Suriye’de çözüm umudu...?

11 Ocak 2018 Perşembe

NAZMİ GÜR

Rusya’nın, Soçi’de düzenlemeyi planladığı „Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne“ sayılı günler kala bölgede önemli gelişmeler yaşanıyor.

Özetlersek;

İran’da, 2017 bitmeden, 28 Aralık’ta başlayan ve yer yer devam eden gösteriler, bölgedeki gelişmelere yeni bir boyut kattı. İran’daki bu gelişmeler, dipten gelen dalga etkisi yaratır mı bilinmez, ancak Ortadoğu dengeleri üzerinde sarsıcı bir etki yaratacağını öngörmek bizi yanıltmaz. 

İran halkları açısından uzun süredir uygulanan uluslararası ambargonun yarattığı ağır ekonomik sorunlar katlanamaz duruma geldi. İran yönetimi, halkın kalkınma ve refah beklentilerini karşılamak yerine „bölgesel güç“ olmanın ağır faturasını yine halka ödetiyor. Yemen’den Suriye ve Lübnan’a kadar uzanan bir coğrafyada „nüfuz“ etmenin elbette maliyeti ve bedeli de İran için çok ağır olacak. İran, atak dış politikasının getirdiği ağır yükü, içerde, halklara fatura ediyor. Ülke içte gerilirken, İran için „etkin ve bölgesel güç olma isteğine dayalı dış politikasını sürdürülebilir kılmak oldukça zor olacaktır. İran durup düşünecektir, evin içine „çekidüzen“ vermeye daha fazla zaman ve „güç“ ayıracaktır. En azından, ayaklanmaların sebebi olarak gördüğü ekonomik gerekçeleri ortadan kaldırmak için kimi ekonomik reformlar yapması beklenen bir adım olur. Ancak İranın, kısa vadede bölgede kazandığı „etkinlikten“ geri adım atmak istemeyecektir. 

31 Aralık gecesi Rusya’nın Suriye’deki Hmeymim Üssü saldırıya uğradığı Rusya basınına yansıdı. Rusya basını, „Latakya’daki üsse teröristlerin saldırısı sonucunda Rusya’ya ait en az 7 uçağın tahrip edildiğini ve 10’dan fazla Rus askerinin yaralandığını“ haberini verdi. Rusya Savunma bakanlığı bu saldırıyı doğrularken 2 Rus askerinde yaşamını yitirdiğini kaydetti. 

Oysa Putin daha önce Rus askerlere Suriye’den „çekilme“ emri vermişti. Bu saldırı, tam da Suriye’de „çözüm“ umutlarının arttığı ve Soçi’de yapılması planlanan ’Suriye Ulusal Diyalog Kongresi“ için tartışmalar ve hazırlıklar sürerken gerçekleşmesi son derece düşündürücü. Rusya Kürtlerin katılımı olmadan yapılması planlan bu kongrenin „başarılmayacağını„ çok iyi biliyor. Astana sürecinin „oyun kurucu“ ülkeleri (Rusya, İran, Türkiye) görünürde „uzlaşma“ sağlamış durumdalar. Ancak İdlib’deki son gelişmeler gösteriyor ki, „uzlaşma“ Kaf dağının arkasında…

Rusya’nın Hmeymim Üssüne yapılan saldırının ardından Suriye Rejim güçleri İdlib’e doğru hareketlendiler. Oysa, Astana’da varılan antlaşma çerçevesinde, üç garantör ülkenin, „çatışmazlık bölgesi“ olarak ilan ettiği İdlib’e, Rejim güçleri operasyon başlattılar. 

Bu gelişmeler üzerine,Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye’de Esad güçlerinin İdlib’de „Nusra bahanesiyle ılımlı muhalifleri vuruyor“ tepkisi gecikmedi. Rejimi İdlib’de devam eden ateşkesi „ihlal“ etmekle suçlayan Çavuşoğlu, „İran ve Rusya, rejimi durdurmalı“ dedikten sonra sözü Soçi’de yapılması planlana „Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne“ getirerek, „YPG’nin olduğu ortamda biz olmayız…İdlib’de sivil halk ve ılımlı muhalifler hedef alınıyor. İran ve Rusya (Suriye’deki garantörlük) sorumluluğunu yerine getirmeli“ açıklamasını yaptı. Çavuşoğlu’na göre TSK, Suriye’de 4. Gözlem noktasını da kurulduğunu açıkladı. Bu gözlem noktalarının Efrîn’i „kuşatmak“ amacı ile kurulduğunu ilan etmiş bulunuyorlar. Dolayısı ile Suriye’de „çatışmasız alanlar“ yaratma „garantörlüğü“, Kürtler üzerinde „tehdit“ aracına dönüşmüş durumda. 

Bu gelişmeler yaşanırken, Astana sürecinin garantör ülkeleri olan Rusya ve İran Büyükelçileri Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Konu elbette İdlib’de yaşananlar konusunda Türkiye’nin „endişelerinin“ ve „kaygılarının“ iletilmesi. Bu Dışişleri Bakanlığına „çağırma“ konusu, „garantörler“ arasındaki ilişkilerin kırılganlığını da göstermiş oldu. Pamuk ipliğine bağlı „ilişkiler“ Suriye meselesine „çözüm“ olamaz. 

Yukarıda özet olarak sıraladığımız bu gelişmeler, zaman ve mekân bağlamında, farklılıklar barındırsa da, birbirine sıkıca bağlı, yakın gelecekteki yeni gelişmelere „yön“verecek olaylar dizisini oluşturuyor.

2018, çıkara dayalı, pragmatik kimi ittifakların çatırdadığı, Suriye halklarının „Demokratik Ulus“ şiarı ile gerçek demokratik bir çözüme yürüdüğü bir yıl olacağına olan inancım tamdır.

Suriye’de yıkım getiren iç savaşı sonlandıracak demokratik seçenek Kürtlerin çözüm önerilerinde yatıyor. 



1035
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: