1 Mayıs kutlu olsun!

30 Nisan 2018 Pazartesi

SELAHATTİN ERDEM

Yeni bir 1 Mayıs’ı yaşıyoruz. Her tarafı işçi ve emekçi bayramının heyecanı kaplamış. Emekçi halk AKP-MHP faşizmine karşı öfkeli. Besbelli ki öfkesini 1 Mayıs meydanlarında gösterecek. Yüz binler halinde 1 Mayıs meydanlarına akacak ve faşizme karşı demokrasi talebini net bir biçimde ortaya koyacak. Bu 1 Mayıs Türkiye’nin gidişatında yeni bir dönüm noktası olacak. Bu temelde 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramını, işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününü kutluyor, AKP-MHP faşizmine karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürüten herkese başarılar diliyoruz.

Çok açık ki, 2018 yılı 1 Mayıs’ı Türkiye’de erken seçimin kararlaştırıldığı bir siyasi ortamda yaşanıyor. Her tarafı yeni bir seçim heyecanı kaplamış bulunuyor. 1 Mayıs kutlamaları ile seçim hazırlıkları iç içe geçiyor. 1 Mayıs’ın özgürlük ve demokrasi ruhu ile erken seçimin demokrasi umudu birleşmiş oluyor. Tüm antifaşist demokrasi güçleri 1 Mayıs kutlamaları temelinde söz konusu erken seçime güçlü bir giriş yapıyor. Bu temelde 1 Mayıs kutlamalarının çok daha büyük bir anlam ve önem kazandığı, milyonlar halinde sokağa çıkacak olan emekçilerin daha şimdiden demokrasinin seçim zaferini ilan edeceği görülüyor. 

Türkiye toplumu bu yıl 1 Mayıs ve erken seçim heyecanını birlikte yaşıyor. Bir baskın seçim tarzında da olsa ve AKP-MHP faşizmi kazanacağını umut etse de, söz konusu erken seçim ile Türkiye’nin AKP-MHP faşizminden kurtulması için yeni bir şans ortaya çıkmış bulunuyor. Gerçi Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğünün seçim ile iktidarı bırakmayacağı kanısı genel bir kanaat haline gelmiş durumdadır. Yine OHAL faşizmi koşullarında özgür ve adil bir seçimin olamayacağı konusunda herkes hemfikirdir. AKP-MHP faşist iktidarının her türlü baskıyla birlikte çok yoğun bir biçimde hile yapacağı kanısı ve kaygısı herkeste vardır. Bu anlamda erken seçim olayı gündeme gelir gelmez ilk tartışılan konu faşist iktidarın baskı ve hile ile iktidar olmak istediği hususu olmuştur. Zaten mevcut AKP iktidarının da 1 Kasım 2015 tarihinde baskı ve hile ile iktidarı gasp ederek şekillenmiş olduğu bir gerçektir. Bu anlamda demokratik bir seçim olmayacağı kanaati iç ve dış tüm demokratik çevrelerde vardır. Fakat tüm bunlara rağmen, yine de seçime girerek AKP-MHP faşizmine sandıkta da yeni bir ders verme iddiası toplumda vardır ve iyi örgütlendirilirse bu iddianın sonuç alma şansı da bulunmaktadır.

Burada önemli olan tüm demokratik güçlerin söz konusu seçimi doğru değerlendirmesi ve birlikte iyi örgütlemesidir. Bir defa adı üzerinde, zamanında değil, bir erken seçim söz konusudur. Yani 2019 Kasım’ında yapılması gereken seçim 24 Haziran 2018 tarihine çekilmiştir. Dikkat edilirse tam bir buçuk yıl öne alınmıştır. Peki niçin? Mevcut durumuyla AKP-MHP faşizminin bir buçuk yıl daha iktidarda kalması mümkün olmadığı için. Yani erken seçime karar veren iktidar güçlü olduğu için değil, mevcut haliyle iktidarını sürdürme gücü kalmadığı için söz konusu kararı vermiştir. Bu gerçeği faşist şef Devlet Bahçeli “Devletin bu biçimde 2019 Kasımına ulaşma gücü kalmamıştır” diyerek açıkça itiraf etmiştir. Yani erken seçimi gündemleştiren faşist iktidar güçlü olduğu için değil, çökmekte olduğu için böyle bir karara varmıştır. Öncelikle bu gerçeğin iyi bilinmesi, siyasi olayların doğru okunması ve bu durumun kitlelere yeterince taşınarak toplumun doğru bir biçimde bilinçlendirilmesi gerekir.

Bununla bağlı olan diğer yan ise, AKP-MHP faşizminin, yaşadığı çöküş içinde mevcut güncel durumu kendisi açısından en elverişli ortam olarak görüyor olmasıdır. Bu konuda Efrîn savaşında elde ettiği sonucu oya dönüştürme ve buna dayanarak seçimi kazanma hesabı yapmaktadır. Ayrıca 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana yürüttüğü topyekûn faşist saldırı ortamında başta HDP olmak üzere tüm muhalefet partilerini darbelemiş ve ciddi biçimde yıpratmıştır. HDP’nin eşbaşkanları, milletvekilleri, parti meclisi üyeleri, il ve ilçe yöneticileri hepsi tutuklanıp zindanlara doldurulmuştur. Bu anlamda muhalif demokratik güçlerin örgütlülüğü ciddi biçimde zayıflatılmıştır. Demokratik muhalefet zayıf ve parçalı iken, faşist iktidar ise sürekli seçim hazırlığı ve ittifakı çalışması içinde olmuştur. AKP-MHP-BBP’nin faşist seçim ittifakı şekillendirilmiştir. Erdoğan-Bahçeli faşist diktatörlüğü, bir de bu duruma dayanarak seçim kazanma hesabı yapmaktadır. Bu durumların da iyi değerlendirilip, AKP-MHP faşizmini teşhir edici bir propagandanın içerde ve dışarıda yapılması gerekir. Bu temelde faşizmin dayandığı oyun ve hilelerin bozulması gerekir.

Dikkat edilirse, Erdoğan-Bahçeli ikilisi çaresizlik sonucunda söz konusu erken seçimi gündeme getirmiş durumdadır. Mevcut haliyle iktidarlarını daha fazla sürdürme güçleri kalmamıştır. Son bir çırpınış olarak, muhalefeti hazırlıksız ve parçalı bir biçimde yakalayarak söz konusu baskın seçimle sonuç almak istemektedir. “Eğer yeniden seçim kazanma olacaksa ancak şimdi ve bu biçimde olabilir” demektedir. Başka biçimde faşist diktatörlüğün ömrünü uzatma şansının ve gücünün kalmadığını açıkça itiraf etmektedir. Faşist baskı ve hile ile bir kez daha seçim kazanma hesabı yapmaktadır. Başlı başına bu durum AKP-MHP faşizmi için bir yenilgi ve kırılma durumudur. Her şeyden önce bu durumu tüm demokratik güçlerin doğru okuması ve bu gerçeği topluma taşıyarak faşizmin yenileceği ve demokratik güçlerin kazanacağı umut ve inancını toplumda yeşertmesi gerekir.

Genel kanaat olarak, AKP-MHP faşist diktatörlüğünün seçimle gitmesi, bir seçim sonucunda iktidarı demokratik güçlere devretmesi zordur. Erdoğan-Bahçeli faşist yönetiminin yaptıkları bunu açıkça göstermektedir. Mevcut iktidarlarını faşist baskı, terör, katliam, savaş ve zorbalık ile sürdürmektedir. Her tarafta silahlı faşist çeteler örgütlendirilmiş durumdadır. Tüm bunlar dikkate alınırsa, Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğünün seçimle iktidarı bırakmasının zor olacağı açıkça görülür. Bu değerlendirme kuşkusuz doğru değerlendirmedir. Ancak bundan hangi sonuç çıkar? Hiç kuşkusuz seçimin önemsiz olduğu sonucu değil, tek başına seçim yöntemiyle faşizme karşı mücadele edilemeyeceği, faşizme karşı mücadelede her yöntemi uygulamak gerektiği sonucu çıkar. Bu nedenle, seçime girmeme, boykot etme ve benzeri yaklaşım ve yöntemlerle kararsızlık yaymamak ve demokrasi güçlerini muğlaklaştırıp parçalamamak gerekir. Faşizme karşı direnişte sadece seçimle yetinmemek, her türlü yöntemle antifaşist direnişi geliştirmek, bu temelde seçimi de bir mücadele yöntemi olarak ele alıp önemsemek gerekir.

Diğer yandan OHAL faşizmi koşullarında demokratik, eşit ve adil bir seçimin olamayacağı, AKP-MHP faşizminin baskı, zorbalık ve hile ile seçimi kazanmaya çalışacağı açıktır. Bu durumda eşit ve demokratik bir yarış olamaz, bu bir gerçektir. Ancak durum böyledir diye, demokratik güçlerin seçim mücadelesini muğlaklaştırmamak ve bu biçimde zayıflatmamak gerekir. Söz konusu faşist baskı ve hileleri içte ve dışta teşhir etmek, onları önlemek için gereken demokratik tedbirleri gecikmeden ve güçlü biçimde almak, faşistleri bu temelde de boşa çıkartarak başarılı olmayı hedeflemek gerekir. Zordur diye mücadele etmekten geri durmamak önemli ve esastır.

Sonuç olarak, AKP-MHP faşizminin baskın erken seçimine 1 Mayıs ile giriyor olmak demokratik güçler açısından büyük bir şanstır. Bu şansı iyi kullanmak, 1 Mayıs meydanlarında faşizme karşı demokrasinin kazanacağı bir seçim sürecini başlatmak önemlidir. Yine tüm demokratik güçlerin ortak bir liste ile mücadele etmesi ve AKP-MHP faşist iktidarına karşı olan herkesi birleştirmeyi hedeflemesi tarihi bir demokrasi zaferini getirebilir. Bu noktada dar düşünme ve bireysel hesap yapma olmamalı ve her şey AKP-MHP faşizmini yıkmaya odaklanmalıdır. O halde haydin hep birlikte 1 Mayıs meydanlarını doldurmaya, hep birlikte demokratik seçim mücadelesine!



736
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: