KORKU

guleryildiz@gmail.com | 21 Şubat 2018 Çarşamba

GÜLER YILDIZ

Oturduğumuz yerden kendi mahallemize dair ölüm ve yıkılan hayatların çetelesini tutuyoruz.

Bunaltıcı diyemeyeceğimiz kadar keskin bir acısı ve ağrısı var bugünlerin.

2019 seçimlerine endeksli bir korku tüneline hep beraber itilmiş, bir sonraki dönemeçte karşımıza nasıl bir heyulanın çıkacağını bekliyoruz. Bu karşılaşma anına dair tek hazırlığımız patladı patlayacak ödümüz ve kontrolsüzce savuracağımız çığlık…

Korku tünelinin sonunda bizim kapımız var. 

“Bir gece ansızın” koçbaşlarıyla dayanılan kapımız… El kadar çocuklarımıza tek tembihimiz “bir gün kapımız kırılsa, içeri eli silahlı maskeli adamlar girse, bunu hayatın olağan akışına ekleyip, sakinliğimizi koruyacağız, tamam mı?”

Nurcan Baysal anlattı bana ki daha sonra yazdı da, tüm psikolojik hazırlıklarına rağmen evin kapısının içeride onca insan varken nasıl kırılıp, girildiğini… Bir korku filmi sahnesi gibi…

Arkadaşım Gülşen İşeri’nin de evine böyle girmişlerdi. Sonra pardon dediler ona…

Ama Dilek Doğan bir pardon beklerken öldürüldü…

Dilek de korku tünelinin sonundaki kapılardan birine sahipti ve gece yarısı şaşkınlığını genç ömrüyle ödedi…

Çarpı konmuş, her an kırılması muhtemel kapıların ardında şimdi büyük sessizlik var.

Haber bültenlerinde olanca pervasızlığıyla savrulan tehditler, çarpı konmuş kapıları çoğaltmaya yarıyor. Büyük listeler hazırlanmış, içinde binlerce insanın mahrem bilgilerine dayalı “imha fişleri” bunlar. 

İmha fişlerinde sırası gelenin kapısına dayanılıyor. Her gün her sabah çoğalıyor kırık kapılar. Aklından geçenleri söze dökmekten kaçanların çokluğuna, vicdanını sızlatan olaylarla ilgili yazanlar da eklendi: On günde neredeyse bin kişi ‘büyük kapatılma’nın tutsağı.

Tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek din, tek dil kafiyesinin son dizesinde duruyor “tek tip insan”. 

Şimdi tek tip insan modeli üzerine çalışıyor; yerli, milli ve tek!

‘Tek tip insanların ülkesi’ modeli yüzyılın başından beri yürürlükte olan tek değişmez ideoloji. Bu tek’lerin dışında kalan Ermeniler, Aleviler, Süryaniler, Kürtler, Yahudiler kıyımdan geçirildi. O kıyımdan sonra “devlet” denilen yiyici, kendi Alevisini, kendi Ermenisini, kendi Kürdünü, kendi Yahudisini, kendi Süryanisini üretti. 

Kendi ölçülerine göre olmakta diretenlerin yürüyeceği tek bir yol bırakıyor, “herkes devletin kodlarına göre olacak, her kafadan ses çıkmayacak!

Mümkünse hiç ses çıkmayacak.

Büyük “tıp” oyunun kurallarını devlet belirler, devlet tıp derse teba susar, konuşan olursa devlet icabına bakar…

Anlıyorsunuz değil mi, büyük kapatılma bizim için değil, kendisinin içinde bulunduğu durumun özeti. Sıkışan halk değil, şu an iktidarı elinde tutanlar. 

Bir gece ansızın kapılarına koçbaşlarıyla değil, dağ gibi yürekleri ile dikilecek olan halkın varlığından korkuyorlar. Herkesi büyük kafeslere kapatıp, kafesin anahtarını reis’in beline takıyorlar.

“Zulmün artsın ki tez zeval bulasın” der eskiler.

Ne kadar uzarsa korku tüneli, o kadar çok boğuluyorlar.

Halk dibin ne olduğunu biliyor, tepelere kondurulan sarayları ile ayaklarını yerden kesenler dibe çekilmekten korkuyor.

Ama işte, korkunun da ecele faydası yok diyorlar…



954
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: