Bahar mutlaka gelecek!

10 Ocak 2018 Çarşamba

AYKAN SEVER

2018, gelen gideni aratacak diyebileceğimiz türden bir yıl olacağını daha ilk günlerinde gösterdi. Felaketlerin yayıldığı merkezlerden biri, hala dünyanın bir numaralı gücü olmayı sürdüren ABD. Ülkede soğuktan şimdilik 25 kişi hayatını kaybetti. Amerikan seçmeninin ne kadar övünse az diyebileceğimiz ileri görüşlü Başkanı Trump ise “ya şu küresel ısınmadan biraz da biz nasiplensek” ciddiyetiyle bütün ödülleri hak etti.

İş bu kadarla kalsa iyi, geçen yıl silahlı saldırılarda güzide Amerikan demokrasisi yeni bir rekora imza attı. 2017’de 60 bin silahlı saldırıda 15 bin kişi hayatını kaybetti. Polis tarafından geçen yıl öldürülen kişi sayısı ise 987. Her gün en az 3 kişi polis tarafından infaz edilirken, öldürülen kişilerin ağırlığının siyah ve Latin olması ayrıca dikkat çekici. Polis şiddeti konusunda sergilenen başarının tabi sadece Trump’a ait olduğunu söylemek haksızlık olur, çünkü Obama döneminde de rakamlar benzer. ABD polisinin geleneksel sporları arasında insan avının da yer aldığını yazmak sanırım fazla abartı olmaz.

Peki ülkesinde bunlar olurken “Önce Amerika!” diye kükreyen gelmiş geçmiş en değerli Başkan Trump ne yaptı dersiniz? Kendi hakkında yakın zamanda çıkan bir kitapla ilgili şu müthiş “Akli dengem ve çok zeki olmam, hayattaki en büyük varlıklarım” “Ben dahiyim…” tweetlerini atarak kendini akıl sağlığıyla birlikte tartıştırmayı becerdi.

Durun daha bitmedi, kendisini soruşturan özel yetkili savcı Robert Mueller’ın, karşına çıkmaya cesaret edemeyip yazılı ifade vermeye niyetlenen Trump, bir kalemde 200 bin El Salvadorlu’nun deprem nedeniyle göç ettikleri ülkedeki oturum haklarını iptal etti. Bu kişilerin yaklaşık 200 bin kadarı ABD doğumlu çocukları da sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya. Sırada başta Nikaragualılar olmak üzere çok sayıda Latin göçmen var.

Şimdi bazı okurlarımız bu zavallı adam ve ABD demokrasisiyle niye uğraşıyorum diye sorabilir. Bunun yanıtı basit. İmam cemaat diyalektiği. İsteyenler Trump’ı bir kenara bıraksın postmodern paylaşım savaşının diğer yürütücüsü olan liderleri (tabii başta Kamber efendi olan reisi saymak kaydıyla) gözünün önüne getirsin. Örneğin Çin lideri Şi Jinping’in geçen hafta ordunun (2 milyon 225 bin kişiyle dünyanın en kalabalık ordusu) karşısına geçip bölgede jeopolitik gerginlikler tırmanırken “savaşa hazır olun, ölmekten korkmayın!” çağrısında bulunması daha mı akıllıca?

Trump’ın zararı kendine olsa susup oturabiliriz. Maalesef her attığı adım dünyada yeni kutuplaşma ve gerginlikleri ateşleme potansiyeli taşıyor. Bunu yaparken bütünüyle “para”nın diliyle konuşuyor. En son Filistin ve Pakistan karşısında sergilediği mantık da benzer bir aklın eseri. Filistin’e boyun eğdirmek için yaptığı yardım kesintisi (şimdilik 180 milyon dolar) ve gerekçe farklı gösterilse de Pakistan’da ise Çin ve Rusya’ya daha yakın politika izlemeye yönelen yönetimi cezalandırma adına 900 milyon dolarlık askeri yardımı askıya aldı. Neden olarak Pakistan’ın Afgan Talibanı ve Hakkani grubuna yönelik gerekli adımları atmaması gösterildi. Burada Pakistan ve Afganistan’da son dönem çok sayıda toplu katliama imza atan DAİŞ’in adının anılmaması ilginç. ABD’nin bu yaklaşımı Şanghay İşbirliği Örgütü içinde bir Truva Atı olma özelliği gösteren Hindistan’daki Modi iktidarını ise sevindirdi. Burada dikkat çeken Trump’ın gücün esiri olmuş aklının, Filistin sorununun bugünlere gelmesinde ve Afganistan-Pakistan hattında Taliban vb. grupların kök salmasında ABD’nin oynadığı rolü hiç anımsamaması. Tabii dehaların bu kadarcık kusuru olur!

Dünyada olan bitenler ve olup bitecekler elbette ki paraya iman etmiş büyük güçlerin çekişmelerinden ibaret değil, halklar, sınıflar, insanlar da var. Ve ütopyaları da var. İran haklarının isyanı bunun en son örneklerinden biri oldu. Şimdilik zafere ulaşmasa da gelecek baharı müjdeledi.



901
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: