Nitelikli eğitimsizlik!

11 Kasım 2017 Cumartesi

EYLEM KAHRAMAN

Liseye başladığımız ilk gün bize “Kredili Eğitim Sistemi”ne geçildiği söylenmiş ve konu ile ilgili yarım yamalak bilgilendirilmiştik. Tam bilgilendirme yapılmasına imkan yoktu, çünkü idarenin kendisi de sistemden birşey anlamamıştı.

Okula kayıt olduğumuzda bize bir okul numarası verilmiş ve hangi sınıfta olacağımız söylenmişti. Sınıflara gittikten kısa bir süre sonra, okul müdürümüz yanında iki öğretmenle gelmiş ve kimin Fen kimin de Edebiyat bölümüne gideceğini belirlemişti. O zamana kadar öğrenciler hangi bölümde okuyacağına kendisi karar verebiliyordu. Bütün itirazlarımıza rağmen okulda 9/A Fen Bilimleri adı altında özel bir bölüm oluşturuldu ve başarılı olan bütün öğrenciler bu bölüme alındı. Geri kalanlar 9/B Edebiyat bölümüne verildi ve biz lise son sınıfa kadar yoğun bir şekilde Fen Bilimleri dersleri görürken, Edebiyat sınıfı haftada altışar saaten spor, resim, müzik, ev ekonomisi dersleri almaya başladı. Tabii derslerin çoğu tamamen boş geçiyordu.

Yeni sistemin hiç bir hazırlığı yapılmadan pat diye geçildiği için, ortada kitap diye bir şey yoktu. Bu nedenle öğretmenin derste anlattığını dinleyip notlar almaktan başka çaremiz yoktu. Seçmeli öğrenciler olduğumuz için bu konuda sorun yaşamıyorduk, ama istemediğimiz bir bölümde okuduğumuz için son derece mutsuzduk ve bütün dayatmalara karşın çoğumuz yine üniversite sınavına sözelden girdik.

Kredili Sisteme göre alınan dersin kredi sayısı baz alınarak lise iki buçuk yılda bitirilebiliyordu ve son dönemde de güya rahat rahat üniversiteye hazırlanacaktık. İki buçuk yılın sonunda anlaşıldı ki Fen derslerine yoğunlaşırken Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersini iki saat eksik almışız. Hadi bakalım bunun için bir dönem boyunca her pazartesi günü iki saat okula!

Bizden sonra da Türkiye'de her gelen iktidarla, hatta her gelen Milli Eğitim Bakanı'yla sınav sistemi değişti durdu ve her defasında bize yaşattıkları eğitim terörünü yeniden yaşadım.

Malum iktidarın öve öve bitiremediği TEOG sistemi, AKP Genel Başkanı'nın “TEOG da neymiş yaw? Hemen kaldırıla!” buyruğunun ardından seksen dört saat geçmeden aniden kaldırıldı. AKP'li siyasetçilerin sanki hiç bir işi gücü yokmuş da, yirmi dört saat Genel Başkanı ne diyecek diye ağzının içine bakıyorlar. Genel Başkan önce zam yapıyor, sonra tepkiyle karşılaşınca “yaw ne zammı? Hemen geri çekile!” diye emrediyor ve birdenbire kahraman kesilerek oylarını çoğaltıyor. Hakeza otomobillerin cam filmi yasağı. Hep aynı hikâye…

TEOG Sınav Sistemi'nin en başarılı öğrencilerinin hep Dersim'den, Varto'dan çıkması ilkin sevindiriciydi. Ama bu çocukların devletin yol, su, okul, götürmediği, doğru dürüst öğretmen atamadığı yerlerden, Alevi köylerinden, yoksul çocuklarından çıkması düşündürücüydü. Eğitimdeki onca fırsat eşitsizliğine rağmen bu öğrenciler nasıl oluyordu da bütün özel okulları, üstüne özel ders alan zengin çocuklarını geçebiliyordu?

Aslında her şey iyi kurgulanmış bir hikâye, bir projeydi…

Devlet; maddi yönden yoksul olan ama dünya görüşleriyle kendileri için ilerde tehlike arzedebilecek aileleri tespit ediyor ve onların çocuklarını bu şekilde ellerinden alarak, özel burslarla iyi okullarda okutup devşiriyordu. Devletin özel bursuyla okuyup büyüdüğünde iyi bir pozisyona gelecek olan çoban çocuğu, ilerde en büyük milliyetçi kesilecek ve kendi halkına karşı savaşacak, böylece bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktı. 

Şimdi de değişen hiçbir şey yok!

Türk Milli Eğitim Bakanı'nın hiç çekinmeden itiraf ettiği o niteliksiz okullarda niteliksiz eğitim veya nitelikli eğitimsizlik aynı hızla devam edecek. Alevi veya diğer inançlardan çocuklar evine yakın diye zorla İmam Hatip Okullarına gönderilecek, zenginler “nitelikli” okulların olduğu bölgelere taşınacak ve eğitimde fırsat eşitsizliği her halükârda devam edecek.

Türkiye'nin bütün illerine üniversite açmakla övünüyorlar. Sonradan açılan üniversitelerden mezun olanların hepsinin niteliksiz üniversitelerin göstermelik mezunu ve işsiz olduğunu ise söylemiyorlar. Kendi açtıkları üniversitelerin mezunlarına kendileri bile iş vermiyorlar.



552
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: