Erdoğan’ı kurtarma operasyonu

Selimferat@web.de | 10 Nisan 2018 Salı

SELİM FERAT

Türkiye’nin yakın kolonyal tarihinin en önemli olaylarından biri, sanatçıların Hatay’a dikte edilmeleri oldu.

Nereden bakarsanız bakın bu, Efrîn’e saldırı başlatan ve savaş suçlusu durumuna düşen Erdoğan’ı kurtarma girişimi operasyonu oldu. 

Siyasi ve toplumsal etkileri derinleşecek bu hadise, geriye derin bir yara bırakacak.

Entelektüelleri kolonyal faşizmin taşıyıcıları haline getirilen “entelektüeller“, aydınlar dünyasına bir kasırga gibi savruldu.

Sayısı yüzbinlerle tarif edilen bir NATO ordusunun mensupları, sivillerin yaşadığı bir kenti işgal ettiklerinde, aslında kahraman olmadıklarını da anlamışlardı.

Ancak, zafer gibi gösterildi.

Ve Hatay’da yapılan, ordu öncülüğünde bir kolonyalfaşo geçidi oldu.

Saldırgan güç, bir sanatçılar geçidiyle, suçsuzluğunu ispatlamak istedi.

Gelenlerle, resim karesinde bir katiller portresi çizdiler.

Efrînlileri katledenler, adam öldürmeyi estetize etmek için zirveye çağrılmışlardı.

Hatay’a indikten sonra, geri dönülmesi zor bir zaman tüneline sürüklendiler:

İşgal’i bir yayla gezintisi ezgisine büründüren seslerin tümü, sanki “yaşasın katiller!” der gibiydiler.

Özellikle sanatçılar, bu zirvenin toplumsal etkilerini hesaplamayacak kadar kör müydüler?

Efrîn’de yaşamlarını kaybeden askerlerin aileleri, çocukların naaşlarının, bir devlet ve sanatçılar zirvesinde, iki mısra ile defnedildiklerine şahit oldular.

Ancak böylesi bir zirveyle, Reis’in ömrünü uzatmak için yola koyulduklarını da bilmek mecburiyetinde bırakıldılar.

Gözlemciler, Efrîn’i işgalle birlikte, dünya kamuoyu nezdinde siyasi ömrünün geriye kalanını tüketen Reis’in bu Hatay’da, ölümden önce bir cenaze töreni tertip ettiğinin farkına varmış oldular.

Sanatçılar, Efrîn’den çok, sorunun Reis’in sağlık sorunu olduğunu biliyorlardı. Buna rağmen ve sadece bunun için de oraya gitmiş, herbiri kendi çapında vefa borcu ödemiş oldular.

Hatta biri, sanki Reis’i ebedi yolculuğa uğurlarmış gibi konuştu:

“Bir gün gelecek, herkes onun değerini anlayacak!”

Reis, o köy korucusu sanatçının çağırdığı iki mısra arasında, onun koluna dokundu ve yaşamaya devem ettiğini anladığında, proğram bitmiş, herkes eli boş, biri birine elveda deyip ayrılmıştı.

Gerçekten ne oldu Hatay’da?

Türk Genelkurmay’ı ve Başkomutan, Efrîn’de kazanamadıklarını, türkülerle zafere dönüştürmek istediler, olmadı.

Ve bu zirveye davet edilen ve katılan sanatçıların çehresi tüm zamanlar için çirkinleştirildi.

Koro talimatla toplandı. Tümü birden, Jean Paul Sartre’nin deyimiyle: “Hepimiz Katiliz!“ türküsünü söylediler.Bundan dolayıdır ki, ortalık karıştı.

Reis yanlısı köşe yazarları bile o çirkin sahneleri övemediler.

Savaşın devam ettiği bir coğrafyadaydılar.

Sahne çirkindi; Resim karelerine düşen çehreler, daha bir çirkinleşti.

Dahası, bu bataklıktan ne kendileri kurtulabilecek, ne de onları kurtaracak bir kahraman çıkacak.

Erdoğan çok yetenekliydi; Hatay’la birlikte işlediği savaş suçuna sanatçıları da dahil edip, onları da bindirdiği tekneyi devirmeyi başardı.



1352
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: