İsviçre işgale sessiz ama ya İsviçreliler...

13 Şubat 2018 Salı

SERKAN DEMİREL

İsviçre Federal Konseyi, Efrîn’e dönük işgal saldırılarına karşı sessizlikte ısrar etmeye devam ederken, İsviçreliler ise kendi hükümetlerinin sergilediği bu yaklaşımı kabul etmiyor. “DAİŞ’e karşı savaşırken desteklediğimiz Kürtler, bugün Erdoğan tarafından bombalanıyor. Biz bu durum karşısında neden hala suskunuz?” sorusunu soran İsviçreli birçok kesim, Türkiye’ye karşı harekete geçilmenin kaçınılmaz olduğunu sık sık gündeme taşıyor. 

Türk devletinin Efrin’e dönük işgal saldırıları 25 gününde. “3 saatte gireriz” diyerek ‘at kuşanıp’ yol alan NATO’nun ikinci büyük ordusu, 25 gündür görkemli Efrîn direnişi karşısında neye uğradığının şaşkınlığı içerisinde. Yaşadığı yenilgiyi zafere çevirmek için günlerdir sivil halkı bombalayan Türk devleti, bu saldırılarla dünya halklarının tepkisini topluyor. Halkların, çünkü egemenler hala net bir tavır içerisine girmiş değil, bu duruma egemenlerin çıkarlarını hesaba katarak sayısız gerekçe gösterilebiliriz. Ama asıl önemli olan halkların tepkisi zaten, bugün üzerlerine bombalar yağarken tarihi direniş içerisinde olanların en büyük amacı da halkları esas alarak bir direniş ve siyaset içerisinde olmaları. Dünya halkları, Efrîn halkının yanında olduğu sürece egemenlerin oyunları birer birer boşa çıkmaya mahkumdur. 

Bugün İsviçre’de tamda bu durumu yaşıyoruz, İsviçre’yi yönetenler hala Türk devletinin işgaline yönelik net bir açıklamaya gitmezken, Kürtlerle doğrudan hiçbir bağı olmayan binlerce İsviçreli, Efrîn için bir şeyler yapmanın çabası içerisinde. Geçtiğimiz haftalarda bir grup İsviçreli, Efrîn için başlattıkları kampanya çerçevesinde topladıkları 4 bin imzayı İsviçre Federal Konseyi’ne sunarak, İsviçre’nin Türk devletinin işgal saldırılarına karşı doğrudan harekete geçmesini talep etti. Sadece bunlarla sınırlı değil, ülkedeki birçok kesim Kürt halkının direnişi selamlamak ve destek sunmak için günlerdir aralıksız bir şekilde Kürdistanlıların İsviçre’de yaptıkları eylemlere katılıyor. 

Aralarında sağ parti vekillerinin de olduğu İsviçreli milletvekilleri de İsviçre’nin sessizliğini sert bir dille eleştiriyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde Kürdistanlıların Bern’de düzenlediği eylemde konuşan İsviçre Yeşiller Partisi Eşgenel Başkanı Regula Rytz ve Sosyalist Partili vekiller, “Türk devletinin işgaline sessiz kalmak veya hala bu süreçte Türkiye’ye silah satışına devam etmek, İsviçre’yi orada işlenen insanlık ve savaş suçuna ortak olma konumuna getirir” diyerek, İsviçre’den net tutum sergilemesini istediler. Bu tepkiler, İsviçre’yi net bir tavır almaya götürür mü bilinmez ama gerçek olan, ülkeyi yönetenlerin bu durum karşısında kendi halkına karşı güven kaybettiğidir. 

İsviçreli yöneticilerin tutumunun yanı sıra ayrıca eleştirilmesi gereken önemli bir noktada, İsviçre basının bilinçli bir şekilde Efrîn’de yaşananlara yer vermemesi. İsviçre hükümetinin tavrına bağlı bir yayıncılık içerisine giren ülkenin önde gelen basın-yayın organları, DAİŞ’e karşı savaşırken manşetlerinden düşürmedikleri Kürtleri, nedense bugün görmezlikten geliyor. Onlarda iyi biliyorlar ki; Efrîn’de yaşananları gündeme taşımak daha çok İsviçrelinin Efrîn’i sahiplenmesine neden olacak. 

Hem İsviçre’yi yönetenler hem de İsviçre basını bu gerçek karşısından ne kadar direnir bilinmez ama bu yazı yayına hazırlanırken, 37 farklı ülkeden gelen 200 enternasyonalistin ve çok sayıda İsviçrelinin de arasında olduğu 1000 eylemci, Lozan’dan Cenevre’ye “Efrîn’deki katliamları durdurun” sloganı ile yürüyor olacak. Kürdistan’ın 4 parçaya bölünme kararının alındığı ketten, Cenevre BM merkezine Efrin için yapılacak 5 günlük uzun yürüyüş, egemenleri maskesiz bir siyasete zorlayacak.



813
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: