Hanife annenin Berfo anne ve Kiraz’a yakınlığı

g.yoleri@gmail.com | 02 Mart 2018 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ

24 Şubat Cumartesi günü Murat Yıldız Galatasaray Meydanı’ndaydı. O, 23 yıl önceki 23 Şubat günü içine atıldığı suyun keskin soğuğuyla aramızda dolaşırken, annesi Hanife Yıldız devlete, adalete güvenmiş olmanın pişmanlığında bir kez daha acıyla uğunuyordu gözlerimizin önünde. Yanındaydık, acısını paylaşmak ona güç vermek için, ama Hanife anne alanda bulunan herkesten çok bir Şubat ayında yitirdiğimiz Berfo anneye ve Kiraz’a yakındı sanki. 

Hikayeyi öğrenince Hanife annenin yüreğindeki yükü anlıyor insan. Murat Yıldız, karıştığı basit bir adli olay nedeniyle “ifadesini alıp bırakacağız” denilerek karakola çağrıldığında, o karakolda görevli bir polis tarafından ölümle tehdit edildiği için gitmek istememiş, ancak annesi “devlete adalete güven, ifadeni alıp bırakacaklarını söylediler” diyerek ikna etmiş onu. Yanlarında avukatları ile karakola gitmiş, gözaltına alınmış, sonra sırra kadem basmış Murat Yıldız. Onu İstanbul’a götüren polislerin dediği gibi feribottan atlayıp kaçmış mıydı, savcılık kayıtlarına yazıldığı gibi feribottan atlayıp intihar mı etmişti yoksa daha önce kendisini öldürmekle tehdit eden polis dediğini mi yaptırtmıştı? 

Soru çok, ancak sonradan yaşananlar ilk iki soruyu boşa çıkartıyor ve sonunda kesin olan; 23 yıldır devam eden gerçekleri gizleme gayreti ve Murat’ı hala kaybetmeye çalıştıkları. Murat’ı yüzmeye çalışırken görenlerin tanıklığına rağmen kurtarılmamış olması ve bulunamayan bedeni, açılan soruşturma ve dava dosyalarının kaybedilmesi ve son olarak da resmen ölü kabul edilmesi için savcılık tarafından açılan gaiplik davası bu çabanın sonuçları. 

Hanife anne, devlete güvenerek oğlunu eliyle teslim etmiş olmanın pişmanlığı ve bir mezar bile bulamayacak olmanın derin üzüntüsü içindeydi ama Berfo anneye ve Kiraz Şahin’e verdiği sözün sorumluluğuyla hesap sormaya devam ediyordu. 

Berfo anne, 8 Ekim 1980’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan oğlu Cemil Kırbayır gelir diye evin kapısını hiç kilitlememiş ve 21 Şubat 2013’te aramızdan ayrılırken, “Cemil’imin kemikleri bulunmadan beni mezara koymayın” diye vasiyet etmişti. 105 yaşına kadar direndi, çabaladı, oğlunu öldürenlerden itiraf aldı bu dünyadan ayrılmadan ama kemiklerine ulaşamadı. Şimdi, Cemil’i için açılmış bir mezarın yanında yatıyor. 

Kiraz Şahin ise, 27 Şubat 2015’te aramızdan ayrıldığında henüz 40 yaşındaydı. Bir röportajında; "Eşim İsmail Şahin kaybolduğunda 20 yaşındaydım. 4 yaşındaki kızım ve 1,5 yaşındaki oğlumla Galatasaray'a sığındım, 19 yıldır eşimden bir haber almak umuduyla Galatasaray’ı kendime vatan ettim. Çocuklarım burada büyüdü, torunum burada doğdu, ben burada yaşlandım. Devletin en tepesindeki kişiye bile ulaştım, derdimi anlattım ama sonuç alamadım; devleti yönetenlerin, savcıların, Beyoğlu Belediye Başkanlarının vicdanındaki kabuğu kıramadım. Ama vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim akıbetine ömrümü adadığım eşim İsmail Şahin'den bir haber alıncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağım" diyerek anlatmıştı hikayesini. Kanser onu aramızdan alırken bile dilinde “ben bu alçakların vicdan kabuğunu çatlatamadım” vardı. 

Hanife anne hakkında da Galatasaray meydanında yaptığı konuşmalar nedeniyle açılmış soruşturmalar var, iki kez karakola götürülmüş ifade için ama onun kaygısı kendisinden değil. Berfo anne gibi Kiraz gibi, o da hayatını Murat’ın akibetini ortaya çıkarmaya ve onu öldürenlerin yargılanması mücadelesine adamış çünkü. 

Berfo anne ve Kiraz şahsında daha önce aramızdan ayrılan Mehmet (Bozışık) amcayı, Baba Ocak’ı, Ramazan (Doğan) amcayı sevgiyle anıp, mücadelelerini sürdüreceğimiz sözümüzü yinelerken biliyoruz ki, Plazo De Mayo annelerinde olduğu gibi, “HIJOS"ta olduğu gibi, burada da çocuklardan torunlara, amcalardan teyzelerden yeğenlere aktarılacak mücadele geleneği belki ama son kayıp bulunana kadar bu mücadele, bu isyan devam edecek. 



418
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: