Doğu Perinçek’in AKP ve Erdoğan aşkı

13 Kasım 2017 Pazartesi

MUSTAFA KARASU

Doğu Perinçek ve avenesiyle ilgili daha önceden de bir yazı yazmıştık. 1960’lı yılların sonundan itibaren sol içinde nasıl bir ajan provokatör konumunda olduğunu belirtmiştik. Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya başta olmak üzere sosyalist Önder ve grupların bu ajan provokatör hakkında söylediklerini hatırlatmıştık. Bu ajan provokatör ve avenesi Türkiye ve Ortadoğu’da devrimci mücadelenin gelişme gösterdiği dönemde yine ortalığa salınmıştır. Aslında on yıllardır Genelkurmay İstihbarat Dairesi ve özel savaş departmanında yer alanların bu adamın çadırında toplanması, esas gerçeğinin tüm açıklığıyla ortaya konulması olmaktadır. Doğu Perinçek ve avenesi eskiden görevlerini maske takarak yaparken, şimdi bu maskelerini atarak çıplak yüzle işlerini görmektedirler. On yıllardır sadece devletin sol ve Kürt düşmanı karakterinin ajanlığını, provokatörlüğünü yapmamışlardır; aynı zamanda merkezler değişse de çeşitli istihbarat örgütlerinin kullandığı bir enstrüman olmuşlardır. 

Şu anda Türkiye’de sol ve devrim düşmanlığını en fazla yapan, sol ve demokratik devrimle ilgili kavramları en fazla çarpıtarak karşı devrimcilere ve sol düşmanlarına hizmet eden Doğu Perinçek ve avenesidir. Ancak sosyalistlerin, sol demokratların bu ajan provokatörlere karşı yeterince mücadele vermedikleri görülmektedir. Mahirlerin, İbrahimlerin, Denizlerin, Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli ve Vedat Türkalilerin bu adama karşı gösterdikleri tutum ve verdikleri mücadele ortaya konulmamaktadır. Kürt sorunu konusunda devletin inkarcı ve soykırımcı yaklaşımına karşı doğru ve tutarlı tutumu ortaya koyamayanlar bu ajan provokatörler karşısında da gereken tutumu gösteremiyorlar. Bu provokatör ve avenesi solu ve demokratları tarihte görülmedik kadar kirletmeye çalıştığı halde sessiz kalınmaktadır. Bu tutum aynı zamanda bu çevrelerin sosyalizm ve demokrasi konusundaki muğlak yaklaşımlarıyla ilgili bir durumdur. Kuşkusuz bu da Kürt sorununa yetersiz yaklaşımdan kaynaklanmaktadır. Bu ajan provokatörlere karşı en doğru tutumun Kürt sorununa doğru yaklaşan çevrelerden gelmesi, bu gerçekliği gözler önüne sermektedir. 

Sosyalizmin dünyada ve Türkiye’de hala yükselen değer olduğu 1960’ların sonu ve 1970’li yıllarda sosyalizmi çarpıtmak, sosyalist çevrelerde provokasyon ve saptırma yapmak için çok uğraşmışlardı. Ancak büyük zararlar verseler de açık ve net tutumlarla etkisizleştirilmiş ve marjinal kılınmışlardı. 1970’li yılların ortalarından itibaren Kürt Özgürlük Hareketi hızlı bir gelişme gösterince bu defa saldırının yönünü Özgürlük Hareketi’ne çevirmişlerdi. O zamanlar Kürt düşmanlığını sol argümanlarla yaparken, bugün maskeyi atarak açıkça soykırımcı faşist bir anlayışla bu saldırganlığı yürütmektedirler. Nitekim Kürt düşmanlığında MHP’ye ve tüm Kürt düşmanlarına nal toplatmaktadırlar. Şu anda Kürt düşmanlığı politikası yürüten AKP iktidarının en büyük destekçisi de Doğu Perinçek ve avenesidir. Zaten Doğu Perinçek açıkça AKP iktidarını ayakta tutanın kendisi olduğunu iddia etmektedir. 

Doğu Perinçek ve avenesi, eskiden kendisini solcu gösterirlerdi. Şimdi de ulusalcı maskesi takmışlardır. Hastalıklı bu kişi ve grup ne sol ne de ulusal cenahtandır. Tek ideolojisi ve teorisi vardır, o da Kürt düşmanlığıdır. Bu faşist güruhu sol ya da başka bir kimlikle muhatap almak bile başlı başına bir saptırma olur. Ancak hala sol ve demokrat kesimleri kirletmeye çalıştığı için bunlara karşı açık ve net tutum almak gerekir. Sosyalistlerin ve demokratların Mahirlerden, İbrahimlerden, Denizlerden, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Mirhi Belli ve Vedat Türkali’lerden daha açık tutum almaları gerekir. Bu güruhun şu andaki konumu sinek bir şey değil, ama mideyi bulandırır durumdadır. Bu açıdan kesinlikle sol ve demokrat bir zeminde görülemezler. Tamamen sol ve demokratlar düşmanı, solu ve demokratları kirletme çabası içinde olan bir habis gibi görülmelidirler. Eğer böyle anılmazlarsa sol ve demokratları kirleten, zehirleyen ve çürüten bu habise göz yumulmuş olunur. 

Bu çevrenin kendini ulusalcı göstermesi de bir saptırmadır. Eğer ulusalcılık Kürt düşmanlığı ise bu isimlendirmeye bir şey denilemez. Eğer ulusalcılık eşittir Kürt düşmanlığı değilse, o zaman bu çevre soykırımcı Kürt düşmanı olarak tamamen faşist bir güruh olarak görülmelidir. Eskiden sosyal faşist diyebilirdik; artık açıkça soykırımcı faşist demek en doğru tanımlama olur. Bu çevre varken artık MHP’ye ihtiyaç kalmamıştır. MHP’nin tüm argümanlarını elinden almıştır. Enver, Talat ve Cemal paşaların turancı ve soykırımcı idealleri şimdi Doğu Perinçek tarafından dillendirilmektedir. Zaten Enver Paşa büyük yurtsever olarak takdis edilmektedir. 

Doğu Perinçek’in anti-Amerikancılık, Avrasyacılık, devletçi ekonomi, hatta dillerinden düşürmedikleri Kemalizm sadece ve sadece Kürt düşmanlığı için kullanılan argümanlardır. Tüm bu kavramlar Kürt düşmanlığı ekseninde dizayn edilmekte ve anlamlandırılmaktadır. Kürt düşmanlığı ve Kürtleri soykırıma uğratma dışında ne bir ideolojileri, politikaları, ne de tutumları vardır. Dolayısıyla bunların yanına gidenler, bunların televizyonuna çıkanlar, bunların toplantılarına katılanlar bilerek ya da bilmeyerek Kürt soykırımının aleti olmaktadırlar. 

Doğu Perinçek neden şu anda Tayyip Erdoğan ve AKP’nin bir numaralı savunucusudur? Tek neden vardır, AKP iktidarı Rojava Devrimi düşmanlığı ve Kürt karşıtlığı yapıyor. Doğu Perinçek ile Tayyip Erdoğan şu anda ruh ikizi olmuşlardır. İkisinin de tüm dünya ile, devletlerle, siyasi güçlerle ilişkilerini Kürtlerle ilgili politikaları belirliyor. Kürtlere düşmanlık yapanlar iyidir. Nitekim Doğu Perinçek Kürt düşmanlarının bir araya getirilmesi için yırtınıyor. Tayyip Erdoğan son aylarda IŞİD’ten ümidini kesip yeniden 5-6 yıl önceki Kürt düşmanlarına dayanma politikasına yönelince Doğu Perinçek “bizim çizgimize gelindi” dedi. Halbuki 5-6 yıl önce de Tayyip Erdoğan İran, Irak ve Suriye ile Kürt düşmanlığı üzerinden dostluk politikası yürütüyordu. Bu ilişkinin ortaya çıkardığı pratikler de Kürtlere yönelik düşmanlık oluyordu. Nitekim 2011’de İran’ın Kandil’e saldırması da Tayyip Erdoğan’ın İran’la yürüttüğü Kürt düşmanı ittifakın sonucuydu. 

Şu açıktır ki, köprülerin altından çok sular geçmiştir. Tayyip Erdoğan ve Doğu Perinçek ne kadar Kürt düşmanlığı yapsalar da amaçlarına ulaşamazlar. Ne kadar bel bağlasalar da Rusya’yı kendi Kürt düşmanı politikalarına alet edemezler. Rusya pragmatik olarak AKP iktidarı ve Türkiye’yi kullanmak için Kürtler üzerinde bazı oyunlar oynayabilir. Ancak bunların da bir sonuç vermesi zordur. 20. Yüzyılda soğuk savaş döneminde Kürt düşmanlığıyla bazı dünya ve bölge politikalarını örtüştürebiliyor, yan yana yürütebiliyorlardı. Günümüzde bunun koşulları kalmamıştır. Kuşkusuz Türk devletinin Kürt düşmanlığını eskiden olduğu gibi bundan sonra da bazı devletler Türkiye’yi kullanmak için değerlendireceklerdir. Türkiye bunu Kürt soykırımı uygulamaları doğrultusunda kullanacağını sanıyorsa bu büyük bir yanılgıdır. Zaten şimdiden Kürt düşmanlığı AKP iktidarının ayağına dolanmıştır. En zayıf karnı olarak dış politikada Türkiye’yi çıkmaz içine sokmuş bulunmaktadır. Bu açıdan Doğu Perinçek ve avenesinin Kürt düşmanlığı ya da Türk devleti içindeki derin güçlerin Kürt düşmanlığı bu defa kafayı duvara çarpacaktır. Doğu Perinçek ve avenesi olsa olsa Enver trajedisinin komedi ikinci versiyonu olma durumuna düşecektir. 

Doğu Perinçek ve avenesi, Türkiye’nin temel sorununu vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü olarak göstererek gerçekleri çarpıtmak istemekte ve bu temelde Kürt düşmanlıklarına böyle bir kılıf geçirmektedirler. Türkiye’nin bölünme gündemi yoktur. Türkiye’yi Doğu Perinçek ve avenesinin çizgisi böler. Türkiye’nin sorunu, despot, antidemokratik ve Türkiye’nin tüm demokratik birikimini tasfiye etmek isteyen AKP iktidarıdır. Türkiye zaten şu anda paramparça edilmiş bulunmaktadır. AKP iktidarı Türkiye’nin temel sorunu haline gelmiştir. Tüm sorunların kaynağı haline gelmiştir. Doğu Perinçek ve avenesi bu gerçekliğin üstünü Kürt düşmanlığı ve bölünme fobisiyle örterek AKP’yi kurtarmaya çalışmaktadır. Zaten AKP iktidarı da her gün daha fazla Kürt düşmanlığı yaparak kendini kurtarma çabasına girişmiştir. Şimdi Atatürk’e sahiplenme gündemi yaratarak bazı Kürt düşmanı ulusalcılarla ittifakını pekiştirmek istemesi de bu nedenledir. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının Atatürk’le ilgili yeni politikası hem bu çevreleri kullanmak hem de yeni bir Atatürk algısı yaratmak içindir. Herhalde inşa edilecek yeni Atatürk algısı da şöyle olacaktır: Fethullah Gülen’in sarık üzerine Amerikan kepi giymesi gibi bu defa da kalpak üzerine sarık takılmış Atatürk profili yaratılacaktır. 

Doğu Perinçek ve avenesi her şeyi kirletmekte, zehirlemekte ve çarpıtmaktadır. Sosyalistler, sol demokratlar, demokrat ulusalcılar, sosyal demokratlar, halkların kardeşliği temelinde Türkiye’nin demokratik birliğinden yana olanlar mutlaka bu faşist güruha karşı tutum alıp mücadele ederek solculuğun, demokratlığın, yurtseverliğin, ilericiliğin kirletilmesi ve zehirletilmesine müsaade etmemeli ve alet olmamalıdırlar. 



1418
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: