AKP’nin Kürtçe karnesi ve hakikatler

19 Haziran 2017 Pazartesi

ŞERİF DERİNCE


Kürt meselesinin temelinde yatan dinamikleri ve gelişeduran süreçleri hakikatlere dayalı bir perspektiften okumayanlar/göremeyenler, bu meseleye dair en fazla gelişmenin AKP hükümetleri döneminde yaşandığını savunurlar. Örnek verdiklerinde ise Kürtçe alanında yapılan taktiksel değişiklikleri, esaslı dönüşümler olarak öne sürerler. Oysa hakikatler, diğer tüm alanlarda olduğu gibi Kürtçe alanında da AKP’nin kırıklarla dolu karnesini göz önüne serer. O karnede öne çıkan birkaç başlığa kısaca bakalım.

Örneğin, Kürtçe’ye yönelik yasakların sembolü haline gelmiş olan Q, X ve W harflerinin artık serbestçe kullanılabileceğine dair hem seçim dönemlerinde hem de havuz medyasında bolca propagandaya şahit olduk. Oysa başta nüfus müdürlükleri olmak üzere devlet dairelerinin resmi işlerinde bu harflerin kullanımı hala kanunen yasak. Çocuğunuza bu harflerden birini içeren bir isim koymak istediğinizde içişleri bakanlığının ilgili yasaklama yazısını karşınıza çıkarıyorlar.

AKP’nin Kürtçe karnesinde diğer bir başlık TRT 6/Kurdî kanalı. AKP cenahı, bu kanalı dil serbestiyetinin bir örneği olarak gösterse de, hakikat penceresinden bakan herkes bu kanalın açılmasının temel amacının, esas olarak özgür Kürt medyasından beslenen Kürtlerin yüzünü devlet medyasına çevirmek olduğunu bilir. Buna bir de TRT 6/Kurdî’nin tercih ettiği, bilinçli olarak tahrip edilen Kürtçe dil kullanımını eklemek lazım. Kanalın yayın içeriğinin üçte biri Erdoğan ve AKP propagandası yaparken, üçte biri Türk devleti yüceltmesine ve geri kalanı da Kürt değerlerine hakarete dayalı bir politika izliyor. Kanalın hiçbir programında Kürt gerçekliğine yer verilmiyor, Kürt meselesinin temeliyle ilgili konulara karşı kör, sağır ve dilsiz bir tutum sergileniyor. Aynı durum, 2013 yılında faaliyete sokulan Anadolu Ajansı Kürtçe servisi için de geçerli. Serviste, Kürt özgürlüğünü konu edinen, Kürt meselesinin hakikatlerine odaklanan tek bir habere rastlayamazsınız.

AKP’nin sürdürdüğü Kürt düşmanı devlet politikalarının Kürtçe diliyle ifade edilmesi dışında en ufak bir özelliği yok. Üstelik bu her iki kaynağın Kürt halkı nezdinde herhangi bir karşılığı olmadığını AKP’nin kendisi de çok iyi biliyor ve görüyor. Bu yüzden de ilk kuruldukları dönemlerde aktarılan kaynakların büyük bir çoğunluğu durdurulmuş durumda. Fakat sembolik bir propaganda aracı olarak kullandığı için her ikisini de açık tutmaya devam ediyor. 

Kürtçe konusunda şüphesiz en fazla kamuoyu yaratan başlık ortaokul seviyesinde, haftada 2 saat ile sınırlı da olsa Kürtçe seçmeli derslerin sunulmaya başlamasıydı. Başlatıldığı 2012 yılında ve sonraki sene bu konuda çok fazla kamuoyu oluşturulmasına rağmen, dersler hem çok az rağbet gördü hem de kısa bir süre içinde bu alandaki devlet yatırımı önemli ölçüde azaltıldı. AKP, bir yandan Kürt çocuklar Kürtçe seçmeli derslere akın ediyor havası yaratmak istedi, diğer yandan da bu dersin gerçekte olabildiğince az öğrenci tarafından tercih edilmesi için bir dizi tedbir aldı. En başta, komik sayıda Kürtçe öğretmen ataması yaptı, birçok okulda öğrenciler bu dersi seçse de “öğretmen yok” denilerek ders açılmadı. 

Başlangıç yıllarında uygulanan, Kürtçe öğretmenliği eğitimi almamış olsa da Kürtçe bilen diğer branş öğretmenlerinin bu dersi gönüllü bir şekilde üstlenmelerinin de önü sonraki yıllarda kapatıldı. Kürt öğrencilerin yoğun olduğu bazı okullarda ise seçmeli derslerin sıralandığı dilekçe kağıdında Kürtçe dersine bilinçli bir şekilde yer verilmedi. Bu tedbirlerin sebebi, haftada 2 saat bile olsa bu dersi seçen öğrenciler arasında, kendi anadillerini yazılı bir şekilde görmeleri ile beraber, kendi dilleri hakkında eskiye göre dil bilincinin artma eğilimi göstermesiydi. Şüphesiz bu hesap edilmemiş veya istenmeyen bir sonuçtu. Bu nedenle de, o başlık da solup kaldı. Nitekim son bir iki yıldır bu konunun kamuoyunda tartışıldığını, haberlere çıkarıldığını göremiyoruz.

Başka önemli bir başlık da bazı üniversitelerde açılan “Yaşayan Diller ve Lehçeler” adı altında faaliyete başlayan Kürtçe dil, edebiyat ve öğretmenlik bölümleriydi. Bu bölümlerin açılması ile havuz medyasında oluşturulan görünürlüğü herkes hatırlıyordur. Oysa TRT 6/Kurdî, Anadolu Ajansı Kürtçe servisi ve Kürtçe seçmeli derslerin başlatılma nedeni ve akıbeti neyse bu bölümlerin de kaderi aynı oldu. Üstelik son iki yıldır devam eden akademisyenlere yönelik cadı avı kapsamında bu bölümlerde çalışan sınırlı sayıdaki Kürtçe ile ilgili ve Kürt meselesine dair samimi ve iyi niyetli çalışmalar yapan akademisyenler de KHKlar ile ihraç edildi. Böylece bu bölümler boşaltıldı, resmen kapatılmasa da işlemez duruma getirildiler.

Sonuç olarak AKP’nin Kürtçe karnesi, Kürt meselesindeki siyasi ve ideolojik pozisyonundan bağımsız değil ve aksi gösterilmeye çalışılsa da Kürt düşmanlığı bu alanda da sürdürülmüştür. Hakikatlere dayalı hiçbir değerlendirme, AKP’nin Kürtçe ile ilgili özgürlükçü adımlar attığını söyleyemez, bu alanda yürütülmüş faaliyetlerin devlet hegemonyasını sürdürmenin taktiksel araçları olduğu gerçeğini teslim eder.  



490
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: