Öncü kent ayaklanmaları

17 Haziran 2017 Cumartesi

ZİYA ULUSOY


Son 6-7 ayda değişik ülke kentleri halkı özgün farklılıkları yanı sıra benzer talepleri de olan ayaklanmalar gerçekleştirdi. 

Fas’ta halkı ayaklanan El Hümeysa Emhezi(emperyalist sömürgecilerin barbarlar yakıştırmasıyla Berberi diye adlandırılan) halkının yaşadığı Rif bölgesinin bir kenti. 

Ayaklanmada iki etken temel rol oynadı. 2016 Ekim ayında, Muhsin Fikri adlı bir balıkçı, zabıtalar tarafından balık arabasına el konulmasına karşı protesto yaparken çöp arabasıyla ezilerek katledildi. 

El Hüseyma halkı bu katliamı protesto için o tarihte ayaklandı ve ayaklanma haftalarca sürdü. Bu ayaklanmada kent halkı El Hirak(Hareket) adlı örgütlenme yarattı. 

Mayıs ayında El Hirak hareketi lideri Nasır Zefzafi ve iki yoldaşı hakkında Kral ve topal ördek konumundaki hükümet seçim tutuklama kararı çıkarıp tutuklayınca, kentte yeniden gösteriler ve kepenk kapatma eylemleri başladı. Bu kez de hareket haftalar boyunca sürdü. Diğer kentlerde dayanışma eylemleri örgütlendi. Avrupa kentlerindeki Emhezi göçmen işçiler de Hollanda ve Belçika’da kitlesel destek eylemleri yaptılar (yazı yazıldığında destek eylemleri devam ediyordu).

Ekim 16’daki seçimi kazanmış politik İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ise gösterilerin tam karşısında yer almayarak etki kaybetmemek istedi. Hükümeti kurma görevini bu ayaklanmadan sonra aldı. 

El Hümeysa halkı, Rif bölgesinin Fas sömürgeciliği tarafından geri bıraktırılmasına, informel işlerde çalışmak zorunda kalmalarına rağmen aşağılanıp katledilmelerine, ulusal haklarının gasp edilmiş olmasına tepki duyarak ayaklandı.

Güneybatı Kolombiya’daki Buenaventura kenti, siyahların çoğunlukla yaşadığı, ülke ihracatının büyük bölümünün yapıldığı limana sahip bir kent.

117 örgüt ve inisiyatifin liderliğinde, 15 Mayıs’tan itibaren, işsizliğe, yoksulluğa karşı daha iyi bir yaşam talebiyle süresiz greve gidildi. Liman işçileri de greve katıldı, turizm işçileri destek verdi. Gösterilere katılım 100 bini geçti. Kolombiya narko faşist diktatörlüğünün iç savaş yöntemleriyle binlerce sendikacıyı katletmesinin yarattığı yıldırıcılık nedeniyle Kentte son 30 yıldır ilk defa grev yapılabiliyor. 

Diktatör Santos, hemen halkın üzerine İsyanla Mücadele Birlikleri’ni (ESMAD) gönderdi. Halkla polis arasında sık sık çatışmalar yaşandı. Barışçıl gösterilere, Santos’un emriyle polisin saldırmasıyla bir genç hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırıya rağmen grev-direniş devam edince, hükümet ağız değiştirerek bakanlarını Grev Komitesi’yle görüşmeye göndermek zorunda kaldı. Kentin grevi ve direnişi gibi sloganı da cesurdu: "Halk Teslim Olmayacak”! 

Yine Kolombiya’nın batısında yeralan daha küçük bir kent olan Quibdo’da benzer taleplerle aynı günlerde greve gidildi. 

Tunus-Tataouuine kentinde başlayan ve Haziran ayına geçilirken devam eden direnişi ve genel grevi, sendikal konfederasyonu Genel Emek Birliği ve emekçi sol partiler örgütledi. Tunus Genel Emek Birliği, emekçi sol partiler ve bölge halkı, "Çalışma haktır, lütuf değil”, "Haklarımızın ihlal edilmesine izin vermeyeceğiz” sloganlarını yükselttiler. Gaz tesislerine girmeye çalışan halkı polis engellemeye çalışınca, halk, polis karakolunu ateşe vererek yaktı. Halkın öfkesinin yüksekliğinin diğer bir nedeni, Hükümetin, yolsuzluk yapan işadamlarının yalnızca bir kısmına ceza verildikten sonra sermayeye "barış” yasasıyla af getiren pervasızlığı oldu.

Hükümet, eski diktatörün partisi Düstur’un taraftarlarının yeni partisi Nida, 2011’de hükümetteyken emekçi sol hareketin liderlerini politik islamcı çetelere katlettiren Ennahda ve diğer bazı partilerden oluşan ”milli birlik” koalisyonu hükümeti. 

Ayaklanmaların başta gelen ortak özelliği, yoksulluk ve işsizliğin yüksek olduğu kentlerin halkının başlatmış olmaları. Sanayiinin yoğun olmamasına karşın ilk kıvılcımı çakan, öne çıkarak diğer kentlerin halkını ayaklanmaya seferber etme çabaları, onların öncü kent grevleri onuruna sahip olmalarına yol açıyor.

Ayaklanmalara öncülük eden devrimci partilerin örgütlülüğünün zayıf olmasına rağmen halkın ayaklanma girişkenliği ve cesareti yüksek. Devrimci ve kitle örgütlenmesinin en zayıf olduğu Hümeysa kentinde bile, Emhezi halkı El Hirak adıyla halk meclis ve komitelerinden oluşan kitlesel öncü örgütlenmeye gidebildi. 

Tunus-Tataouuine kentinde başlayan direniş ve genel grevi, Genel Emek Birliği sendikal konfederasyonu ve emekçi sol partiler örgütledi. Tunus’ta Fas’ın aksine emekçi sol partiler daha güçlü ve sendikalarda mevzileri yaygın. Bu, hareketi daha çok grevle yaygınlaştırma imkanı veriyor. Kolombiya- Buenaventura’da kitle örgütleri ve sendikalar yaygınca örgütlü ve direnişi onlar örgütledi. 

Fakat yine de 60-80 arası döneme benzer bir örgütlülük ve devrimci akış olmamasına rağmen bu kentler öncü genel grev-direnişle, ülkelerinde ve dünya da "ayaklanın” çağrısı yapıyorlar, nesnesi rolü budur.

Ayaklanmalar elbette tesadüf değil. Ve 2010-11 Arap halkları ayaklanmalarını "emperyalizmin oyunu” görenleri yanılgıya düşürmeleri de rastlantı değil. Kapitalist emperyalizm, varoluşsal kriz içinde. Mutlak yoksullaşma ve kitlesel işsizliği yasa düzeyine yükseltmiş, bunu değiştiremeyen çözümsüzlük içinde. 

Sömürgeci boyunduruk altında tutulan halkların yaşadığı yerlerde ulusal özgürlük talepleri de buna ekleniyor. Ayrıca, bazı ülkelerde diktatörlere öfke de eklenince ayaklanmalar için koşullar daha fazla olgunlaşmakta. Bu kent ayaklanmaları, öncü olarak, gelmekte olan daha geniş ayaklanmaları hem ajite eden hem de belirtisi olan eylemler. 

Emperyalist ve mali-ekonomik sömürge devletler, onların kibirli diktatörleri ve yöneticileri, baskı ve şiddeti artırsalar da, tekelci medya ve burjuva örgütlenmeleriyle demagojinin her biçimine başvursalar da bu ayaklanmaların patlak vermesini önleyemezler. 

Kentlerin işçi sınıfı ve yoksulları içinde, onların kitle örgütleri içinde devrimci mevziler inşa etmek, bugünden tekil, kısmi talepleriyle mücadelelere öncülük etmek, öncü kent ayaklanmalarını tutuşturmak, yarının yaygın genel ayaklanmalarını hazırlamaktır.



912
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: