Benim coğrafyam benim bedenimdir

28 Şubat 2018 Çarşamba

NAGİHAN AKARSEL

Benim coğrafyamda nehirler güneşe doğru akar. Alnında güneş motifi olan kadınlar nehirlere, sesinde hüznü biriktiren erkekler kadınlara bakar. Bakışlar Altın Hilal de buluşur. Kimileri Bath Nehrin der, kimileri Yukarı Mezopotamya…

Her uygarlığa ev sahipliği yapan coğrafyamda herşeye rağmen nehirler yine de güneşe akar. Çünkü benim coğrafyamda porspîler (yaşlı kadınlar) ve rûspîler (yaşlı erkekler) sabahın seherinde güneşe selam durur. Çocuklar gülümseyerek uyanır. Dicle ve Fırat Bath Nahrin’in ruhu olur. Bu ruh bedenimde güneşin enerjisini kuşanır. Çünkü benim coğrafyam önce benim bedenim olur. Güneş kokusu ile sarmalanır. Ayın silüetinde bilgeliğin kodlarını kuşanır. Çocuğun gülümsemesinde umudu yeşertir. İşgale karşı direnişi salık verir. Bedenim coğrafyamın ta kendisi olur. Ve özgürlük için siper olur. 

Benim coğrafyam özgürlüğün kodlarını içinde taşır. Halklar ve inançlar birlikte yaşamanın ilmini bilir. Çünkü halkların ve inançların kadim bilgilerini taşır. Toplumsallaşmanın da ilmini bilir, devletleşmenin de. Kaç bin yıldır zıttını kendi içinde taşımanın kederini sırtlar çünkü. Yukarıda Altın Hilal, aşağıda Sümer, Babil, Asur, Akad olur. Bu iki kimlik iki ana akışın kaynağı olur. Zalimlerin zulmüne çatı olan devletli uygarlık ile mazlumların direnişi olan demokratik uygarlık. 

Ve benim coğrafyamda yüzyıllardır zalimlerin zulmüne karşı mazlumların direnişi olur. Bu zulüm tam kırk gündür Kürdistan’ın çelengi olan Efrîn’i vurur. Dile kolay; tam kırk gündür..! Bir bebeğin dünyayla ilk bağını kurduğu kırk gün. Hayat-ölüm-hayat diyalektiğinde ölümün yeniden hayata dönüşmesini, ruhun bedenden çıkmasının beklendiği kırk gün. Hakikate ermek için dervişlerin çile çektiği kırk gün. Soğuğun ayazını taşıyan doğayı donduran kırk gün. Sıcağın yakıcılığını kuşanan doğayı kurutan kırk gün. 

Tam kırk gündür Efrîn dünyanın gözü önünde bombalanıyor işte. Ama kırk gündür Efrîn umudunu kaybetmeden vicdanını yitirmiş bu dünyaya karşı minnet etmeden direniyor. NATO’nun en büyük ikinci ordusuymuş, çete örgütlerinin çatısı olan bir orduymuş hiç bunlara aldırmadan... Korkunun girdabına düşmeden, hakikatinden uzaklaşmadan, özünü koruyarak ve bu özü ile dünyanın bütün ezilenlerine umut olarak direniyor. 

Bir oluş süresini ifade eden kırk günde iyiliğin kötülüğe karşı destanına tanık oluyor tüm dünya. O nedenle hepsi şaşkın ya… Öz iradesinden, öz gücünden başka bir şeyi olmayan iyiliğin, tankına, topuna, uçağına, çetesine güvenen kötülüğe karşı direnişine hala anlam veremiyor ya… Onlar için küçük bir kentti her hal; hemen düşerdi. Ama öyle olmadı; düşmedi, düşmeyecek! Çünkü Efrîn, ‘benim coğrafyam benim bedenimdir’ diyenlerin bilgisi ile direniyor.

Artık sözle ifade etmenin ötesine geçmiş bir hakikattir Efrîn… Etik estetik değerlerle dünyanın gerici güçlerine ders veren... Umudun zaferini iyiliğin nasıl örgütleneceğini göstererek ezilenlere müjdeleyen…

Siyasetin gerçek anlamını iade-i itibar ediyor Efrîn... Devletçi zihniyetin kandırma, yalan, çatışma, çıkarını koruma dediği siyaseti reddediyor. Devletlerin kirli, yalan yüklü, ahlaki ve vicdani ölçülerden uzak siyaset anlayışına karşı demokratik siyasetin nasıl yürütüleceğinin mesajını veriyor. Toprağına bağlı olmanın, öz iradesine dayanmanın, örgütlenmenin, mücadelenin ve bütün bunlar ile bağlantılı güzelleşmenin dersini veriyor. Kadın Kurtuluş İdeolojisinin bu temel ilkeleri bugün Efrîn’de gerçek anlamına kavuşuyor. 

Safları netleştiren bir duruluğa sahip Efrîn… Düşmanını tanımayan ve hala beklenti içinde olan tüm kesimlere sesleniyor. Devletler arasında seçime gidenlere tarihsel toplumsal dokusuyla nasıl karşı konulacağını gösteriyor. “Hangi devlet yardım ediyor, hangisi karşı duruyor, BM ateşkes ilan ediyor, rejim sınıra konuşlanıyor” demeden hiçbir devletin dost olmadığının sezgisiyle, hiçbir devletin halkların çıkarlarını korumadığının bilgisiyle işgale karşı duruyor. Demokratik uygarlığın bunun farkına varması için, benim coğrafyam benim bedenimdir diyenlerin bilgisi ile ölümüne direniyor Efrîn… 



845
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: