İbiği düşük horoz

akahraman61@hotmail.com | 10 Ağustos 2017 Perşembe

AHMET KAHRAMAN

“Büyük lokma ye, ama kendini bil ve asla başından büyük laf etme” şeklinde, kulaklara küpe bir söz vardır.

Sözün anlamı açıktır: Sen, sen ol ve kendinden geçip kendini, yenilmez güç sanma. Her yer ve bütün dönemlerde, tükürdüğünü çamur ve pislikle birlikte sana yalatacak bir güç vardır.

Tesbit doğudur. İlk insandan beri, hiç kimse, sonuna kadar aynı çöplüğün egemen horozu olamamıştır. Her horoz, eninde sonunda ibiği sarkık, tüyleri, telekleri dökük bir pecmurdeye dönüşmüştür.

Başka bir deyişle tarih sayfaları, tükürdüğünü yalayarak  hapur höpür yutan diktatörler mezarlığıdır.

Bir Türk’ün, değişmez döngüyü görmesi için, uzağa gitmesine de gerek yok. Kısa Türk tarihi, kimi hüzünlü, kimileri de gülünç örneklerle doludur.

Bir zamanlar, kutsanan adam iken, sonra yerlerde sürüklenmesin diye kalabalıklardan ölüsü kaçırılanları gördük.

Bunlar değil konumuz. Dışarıya horozlanan kimilerinin gülünç hallerine bakacağız biz.

Mesela, Suriye bir zamanlar “ezeli ve ebedi Türk düşman” bir ülkeydi. Düşman ülke sınırları kilit üstüne kilitlerle kapıları kapalıydı.

Sonra entrikalar gergefinde dostluk bezleri dokundu. Düşmanlığa ilişkin bütün tükrükler yalanıp yutularak, üstünde kardeşlik inşa edildi. Sınırlar, ülke sırları ortadan kalktı. Ortak hükümet toplantıları dönemi başladı. Devlet Başkanı Esad’ın evine akşam gezmeleri, evde pişenleri ikram sefaları başladı.

Fakat bütün bunlar oyun içinde oyun, kurdun, koyunla kardeşliği idi. Çünkü “Türk kardeş“, Kürtlerin deyimi ile kardeş evinde üstünde oturduğu çulu alttan alta kesiyor, öbür yanda o komşu evindeyken, içeriye saldığı ajanlar, arka sokaklarda karıştırıcılıklarla meşguldu. Bombalar patlatıyor, ayaklanacak yandaşlar tedarik ediyorlardı.

Sonra her şey açıklığa dönüştü. “Türk kardeş”, gerçekte insan görünüşlü kurt, yani “Asena” idi. İnsan keserek cinayetler işleyen, kırım yapan çeteleri, ülkeyi talan eden tecavüzcüleri silahlandırıp besleyen, gizli istilaya fethe hazırlanan entrikacıydı.

Yer yüzünün en pis kargaşasına rağmen Esad teslim olmadı. Dış yardımlarla direndi. Bu arada, Kürtler kendi küllerinden yeşerip güç oldular.

“Türk kardeş” olanlar karşısında şaşkındı. Fatih olayım derken, tüyleri, telekleri dökük çıplak horoza dönüşmüş, yere tükürüleni yalama sürecine girmişti. Dostluk gösterileriyle yeniden yanaşacaktı. Aracıları devreye sokarak, Esad’a “gel seni öpeyim” haberleri yolladı.

Fakat Esad aynı su ile ikinci kere yıkanmayacağını biliyordu. El öpme yalvarmalarına arkasını döndü. Ama yalamacılık devam ediyordu:

Dünya medyası, iki geçen gün bir haber yayımladı. Tekzip edilmeyen habere göre Türkler Esad’a karşı silahlandırıp beslediği haydut çetelerine yardımı kesmişti.

Çöplüğün horozu yerdeydi. Doğrulmaya çalıştıkça önüne çıkan ele sarılıyorlardı.

Yakın tarihte İsrail’e babalanmış, iradesine başkaldırı ile gemi yollamış, Rusya’nın da uçağını düşürmüş, sonra kendini affetmek için debelenmişlerdi.

İran’a sövgüler ise iltifata dönüşmüştü.   

Sonra “ey Almanya” naraları başlamıştı.

Oysa hesaplayamadıkları bir gerçek vardı: Avrupa bir bütün ve Almanya bu bütünün bir parçasıydı. Almanya’ya saldırı, Avrupa Birliği’nin yardımları kesme misillemesiyle karşılık bulunca, haddini aşan horoz kendini yerde bulmuştu.

Konya’daki NATO üssüne koyduğu yasağı, “beni affet abi” kabilinden kaldırmış, yeni ihale kapılarını açmıştı.

Mısır’dan da haber vardı: Yaltaklanıyor, Başkan Sisi’nin elini öpmesini sağlaması için aracılar gönderiyorlardı…

Kendini, bölge çöplüğünün efendisi sanan horoz, kuşlar dünyasının palyaçosuydu…



1564
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: