın başında hem ideolojik hem de politik hem de sosyokültürel sebeplerden ötürü kendi kaderini tayin hakkı= bağımsızlık= ulus-devlet formülünü sorgulamaya başladı. Ve şöyle bir hipotezi geliştirdi: devlet dışı toplumsal (ve ulusal) örgütlenmeler, devlet etrafındaki bir örgütlenmeden daha bağımsız bir siyasal form olamaz mı? Bunun adını ise Demokratik Konfederalizm koydu.
Katalonya’da bulunduğumuz süre içinde dört panelde Kürdistan’daki toplumsal dönüşüm mücadelesini anlattık. Çok az deyinmemize rağmen her panelde en çok ilgi çeken konu, Kürt Özgürlük Hareketi’nin devlet ve iktidara yaklaşımı ile Demokratik Konfederalizm oldu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın savunmalarından derlenen Demokratik Konfederalizm broşürünün İspanyolca çevirisi her panelde kısa sürede tükenirken, Katalan Sol Bağımsızlıkçı Hareketi’nin gençlik örgütlenmesi olan Arran, bu konuya ilişkin eğitim kararı aldı.
Bundan ve hareketten kadrolar ile sohbetlerden, Sol Bağımsızlıkçı Hareket içinde Katalonya’daki realite çerçevesinde daha radikal yaklaşımlar geliştirme arayışının söz konusu olduğu sonucunu çıkardım.
Enternasyonalizmin bir gereği de, mücadeleci halkların iradesine ve dolayısıyla gelecek vizyonuna saygı duymaktır, bu temelde dayanışma göstermektir. Ancak bu gidişimde beni çok düşündüren bir husus, son birkaç yıl içinde bağımsızlık isteyenlerin sayısındaki büyük yükseliş ile ilgili. Daha doğrusu bu yükselişin sebeplerini merak ediyorum. Bağımsızlık konusu kadar, bağımsızlık isteme sebepleri de önemli değil mi?

Fırsatlar ve riskler

Katalan Özerklik Statüsü’nün reformu için oluşturulan reform yasasının İspanya Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi kuşkusuz Katalan toplumunda büyük bir kırılma yaratmıştır. Fakat bu durum, ekonomik krizle aynı döneme denk geldi. Konuştuğum birçok kişi, mali krizin bağımsızlık isteyenlerin sayıca artmasında rol oynadığını doğruladı. Peki kriz ortamında - ki İspanya genelinde işsizlik oranı yüzde 16’dan 25’e yükselirken, 6,5 milyon nüfusa sahip Katalonya’da işsizlerin sayısı 1 milyonu buldu - ekonomik refahın bir Katalan devletinde yükseleceği inancıyla bağımsızlıktan yana olmak sakıncalı olabilir mi? Ayrı bir devletin sihirli değnek gibi bütün sorunlara çözüm olacağını sanmak bir yanılgı değil mi? Veyahut milliyetçi duyguları popülist söylemlerle kabartıp oy potansiyelini bağımsızlık üzerinden yükseltmeye çalışmak, bir siyasi parti açısından ne kadar sorumlu bir duruş? Bu sorular, eskiden beri bağımsızlığı savunan sol ve cumhuriyetçi kesimden ziyade CiU’nun tabanına dönük.
Sonuç olarak Katalan ulusu tarihsel bir dönemden geçmektedir. Kendi geleceğini seçmeye hazırlandığı bu süreç, içinde fırsatlar kadar riskler de taşımaktadır. Bölgesel özerklik ile bağımsızlık yanında üçüncü yol olarak pek yaygın olmazsa da federalizm hala bir kenarda durmaktadır. Ancak İspanya içinde bir değişim olmadan, değişimi güçlü savunan bir zemin olmadan bu opsiyonun güçlenmesi pek olası görünmüyor.
Planlandığı biçimiyle gelecek yıl referanduma gidilmesi ve referandumdan bağımsızlık sonucunun çıkması durumunda AB’nin tavrı da önem arz edecektir. Zira bağımsız bir Katalonya, Batı ve Güney Avrupa’daki düzeni de sarsacaktır.
Dışarıdan bakınca Katalanların bağımsızlık arayışı ütopik gelebilir. Ancak Katalonya’da halkın geleceğini seçme hakkını savunan partiler, başta da iktidar partileri 11 Eylül 2014’te tamı tamına 30 yıl sonra ülkenin bağımsızlığı için referanduma gidileceği konusunda iddialı. Fakat bu konuda Katalan hükümetine güvenmeyenler de var. Ne olacağını şimdiden kestirmek zor. O yüzden bu süreci dikkatle izlemekte fayda vardır. Zira referandumun gerçekten seneye yapılması durumunda asıl mücadele ondan sonra başlayacaktır.

Referandumla bağımsızlığa

Katalonya Cumhuriyetçi Sol Partisi (ERC), kendisini ‘merkez sol’ olarak tanımlıyor. Sadece Özerk Katalan Bölgesi’nin değil, Katalan Ülkesi’nin tümünü kapsayan bir bağımsız devleti savunuyor. 2012 seçimlerinde en güçlü ikinci parti olup yüzde 13.7 oy ile 21 vekil çıkardı. CiU ile birlikte hükümeti oluşturuyor. Cumhuriyetçilerin pozisyonunu milletvekili Pere Aragones i Garcia anlattı.

Bağımsızlığı savunan cephenin son yıllarda bu denli genişlemesini neye bağlıyorsunuz?

Katalonya’nın özerklik statüsünü genişletmeyi amaçlayan düzenlemelerle ilgili İspanya Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar, bu özerklik statüsünün temeline karşı bir saldırı idi. Bu kararın verildiği 2010’dan sonra çok sayıda insan, öz yönetim ve temel sorunlar hakkında karar verebilmek için gereken özerklik alanının sadece bağımsızlık yoluyla kazanılabileceğini görmeye başladı. Çünkü İspanyol devleti ile anlaşmak mümkün değil. Özerklik statüsü ile anlaşmayı denedik ama şimdi İspanya hükümetinin sorumlu olduğu bir blokaj durumu var. Katalonya ile İspanya arasında ilişkiler hiçbir zaman bu kadar kötü değildi.
Mecliste, referandumu destekleyen bir çoğunluk var. İktidardaki CiU ile, bu referandumu 2014 yılında gerçekleştirme yönde bir anlaşmamız var. Şimdi bu referandumu gerçekleştirmenin yol ve yöntemleri üzerine çalışıyoruz. Bunu, İspanya hükümeti ile diyalog halinde yapmaya çalışıyoruz. Birleşik Krallık ve Kanada’da bu olmuştu, Katalonya’da da bunun mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

Sorunlar İspanya içinde de çözülebilir diyenlere nasıl bir cevap verirsiniz?

Sorun şu ki birçok insan İspanya’nın Katalonya’ya bir öneride bulunması gerektiğini düşünüyor. Bir anlaşma sağlamak için, örneğin yeni bir mali anlaşma ya da anayasanın reformu için. Ama ne iktidardaki PP, ne de ondan önce iktidarda olan PSOE Katalonya ile mali ilişkileri yeniden düzenlemek istiyor. Şu bir gerçek ki İspanya, devlet içi bir çözüm için Katalonya’ya bir teklif sunmaya hazır değil.

Partiniz, Katalanlara nasıl bir gelecek projesi sunuyor?

Biz gelecekte kurulacak bir Katalan devletinin parlamenter bir cumhuriyet olmasını isteriz. Ve bu cumhuriyetin sosyal çerçevede sağlık ve eğitim gibi alanlarda kamu hizmetlerine dayanmalı. Özellikle de eğitime daha büyük bir bütçe ayırılmalı. Ekonomik açıdan AB içinde kalmanın daha doğru olacağını düşünüyoruz ama şu anki AB ekonomi politikalarını, özellikle de mevcut tasarruf politikaları reddediyoruz. Avrupa’daki ekonomik pazarımızda insan, sermaye ve ürün dolaşımının özgürce olmasını sağlamalıyız. Ekonomi politikamızda banka fikrini reddediyoruz. Eğer bir banka batamayacak kadar büyükse, o zaman demek ki fazlasıyla büyüktür. Biz, oldukça küçük bankalar, çoğu da kooperatif bankalarına dayanan bir sistemden yanayız. Serbest Pazar fikri kötü değil ama tüketicileri, ufak ve orta büyüklükteki pazarları korumalı.

PSC: Referanduma evet, ama...
Katalonya Sosyalist Partisi (PSC), İspanya sosyaldemokrat partisi olan PSOE’nin Katalan kolu niteliğinde. O nedenle özgün politikalara sahip olsa da, merkez ile diyalog halinde hareket ediyor. 2012 seçimlerinde CiU ile birlikte oy kaybına uğrayıp, 28’den 20 sandalyeye geriledi. 2005-2011 yılları arasında Barcelona’ya 45 kilometre uzaktaki Vilanova kentinin belediye başkanlığını yapan Joan Ignasi Elena i Garcia, şimdi milletvekili. Başlarken kendi kişisel görüşünü değil, partisinin resmi görüşünü anlatacağını vurguladı. Eminim kendi görüşü çok daha eleştirel. Ancak cümlelerinin arasında sosyaldemokrasinin yaşadığı derin kriz ve çelişik durumu okumak mümkün.

Bağımsızlık konusundaki yaklaşımınızı özetler misiniz?

Parti olarak karar verme hakkını savunuyoruz. Fakat bunun İskoçya ve Quebec’te olduğu gibi devletle birlikte yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bir referandum olursa parti olarak bağımsızlığa hayır diyeceğiz. Ancak federalizmin gelişmesi için İspanya anayasasının reformdan geçirilmesini savunacağız. Şu anda Katalan parlamentosunda referanduma gidilmesi için yasa hazırlığı yapılıyor. Biz referandumun bir tek bu yasaya dayalı yapılmasına karşıyız. Sürece olan temel eleştirimiz budur. Yani bağımsızlığın tek seçenek olarak tartışılıyor olması. Partimiz içinde şu anda kapsamlı bir tartışma yürütüyoruz. Katalonya’da yaşanan siyasal, sosyal, ekonomik sorunlar sistem içinde çözülebilir mi yoksa daha kapsamlı reformlar mı gerekli? Bu, sosyaldemokrasinin sadece Katalonya’da değil, bütün Avrupa’da yaşadığı bir sorundur. 


Hangi pozisyon daha güçlü?
Katalonya’daki üyelerimizin çoğunluğu daha kapsamlı reformlardan yana ama İspanya’daki sosyalistler var olan sistemin çerçevesinde kalmaktan yana. Yeniden iktidara gelmemiz durumunda daha kapsamlı değişiklikler yapmamız gerekecektir.

PSOE, sizin ana partiniz. Merkezle ilişkiler hangi noktalarda problemli?

Tek bir noktada sorunumuz var. O da karar verme hakkı, kendi kaderini tayin hakkı. PSOE, Katalonya için federalizm önerimizi destekliyor olsa da karar verme hakkına, yani referanduma karşıdır.
PSOE, iktidardayken çerçeveyi değiştirmeye çalıştı, bölgeyle merkez arasındaki ilişkileri yeniden düzenlemek, katı merkeziyetçiliği aşmak için çaba sarf etti.

Sizce partinizin üyeleri kendilerini, diğer Katalan partilerin üyeleri oranla daha ‘İspanyalı’ hissediyor mu?  

Hayır, öyle düşünmüyorum. Bu, bireylerin özeli ile ilgili. Ama partiler arasında tabii ki en fazla Katalonya’nın İspanya’nın içinde, ama farklı bir İspanya’nın içinde kalmasından yanadır.

Yeşiller:İspanya’yla diyalog

Katalonya Yeşiller İnisiyatifi – Sol Birlik ve Alternatif (ICV-EUiA), sol-ekolojik çevreden gelen bir ittifak. 2003-2010 yılları arasında Katalonya Sosyalist Partisi (PSC) ve Katalonya Cumhuriyetçi Sol (ERC) ile koalisyon hükümetinde yer aldı. Bu hükümet koalisyonu 2010’da çoğunluğu kaybetti. 2012 seçimlerinde ICV-EUiA oyların yüzde 9.89’unu alıp 13 milletvekili çıkardı. Marta Ribas, Katalan meclisinde Eşitlik Komisyonu’nun başkanı. Kendisiyle partisinin referandum ve bağımsızlık konusundaki yaklaşımını konuştuk.

Parti olarak bağımsızlık konusuna nasıl yaklaşıyorsunuz?

Biz her zaman hem Katalanların hem de bütün halkların kendi kaderini tayin hakkı için mücadele ettik. Partimizin içinde federalistler de, bağımsızlıkçılar da var. İspanya’nın bazı kesimleriyle birbirimizi anlama sorunları yaşıyoruz. Bunun tarihsel nedenleri var. Diktatörlükten sonra geçiş sürecinde bazı sorunları iyi çözemedik. Şimdi bu sorunları yeniden ele alıp gerçekten çözme zamanı. Öncelikle de demokrasi ile başlamalıyız.

Bu, referandumu desteklediğiniz anlamına mı geliyor?

Evet. Katalonya’daki insanlara ne istediklerini sorup, sonuca saygı göstermeliyiz. Ama bu işi iyi yapmalıyız. Hem İspanya hem de Avrupa ile konuşmalıyız. Bunun bir hak olduğunu anlamalarını sağlamalıyız. Biz bunu Kürtler, Sahralılar, Filistinliler ve diğer devletsiz halklar için de savunuyoruz. Her halk, nasıl yaşamak istediğine karar verme hakkına sahiptir.
Referandumun zamanlaması da, resmi ve kurallara uygun yapılması da önemli. Eylül 2014 erken olabilir. Resmi ve kurallara uygun bir şekilde referandum için ikna etmeliyiz. İkna olmuyorlarsa, resti çeken onlar olsun, biz değil. O zaman da farklı bir yol aramamız gerekecektir ama bunu yaparken de Katalonya’da azami konsensüsü hedeflemeliyiz.

Diyelim ki başarılı bir referandum oldu ve bağımsızlık kararı verildi. Peki ya sonra?

Bu, masaya yatırmaya çalıştığımız büyük tartışma konusu. Mesele sadece bağımsız olma opsiyonuna sahip olmak değil. Katalonya’yı yönetme biçimimizi de değiştirmeliyiz. Eğer bu konuda bir değişim olmayacaksa bağımsızlığın anlamı olmaz. Aynı şeyi neden Katalan sağ partilerle, Katalan büyük şirketlerle sürdürelim ki? Bazı partiler bağımsızlıktan sihirli bir şeymiş gibi söz ediyor. Ama nasıl olacağını söylemiyorlar. Bu partiler, gelecekte ne tür sorunlarla karşı karşıya kalacağımızı bilmeli. Hem risklerin ama hem de imkanların bilincinde olmalı. Biz bağımsızlıktan, her türlü sorunu çözecek bir şey olarak söz etmek istemiyoruz. Hem İspanya hem de AB ile ciddi ve sorumlu bir tartışma, bir diyalog istiyoruz. Bütün opsiyonlar masaya yatırılsın ki özgürce seçim yapabilelim. Bu, tarihsel bir sorumluluktur. Bazen işlerin nasıl ilerlediğini görünce ürktüğümüz oluyor. Kısa vadeli bir yaklaşımla bu sorumluluğun üstesinden gelinemez. Bu işi doğru bir şekilde yaparsak dünya için bir örnek de olabiliriz. Avrupa içinde, Yugoslavya yolunun dışında da bir yol olduğunu göstermeliyiz. Bunun için demokratik yolu esas almalıyız.  BİTTİ

MERAL ÇİÇEK



980

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA