ABD hegemonya savaşında avantajlı konuma mı geçiyor?

21 Şubat 2018 Çarşamba

AYKAN SEVER

Rusya Federasyonu’nun(RF) son aylarda Suriye’de Noel öncesi geçici çekilme görüntüsü veren ve zafer ilan eden açıklamalarından sonra Suriye cephesinde inisiyatif kaybı içinde olduğu görülüyor. Buna karşın dünyaya pozitif anlamda(Trump’ın Florida’da geçen hafta 17 gencin katledilmesi karşısındaki vurdumduymazlığı saymazsak)vadedeceği bir şey kalmayan ABD ise, özellikle Batı’da RF karşıtlığı üzerinden zaafa uğrayan hegemonyasını tahkim etme arayışında.

RF karşıtlığı motifi sadece dünya hegemonyasındaki pozisyon tarifi için değil aynı zamanda ABD elitleri arasındaki çekişmede de kullanışlı başat öge. Geçtiğimiz hafta özel savcı Mueller, Kremlin’in 2016 ABD başkanlık seçimlerine müdahil olduğu yönündeki iddiaları yeniden dile getirdi, 13 Rus’u ve 3 Rus şirketini suçladı. Trump’sa FBI’a dönük suçlamalarla pasif bir yanıt verdi. Bu çekişmede Trump’ın ne zaman, nasıl kaybedeceği henüz belli değil fakat Avrupa özelinde Trump’ın ne söylediğine kendi kabinesinde yer alan bakanlar dahil kimsenin pek aldırdığı yok. Amerikan diplomatları(Artık diplomat demeye bin şahit ister, daha çok Pentagon’u temsilcisi dense yeridir.) geçen hafta Münih Konferansı öncesi ve konferans sırasında yine Rusya karşıtlığının yanı sıra buna İran’ı da ekleyerek “güce başvurma” çağrıları yaptılar. Bu yaklaşımın yeni bir silahlanma yarışını tetikleyeceği açık bir gerçek. Bu politika soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’ni zaafa uğratmak anlamında “başarılı” olmuştu. Fakat bugün Batılı militarist aklın hesaplamadığı bir şey var: Çin. Çünkü bugün Çin Batılı ülkelere göre çok daha ucuza ve daha gelişmiş silahlar üretebiliyor, satabiliyor. Görünen o ki silahlanma yarışına da dünden razı.

ABD’nin derdi burada da bitmiyor. AB’nin kendi ordusunu yaratma hamlesine karşı sus payı gibi gözüken bir yaklaşımla NATO için Almanya’da da bir komuta merkezi oluşturma önerisini getirdiler. Bu adımın AB için tatmin edici olma olasılığı şimdilik zayıf. Fakat AB sınırlarında ve dahilinde olası sosyal hareketlenmeler AB’yi yeniden NATO demir perdesi arkasına geçmeye zorlayabilir. ABD’nin Truva atı Saakaşvili’nin sınır dışı edilmesi ve Kiev’de Rus Kültür merkezine yapılan saldırı sonrası Ukrayna’nın yeni çekişmelere gebe olduğu görülüyor. Olası diğer kritik yerler Polonya ve Gürcistan. ABD ayrıca Azerbaycan ve Ermenistan’ı RF’dan alınan silahlar nedeniyle uyardı.

Ortadoğu’ya gelince geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı Tillerson önce Ürdün’le kapsamlı anlaşmalara imza attı. Arkasından Irak’ın Yeniden İnşası başlığında Kuveyt’te toplanan konferans sayesinde bölge ülkeleri ve uluslararası sermayeye yeni kâr olanakları sunarak hem Irak Başbakanı İbadi’nin gelecek seçimi kazanmasını hem de bölgede kendi tahakkümünü garanti altına aldı. Erdoğan rejimi ile de yakalanan kısmi yakınlaşmayla bunu perçinledi. Belki sadece Lübnan’da aradığını yeterince bulamadı.

Rusya ise artan silah satışlarına rağmen savaş ekonomisinin verdiği zarar, düşük seyreden petrol fiyatları ve ABD tarafından dayatılan yaptırımların baskısı aynı zamanda İsrail, İran ve Türkiye’ye dönük hesapların da etkisiyle olsa gerek Suriye’de inisiyatif kaybı içinde olduğu görüntüsü sergiliyor. Deyr ez Zor yakınlarında aralarında Rusların da olduğu iddia edilen yüz kadar Suriye askerinin ABD saldırısıyla öldürülmesinde inisiyatifsiz kalmak bir yana ABD’ye bilgi verdiği de ABD tarafından paylaşılınca doğal olarak müttefikleri tarafından güvenilirliği sorgulanmaya başlanmıştır. RF basınına yansıyanlara bakınca bu sorgulamanın sadece müttefikler değil RF halkları tarafından da yapıldığı görülüyor. Putin bu “zaafiyet” halini tutarsızlıklar yüklü bir biçimde Erdoğan ve Ruhani ile yakın mesai  yaparak çözmeye çalışıyor, ama zor.

RF muhtemelen İdlib’te Erdoğan rejiminin hamlelerine karşı “yeni” bazı adımlar atarak süreci kısa vadede lehine çevirmeye çalışacak. Fakat asıl düğüm ise ancak Efrîn’e dönük Erdoğan rejiminin saldırılarını desteklemekten vazgeçtiği, Türkiye’nin NATO’dan ayrılması gibi ham hayalleri terk ettiği zaman çözülmeye başlayabilir.



1841
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: