Efrîn ve insanlık onuru

07 Mart 2018 Çarşamba

HALİT ERMİŞ

Efrîn 47. gününde Türk devlet faşizmine ve çağın barbarlarına karşı insanlığın onurunu koruma mücadelesini sürdürüyor. 47 günlük görkemli direnişle Efrîn sadece Kürtlerin değil, tüm insanlık onurunun savunuculuğunu yapıyor. 

Küresel güçler kirli çıkarları uğruna bu barbarlığa sessiz kalırken, BM ibretlik bir açıklamayla halkın katliamından Efrîn şehir yönetimini sorumlu tuttu. BM, kendisinin aldığı kararı çiğneyerek Efrîn’de vahşet uygulamaya devam eden Türk devletini aklama çabası tek kelimeyle utanç verici bir durumdur. 

Oysa Efrîn sadece Kürtler, Araplar, Çerkesler, Ermeniler ve diğer bölge halkları adına direnmiyor. Efrîn’de gerçekleşen direniş BM içindeki tüm güçlerin de faşizm karşısında içine girdikleri utanç vericiliğe karşıdır. 


Kazanmanın ölçüsü

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan her türlü insanlık suçunu işlemekten geri durmazken, sürekli olarak katlettiği insan sayısı üzerinden kendi zaferini ilan ediyor. Zaferin ve onurun ölçüsü katledilen insan sayısı ve işlenen insanlık suçu ise, elbette ki kazanan Erdoğan ve etrafındaki suçlu güruhtur. Ancak eğer her türlü faşizm ve soykırıma karşı direniş ise, o zaman daha şimdiden kazanan kesinlikle Efrîn halklarıdır. 

Efrîn çağın en barbar saldırıları karşısında direndi, direniyor. Efrîn insan iradesinin istendiğinde ne görkemli sonuçlar yaratabileceğini açık şekilde herkese gösteriyor. 

Ne diyordu dar ağacına giderken Seyid Rıza, “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun."

Aradan geçen yüz yıla yakın süreden sonra faşist devlet zihniyetinden değişen bir şey olmadı. Yalan ve hileler gırla gidiyor. Ahlak, ilke adına kırıntılardan dahi söz edilemiyor. Ama buna karşı Seyid Rıza’nın torunları da aynı şekilde bu faşizme diz çökmüyor.


Kürt birliği ne zaman?

Efrîn işgal ve soykırım saldırılarına karşı küresel ve bölgesel güçlerin siyasetini boşa çıkaracak yegane tutum, Kürt halkının ulusal birliği olacaktır. Birinci Dünya savaşında olduğu gibi bugün de Kürtlerin bu büyük handikabı halen devam ediyor. “Sıra gelmeden” denilecek zamanda değiliz artık. Efrîn üzerindeki soykırım saldırıları, Amed, Hewler, Süleymaniye, Mahabad’a yönelmiş saldırıdır. 

Özellikle Güney Kürdistanlı güçler sadece Kerkük tecrübesinden yola çıksalar dahi, bir an önce ulusal birlik yönünde somut adımlar atmak durumundadırlar. Bu iş sadece siyasi partilere bırakılmayacak kadar elzemdir. Tüm aydın, yazar, çizer, sanatçı kim olursa olsun siyasi güçlere baskı kurmalı ve herkesi ulusal birliğe zorlamalıdır. 


Aydın-yazar-sanatçı, medyanın tutumu 

Faşizm ve soykırım saldırılarına karşı direnmesi gerekenler sadece silahlı savunma güçleri değildir. Toplumun her kesimi Türk devlet barbarlığı ve Erdoğan faşizmine karşı direniş içinde olmalıdır. Zira faşizm ve soykırım en başta da toplumun kendisini hedefler. Toplumsal değerler, ahlak, onur katliamdan ilk geçenler olur. Ahlak ve onurunu yitirmiş bir toplumun direnişinden söz edilemez. Faşist bir zihniyetten ahlak ve onur da beklenemez. Yapılması gereken tek şey direniştir. 

Dolayısıyla sanatçı, yazar, aydın ve en önemlisi medya faşizme karşı toplumsal direnişte öncülük rolünü oynamalı. Direnişi lokal kılmaktan çıkararak evrensel boyuta taşırmalıdır. 

Bu yönlü halen ciddi yetersizlikler mevcuttur. İktidar odaklı olan şey faşizm içeriklidir. Dolayısıyla bu odaklardan medet ummak en basit söylemle saflık olur. Avrupa devletlerinden, küresel güçlerden, kendisine “insani” kuruluş sıfatını takmış bazı uluslararası kurumlardan beklenti içinde olmak gaflettir. Yapılması gereken toplumun esas dinamiklerini harekete geçirerek faşizme karşı ortak toplumsal cephe oluşturmaktır. Basın organları bu yönlü tarihi sorumlulukla karşı karşıyadırlar. Bunu başarabilirsek, kazanan kesinlikle insanlık onuru olacaktır. 


Sahada savaşan Erdoğan’ın ordusudur

Efrîn soykırım savaşında elbette ki DAİŞ, EL-Nusra El-Kaide gibi barbar çeteler de yer almaktadırlar. Ancak buna öncülük eden asıl barbar güç Erdoğan komutasındaki Türk ordusudur. 

Efrîn ile birlikte vekalet savaşı ortadan kalkmıştır. Artık barbarlığını öncülüğünü Erdoğan ve ordusu üstlenmişlerdir. Rusya buna çanak tutmakta, yol açmakta ve her türlü desteği sunmaktadır. 

Efrîn’in Şehba, Antep-Kilis, Hatay- İdlib yönlerinden çembere alınarak soykırıma saldırılarına maruz bırakılması, sadece vekalet savaşıyla, birkaç çete birliğiyle açıklanacak bir durum değildir. Bu barbarlığın öncülüğünü Erdoğan’ın barbar ordusu çetelerden devralmış, ancak çeteleri de peşine takarak gerçekleştirmektedir. 

BM bir taraftan Suriye’nin diğer yerleri için ateşkes açıklamaları yaparken, Efrîn’de bu barbar ordu ve çetelerini aklamaya çalışması insanlık ahlak ve değer yargıları adına utanç vericidir. Dolayısıyla onurlu tek bir insan bunu kabul etmemelidir.  



1240
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: