Almanya’nın anti Kürt politikasında sona doğru

xece14@gmail.com | 17 Haziran 2017 Cumartesi

HACER ALTUNSOY


Geçtiğimiz günlerde 23 yıldır Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan Xaltika Sorê olarak tanınan 75 yaşındaki Seri Görmez’e, Almanya kıyafet cezası verdi. Kasım 2016’da Köln kentinde Erdoğan rejimini protesto yürüyüşü ve mitingine sarı-kırmızı-yeşil kıyafeti ile katılan Xaltika Sorê’ye, Köln yerel mahkemesi 300 Euro para cezası verdi.  

Almanya’nın bu son uygulaması hiç kuşkusuz 1990’lar Türkiye’sinde Kürt politikalarındaki çıkmazı hatırlatmaktadır. Türk devleti sarı-yeşil-kırmızı renkleri, trafik lambalarına kadar her yerde yasaklamış, yüzlerce Kürt sadece bu renklerden dolayı işkencelere maruz kalmış, cezaevlerine konulmuştu. 90’ların bu politikası 2015’ten itibaren AKP tarafından tekrar devreye konuldu. Türk devletinin renklerle savaşı belli ki Almanya’ya ya sıçramış. Erdoğan hükümetini destekleme adına Kürt renklerine savaş açmak, Almanya’nın da Kürt politikasında sona doğru gittiğini göstermektedir.

Birkaç ‘yasak’ örneğine bakarsak...

16 Nisan referandumu öncesi başta Almanya olmak üzere Avrupa’da Erdoğan karşıtlığı ayyuka çıktı. AKP Hükümetine, Avrupa’da referandum çalışmaları yasaklandı, AKP’li bakanlar Avrupa topraklarına alınmadı. Almanya, Erdoğan’ı ‘istenmeyen adam’ ilan eden ülkelerin başında geliyordu. Erdoğan’ı dizginleme çabalarının zirve yaptığı tam bu dönemde Almanya İçişleri Bakanlığı 2 Mart 2017 günü eyaletlere gönderdiği bir genelge ile 33 Kürt parti ve kuruluşun bayrak/flamalarının yasaklanmasını talep etti. Ve ardından başta Kürt Halk Önderi Öcalan’ın resimleri olmak üzere YPG ve YPJ’nin flamaları da vardı. Erdoğan ısrarla bütün dünyanın meşru gördüğü YPG ve YPJ’nin ‘terörist’ olduğunu herkese kabul ettirmeye çalıştığı bir dönemde alınan bu karar, tam da Erdoğan’ı destekleyen bir karardı.

Almanya Erdoğan’a desteğini bununla sınırlı tutmadı. Uzun süredir Türk ajanları, DİTİB’in casus imamları, MİT’in suikast listesi gibi konular gündemdedir. MİT’in suikast listesinin biri deşifre edilerek, bu listede yer alan Cemaatçilerin uyarıldığını Alman basını bizzat yazdı. Fakat ikinci listede içinde çok sayıda Kürt siyasetçinin de yer aldığı listeyi açıklanmamakta ısrarlı oldu. 

Federal Meclis'te grubu bulunan Sol Parti’nin hükümete MİT'ten alınan listeleri sormuş, Merkel'in başbakanlığındaki federal hükümet, Kürtlerin içinde yer aldığı listedekileri uyarmanın gerekli olmadığını savunarak, ‘MİT'in izlediği Kürtler başının çaresine baksın’ dedi. Buna çifte standart bile denilemez. Göz göre göre tehlikeli bir ayrımcılık...  

Merkel hükümetinin Erdoğan’a diğer önemli desteği ise Êzîdîler üzerinden yapıldı. Erdoğan’ın Şengal ağrısı biliniyor. Bu ağrı Şengal’e hava saldırısına kadar vardı.

25 Nisan’da Şengal ve Qereçox’a yapılan hava saldırısından tam bir ay sonra Almanya, Celle kentinde bugün yapılması planlanan 1. Êzîdî Kültür Festivali daha önce izin verilmesine rağmen son anda yasaklandı. Almanya’nın Êzîdîleri sadece inançları ile ele alan özel politikaları izlediği herkese malum. Ama söz konusu Êzîdîlerin kendi imkanları ile Şengal’de ayakta kalma mücadelesi olunca rahatlıkla Erdoğan’a kurban edilebildi.

Genelde Alman devleti, özelde Merkel hükümetinin Erdoğan’a ve Türk devletine desteği saymakla bitmez. 1800’lü yıllara dayanan bu ilişkilerde Alman devleti Kürtleri çıkarlarına sürekli kurban etmekten çekinmemiştir. Bu ilişkilerin en çok pekiştiği dönem hiç kuşkusuz 1986 sonrası PKK’ye karşı gelişen ittifaktır.  

Almanya’nın ekonomik, siyasi, askeri desteği 1993’te PKK’nin yasaklanması ile yeni bir boyut kazandı. İlişkiler daha da derinleştirildi. Nitekim Erdoğan hükümetinin son bir yılını çıkarırsak istikrarlı olarak devam etti. Son bir yılda ise kısmi tepkiler dışında ciddi yaptırımlar gelişmedi. Belki de bu yılların en ciddi krizi İncirlik üssü sorunudur. Almanya’nın klasik politikalarından şaşmayan Dışişleri Bakanı Gabriel, İncirlik sorununu görüşmeye gittiğinde elinde Kürt dosyası ile gitmesi boşuna değildi. Ancak bu dosya bile bu kez kurtarmadı. İncirlik’ten çekilmek zorunda kaldılar. 

İncirlik sorunu Almanya- Türkiye ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi? Bunu ilerde göreceğiz. Ancak Almanya’nın Kürtlerin inkarı ve imhası üzerine kurulan ilişkisinin artık sürdürülemez olduğunu anlaşılmaktadır. Bu ilişkiyi Kürtler üzerinden kurtarma çabası nafiledir. Merkel hükümeti ya ‘Kürtlerin zamanı’ gerçeği ile yüzleşecek ya da kaybeden Erdoğanla her gün biraz daha imajını kaybedecektir. 



2398
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: