Ne ek(er)sen onu biçersin -II-

11 Ocak 2018 Perşembe

NURETTİN DEMİRTAŞ

2018: KDP-AKP kaderdaşlığı ortak sona doğru gidiyor!

Başur’daki zamansız ve farklı hesaplarla yapılan “Referandum” girişimi aynen Erdoğan’ın Ergenekon’la uzlaşarak Rusya eksenine kayması gibi bir etki yapmıştı. Referandum açmazından sonra uğradığı şoku atlatamayan Başur hükümeti şimdi de halkın isyanıyla karşı karşıyadır. 

Erdoğan KDP’ye 2 milyon dolar verdiğini itiraf ediyor. ABD’li general de yazdığı kitabında itiraf etmişti. O da bir milyar dolar vermiş. Zamanla daha neler ortaya çıkacak göreceğiz. Para ve kader ortaklığı buraya kadar! 

Bakur’daki tayfa başta olmak üzere tüm “tırşıkçı” kodamanların kulağına küpe olsun: İşbirlikçi, ilkel-milliyetçi çizgi Kerkük’te dibe vururken, şimdi de yolsuzluk isyanıyla batmaktadır! Kimse kurtarmaya kalkmasın, batıp gitmesinin zamanıdır! 


Başkaldırı Kürt halkının onuru ve moralidir!

Irak ve Başur’da Kerkük ekseninde yaşanan gelişmeler Kürdistan halkının moralini bozmuştu. Fakat halkın da sabrı bir yere kadardı ve isyana kalktı. Bir zamanlar Saddam faşizmine karşı ayaklanan “Raperin” halkı şimdi Kürt geçinen ama boğazına dek yolsuzluğa batmış, işbirlikçi hükümete karşı ayaklanıyor. “Seri Hilde” çağrısı bir de böyle karşılık ve anlam buluyor. Son yıllardaki en büyük gelişme budur ve demokratik bir programa kavuşturulursa bu isyan tarihi sonuçlar doğurmaya adaydır. 

KDP, serhildanın YNK bölgesiyle sınırlı kalması için demokratik dernek, platform, hareket vb kuruluşları yasaklamak şeklinde baskıcı tedbirler alsa da halkın öfke ateşinin Hêwler’i sarması an meselesidir. Neticede halk Hêwler’de oturan hükümetin istifasını istiyor, bunun için sokaklarda direniyor. 

Ne vahim bir durumdur ki Irak hükümeti, Kürt yönetiminin saldırıları devam ederse Kürt halkını korumak için müdahale edeceği yönünde açıklamalar yapıyor. Ortakları Erdoğan’dan ise tık yok. Kendi başını kurtarma telaşına düşmüş.


Ateşle oynayanlar yanıyor!

Kerkük ve diğer yerleri alan Ebadi hükümeti güçlenirken Erdoğan’ın ortağı Barzani’nin düşmesi aynı zamanda Erdoğan’a bir darbe olmuştu. Türkiye Irak’ın hamlelerini desteklerken hesabı bu değildi elbette. Türkmen kartını kullanıp Türkiye-Başur sınırından Kerkük’e dek uzanan bir koridor oluşturmak isterken sadece Kerkük’teki çetelerine bir nefes aldırabilmişlerdir. PKK, Irak ve Heşdi Şabi gücüyle çatışmaya girmiş olsaydı Türkiye için bu koridor fırsatı doğmuş olurdu. Türkiye’nin Başur’a bu tarzda girme hesaplarını direniş, mücadele ve etkili diplomasi konumu önlemiştir.

Başur’daki işbirlikçi organizasyon, halkın taleplerine kulak vermek yerine halka vahşice saldırıyor, katliam yapıyor ve yine sırtını Türkiye başta olmak üzere sömürgeci devletlere dayamaya çalışıyor. Ateşle oynamak buna denir.

Adı “Kürdistan bölgesel yönetimi” olan ama özünde hiçbir hükmü kalmamış, küçük iktidar konumunu korumak için adeta herkese yalvarıyorlar. ABD ve İngiltere’nin tutumu da bu federal konumun sürdürülmesinden yanadır. Bunun karşılığında Türk sömürgeciliği Maxmur kampına saldırma icazetini almıştır. 

Her yerde Türk işgalciliği darbelenirken buna karşılık sivil alanlar da dâhil her yere saldırmaktadırlar. Karaçox, Asos ve Maxmur saldırıları göz önünde bulundurulduğunda küresel ve bölgesel güçler kadar işbirlikçi Kürtlüğün de rol oynadığı açıktır. Bu anlamda henüz saldırıya uğramayan benzer konumdaki yerlerde her türlü saldırı ve komploya karşı daha tedbirli olunması gerektiği açıktır. 

Özgürlük güçlerini kendi yanına çekmek ve Türkiye ile bir denge oluşturmak adına Irak rejimi de Maxmur ve Asos saldırılarına göz yummuştur. Fakat bir ihtimal de, İran nasıl ki Türkiye eliyle Asos’u vurmuşsa Irak’ın da aynı şekilde Maxmur’u vurdurmuş olmasıdır. Yine Asos’ta YNK, Maxmur’da ise KDP gölgesi bulunmaktadır. Irak hükümetinin olayı aydınlatmaması, kendisini de şüpheli hale getirmektedir. Fakat baharda yapılacak seçime doğru Türkiye’ye tavır almaları da söz konusu olabilir. Tevgera Azadi’nin tanınması bu kapsamdadır. Daha önemli bir gelişme ABD, AB, İsrail’in Türkiye’yi Irak içlerinde savaşa çekmesi olabilir. 

Medya Savunma Alanlarına geçen yıldan beri yapılan saldırılar sınıra yakın bölgelerde devam ediyor. Şimdilik sınırı tutma ama giderek bu alanları genişletip kapsamlı şekilde tampon bölge oluşturmak için KDP-Türkiye anlaşması sürmektedir. Fakat öte yandan Ebadi hükümeti gücünü sağlamlaştırdıktan sonra Türkiye’nin askeri üslerini vb gerekçe yaparak tutum alabilir ve ABD sayesinde giderek bunu ciddi bir gerginliğe dönüştürebilir. Hatta bu gerginliğin fiili bir çatışmaya dönüşmesi de uzak bir ihtimal değildir. 


Özgürlük ruhu şahlanmış, zafer olanakları artmıştır

Bu kadar karmaşık, iç-içe geçmiş ilişki ve çelişki ortamında her alandaki direniş sayesinde özgürlük güçlerinin konumu güçlenmiş, avantajları artmıştır.

Bölgedeki güçlerin konumuna karşılık demokrasi ve özgürlük mücadelesinin en büyük avantajı, demokratik ulus çizgisinin diğer halklar nezdinde giderek daha çok kabul görmesi, yaygınlaşması, büyüyen nicel ve nitel askeri güç ve diplomatik açıdan daha esnek hareket etme imkânlarına kavuşulmuş olmasıdır.

Halkın-halkların çıkarları temelinde her güçle ilişki geliştirme olanağı kadar gerektiğinde savaşacak, her yerde hazır-hareketli halk savunma gücü bulunmaktadır.

Bu olanaklar Kürdistan halklarının birlik olup özgürlüğünü sağlaması için büyük bir fırsattır. Bunun önündeki en büyük engel işbirlikçi Kürtlüktür ve o da aşılmak zorundadır.

2018’in birlik ve özgürlük yılı olması dileğiyle…



1300
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: