ABD’ye karşı Çin gardını alırken

10 Mart 2018 Cumartesi

ZİYA ULUSOY

Kapitalizmin krizi, ABD’nin liderliğini sarsarken belirgin birkaç gelişme kendisini göstermekte gecikmedi. 

Bunlardan birincisi, ABD emperyalizminden geliyor. ABD üstün askeri sanayi ve makinasına dayanarak başlattığı savaşlar serisiyle hakimiyetini sürdürmeye çalıştı/çalışıyor. 

2001 sonunda Afganistan’dan başlayarak Irak’a, oradan Libya ve Suriye’ye uzanan bu savaşlar, ABD’nin yalnızca petrol alanlarını ele geçirmesi değil, başını kaldıran rakiplerine gözdağıydı da. Ukrayna’da iç savaşla ve Doğu Avrupa üsleriyle Rusya’yı, Kuzey Kore’ye savaş tehditiyle, Japonya, Güneydoğu Asya ülkeleri ve Hindistan ittifaklarıyla Çin’i kuşatmaya aldı. 

ABD, askeri saldırganlığına rağmen “rakipsiz” hakimiyetini sürdüremedi. Kapitalist emperyalizmin eşitsiz gelişme yasasının işlediği bir kez daha görüldü. Uzun bir dönem rakipsiz kalması nedeniyle ABD’ci dünya düzeninin süreceği yanılgısını, kapitalizmin sözkonusu yasası nihayet bozdu. 

Rusya askeri sanayi ve makinasıyla yalnızca kendisini korumakla kalmadı, sıcak savaş bölgesi Ortadoğu’da nüfuzunu ve üslerini güçlendirmeye başladı. 

Çin yoğunlaştığı ekonomik gelişmesini tırmandırırken, sessiz ve derinden ilerledi. ABD’nin gümrük oranlarını yükseltme tehdidine karşı emperyalist küreselleşmeyi savundu.

AB’nin liderliğine oturan Almanya emperyalist dünyanın büyük güç odaklarından olma stratejisinin önemli bir belirtisini geçen yıl NATO toplantısında yansıttı. Trump’ın AB’yi hedefleyen sözlerine ‘Avrupa olarak bizim kendi değerlerimiz var ABD’yi izlemek zorunda değiliz’ sözüyle yanıtladı. ABD’nin çeliğe ve alüminyuma gümrük koymasına misilleme tehdidi savurmaktan geri durmadı. 

Trump’ın ABD’sinin bu yıl yayınladığı yeni ulusal strateji belgesinde "Amerikan etkisine, değerlerine ve zenginliğine meydan okuyan rakiplerimiz... Rusya ve Çin”dir(1) ilanı, emperyalist güç odakları arasında sertleşen, yerel savaşlarla süren rekabetin yeni bir emperyalist paylaşım savaşına evrilmekte olduğunu gösteriyor. 

ABD’nin hakimiyetini sürdürmek için hırçın savaşçı saldırganlığına karşı şimdiye değin sessiz kalan Çin, önce yine sessizce askeri bütçesini 175 milyar dolara(2) çıkararak cevap verdi. 700 milyar dolara tırmanan ABD askeri bütçesinin çok gerisinde olmasına rağmen Çin bu artışla askeri bütçesini ABD’den sonraki sıraya oturttu. Trump’ın orduyu güçlendirme hedefine Çin başbakanı da misilleme yaptı. Devlet başkanı Şi Jinping ise orduya “savaşa hazır olun” diyerek ABD saldırganlığına aynı askeri mantıkla cevap verdi. 

Rusya Putin’in ağzından en uzun menzilli ve engellenemeyen özelliğe sahip füze yaptığını açıkladı ve meydan okudu: Rusya’nın sözünün şimdi dinlemelisiniz! Hemen sonrasında Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi “Rusya ve Çin’in kapsamlı stratejik ortaklığı da dağ gibi sarsılmaz”(3) demecini verdi. Çin’in Rusya’yla askeri ittifakını ABD’ye karşı güçlendireceğini gösterdi. 

Emperyalist rekabet sahnesinde bu gelişmeler yaşanırken, ÇKP, 19. Kongresi’nin önemli kararlarını, 5 Mart’ta başlayan ve iki hafta sürecek olan Ulusal Halk Kongresi’ne (UHK) anayasa değişikliği olarak sunuyor. Kesinleşeceği önceden belli olan bu değişiklikler, “Şi Jinping’in Yeni bir Çağ için Çin’e Özgü Sosyalizm Düşüncesi”ni, “Çin’i ...modern sosyalist toplum yapma” amacını, Şi’nin kalıcı başkan seçilmesi için “iki dönem sınırlamasının kaldırılması”nı öncelikle kapsıyor. 

K. Boratav hoca, bu değişikliklere, ÇKP’nin kapitalist mülkiyeti koruyacağını belirtiyor ama “Çin devletinin burjuvazi, yani yükselen kapitalizm tarafından fethedilmesine karşı güvenceler var mıdır?” soruna “..(biraz ihtiyatla olsa da) evet”(4) cevabını veriyordu. 

Bu yanlış. Çin, ABD’yle dünya egemenliği rekabetini yükseltirken, sermaye ihracında amiral gemisi devlet bankaları ve şirketleri olmaları nedeniyle şimdilik siyasi iktidar tekelini ÇKP ve Jinping/bürokrasi elinde tutarak, siyasi iktidarı daha da merkezileştirerek avantajını korumak istiyor. 

Bu yol emperyalistleşen Çin’in hızlı gelişmesini sürdürmeye ve ABD saldırganlığına karşı siyasi askeri olarak da hazırlanmaya, daha elverişli. 

Ama mali-iktisadi gelişmesi ABD seviyesine yetiştikçe, ABD’den sonra en çok milyarderin oluşmaya başladığı Çin’de kaçınılmaz olarak özel dünya tekelleri de öne geçecek bir biçimde Jinping/bürokrasinin siyasi tekeli yerine değişik rejim biçimlerine geçecektir. 

UHK’de değişiklerin onaylanıyor olması üzerine , Boratav, “salt yönetimini meşrulaştırmak için dahi olsa, otuz yıl sonra ‘modern bir sosyalist toplum kurma’ hedefini tasarlaması ve bunu bir Çin Rüyası özlemine bağlaması başka halklara da ilham verebilecektir; bu nedenle tehlikelidir.”(5) tespiti daha da yanlış. 

Çin işçi sınıfı, dayatılmış ağır çalışma koşullarına ve sömürüye karşı bu süreçte daha çok mücadeleler geliştirecektir, bu dünya işçi sınıfını uyarıcı rol oynayacak. Asıl bu kapitalist dünya için tehlike yaratacak, dünya işçi sınıfına ilham verecek.

Fakat öte yandan ABD’nin süper emperyalist dönemde önlenemeyen saldırganlığını, bu yeni dönemde Çin–Rusya, Almanya güç odaklarının ortaya çıkması, oluşmakta olan “emperyalist çok kutupluluk" frenleyecektir. Bu, elbette dünya halklarında ehven-i şer bir durum olarak karşılanacak. 

Bunun bizim cephede etkisi, çelişkileri artan emperyalist dünyanın yenilebileceği fikrinin gelişmesi, işçi sınıfı ve ezilenlerin özgücüne güveninin gelişmesi biçiminde olacaktır. 

Umudumuz işçi sınıfının sosyalizm ve komünizmi hedefleyen doğrultuda bağımsız çizgideki mücadelesinde kalmaya devam etsin, güçlensin!

***

 1) BBC Türkçe , 18.12.2017

 2) BBC Türkçe, 05.01.2018

 3) Sputnik Türkçe, 08.03.2018

4) Şi Jiping’in ‘Çin Rüyası’ ve sosyalizm, habersol.org.tr 27.10.18

 5) Çin Anayasası değişirken, habersol.org.tr 02.03.18



1116
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: