Kıyamet alametleri çoğalmakta: Allah tepenize Tayyip yağdıracak

15 Kasım 2017 Çarşamba

VEYSİ SARISÖZEN

Adam Rusya’ya Putin’le görüşmeye giderken hem ABD’ye, hem Rusya’ya ağzına geleni söylüyor. Putin’le Trump’ın Vietnam’da yaptıkları “Suriye’de askeri çözüm mümkün değil” açıklamasına giydirdikçe giydiriyor.

Bu duruma Fehmi Koru şaşırmış gibi. Bizimkilerin “gizli” diplomasi yerine “açık” diplomasi yaptığını yazmış. Elbette inceden inceye dalga geçiyor.

Sonra bir bakıyorsunuz, bugüne kadar yapılan bütün devlet sınavları, üniversite sınavları “incelemeye” alınmış. Yüzbinlerce insanın ByLock “incelemesiyle” zangır zangır titretilmesi yetmezmiş gibi, şimdi de vaktiyle sınava girmiş olan milyonların gözü geceleri uyku tutmaz olmuş.

Ekonomi bakanı bağırmış: Ekonomimiz coştu. Tam o sırada dolar neredeyse dört liraya, Euro beş liraya dayanmış. Enflasyon fırlamış.

Tuhaflık diz boyu. Ordu’daki Cemaat imamlarından söz ediliyordu ya… Can Ataklı’dan okudum. Meğer şimdi orduya alınacak olan sivilleri, subaylar değil, AKP’li siviller mülakata çekiyormuş. Bunlara “en kısa ve uzun ayetler hangileridir” diye sorular soruluyormuş.

Derken adam birden “Abdülhamitçilikten”, “Müslüman Kardeşçilikten” terfi ederekten Atatürkçü oluyormuş. Osmalıcılığın daha dumanı üstündeyken ne kadar ahmak havuz medyatörü varsa, bu Atatürkçülük işini “rasyonalleştirmeye” kalkmış.

Rastgele sayıyorum. Siz daha yüzlercesini ekleyebilirsiniz. En acayiplerinden birisi Türk kadınlarına ve erkeklerine yapılan “sesleniş”: Allah emretti nikahlanın, doğurun, çoğalın. Neden? Çünkü “teröristlerin beş, on, onbeş çocuğu varmış.” Kim bu teröristler diye sorulunca, yine bu adamın bir adamı, “PKK’lilerin dağda doğum yaptığını işittiniz mi” diye ağzından bir şeyler kaçırmış. Sonunda da tüm Kürtlerin terörist olduğu ilan edilmiş.

Bununla da kalınmamış: Alsancak Stadı’nın adı bilmem ne olsa fena mı olur deyivermiş. Otomobillerin camlarındaki siyah filmlerle ilgili kararı eleştirmiş, talimat verip değiştirmiş.

Değişim müthiş. Üniversite sınav sistemi, eğitim sistemi, okuma yazma işleri bilmem kaçıncı defa değişmiş.

İki gerçek var:

Bütün bunları “tek şef” yapıyor.

O “tek şef” Ukrayna Devlet Baykanıyla yaptığı basın toplantısında dünyanın gözünün içine bakmaya bakmaya gayet güzel kestiriyor. Horladığı da rivayet ediliyor.

Bütün bunlar neyi gösteriyor?

Çöküşü gösteriyor.

Bitişi gösteriyor.

Vaktiyle yazıyordum: Erdoğan bir taştır. Aşağıdan yukarıya doğru Türk devleti ve Amerikan devleti tarafından fırlatılmıştır. Fırlayınca her salisede milim milim yükselmiş, arş-ı alaya olmasa da atmosferin yedinci katına ulaşmıştır.

Her fırlatılan taş yükselebileceği en son yükseklikte bir an “donup kalır”. Salisenin binde birlik zamanı içindeki bu “hareketsizliği”, önce ağırdan, giderek artan bir ivmeyle düşüş izler.

Erdoğan düşmektedir. Hızlanarak düşmektedir. Tuhaf olan şudur: En zirvedeki o “geçici hareketsizlik” anında ağırlığı sıfırdır. Fırlatılmadan önceki ağırlığı eğer bir miligramsa, bu ağırlıkta Erdoğan adlı çakıl taşı, inişe geçtiğinde giderek ağırlaşır. İvme arttıkça, büyür de büyür.

Yani çökmekte ve düşmekte olan Erdoğan en zirvedeki halinden milyon kere daha tehlikelidir. Bir miligramlık bir taşı bırakalım halkları, bebekler bile bir fiskeyle uzay boşluğuna geri gönderebilir. Ama atmosferin yedinci katından düşmekte olan Erdoğan’dan daha ağır, daha ezici ve tehlikeli bir çakıl taşı yoktur. O nedenle biz rejim çöküyor derken, kafanızı yastığa huzurla koyun, keyifle uyuyun, kaygısızca rüya görün demek istemiyoruz. Alarm veriyoruz. Adam düşüyor, evinizi, barkınızı, çoluğunuzu çocuğunuzu korumak için vaktiniz azaldı.

Biz böyle diyoruz ama CHP’ye sivrisinek saz, davul zurna az. Kılıçdaroğlu ile seçimlerde belediye başkanı ve vekil olmaya hazırlanan eşhas, almış evlerindeki bir yatak çarşafını, dört bir yanından tutarak germiş, düşmekte olan adamın Türkiye’yi delmesini, bu çarşafla önlemeye çalışmakta.

Onlar böyle yapa dursun, AKP’nin tosuncukları, Osmanlı Ocakçıları, mehter marşı eşliğinde tuhaf hareketler yaparak bağırmaya, haykırmaya, naralanmaya, zıplamaya, hoplamaya, tepinmeye başlamış:

“Mustafa Kemal’in Tayyipleriyiz…”

Allah hepinizi Tayyip yapsın, Amin…



1763
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: