Türkiye’nin Fabrika ayarları III: MHP

07 Haziran 2017 Çarşamba

AVA NEŞE KALP


MHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin en kristalize ideolojisini temsil eder. Bu nedenle de kendileri iktidarda olmasa bile her daim iktidarda olan Türkçü-İslamcı ana damarıdır. Esas işlevi ise devletin Türkçü -İslamcı niteliğinin devamını sağlayan vurucu “uç beyliği” olarak oynadıkları roldür. Bu rol, ele geçirilmek istenen topraklara küçük akınlar yaparak oraları işgal etmek, karşılığında oradan yağma hakkı edinmektir. Bu nedenle işgal, yani el koyma ve yağma bir hak ve “vatan için yapılmış bir eylem” olarak algılanır ve bilinen en eski özelliklerinden biri ise bununla övünme(1) olarak belirir. Bu günümüzde özellikle ülkücü mafyanın da en belirgin karakteridir. En son Sedat Peker olayında olduğu gibi, mafya mensubiyeti saygı gören de bir durumdur, çünkü el koyma ve yağmanın bir hak, devlet hizmeti algısı kültürel genetik olarak devam etmektedir. 

Dolayısıyla Osmanlı’nın devamı olan TC’de bu özellik sona ermez, sadece biçim değiştirmiştir. İşte bu rolü siyasi bir parti olarak formlandırılan MHP çizgisi ve onun denetimindeki “sivil” paramiliter yapılanma üstlenir. Bu yapının işi devletin sınırları içinde resmî ideolojiye uyum göstermeyen kesimlere karşı akıncı uç boyları olarak devreye girmek, saldırılarla oraları yağmalamak ve devlete itaat eder hale getirmek olarak belirir. Bu “görev”lerini hem gruplara karşı hem de bireylere karşı etkili bir şekilde kullanırlar. Akıncılar olarak da kendilerini alenen tarifleyen bu kesim, “düşman” olarak tanımlanan kesimlere karşı kullanılan “sivil” hücum gücü olarak, Türkçü ve İslamcı koalisyonun sınırlarına göre hareket etmektedir. Bu koalisyonun içine girmeyen herkes düşman sınırları içinde sayılmakta, dolayısıyla MHP’nin temsil ettiği sivil paramiliter anlayış ve vurucu gücün hedefine girmektedir. 6-7 Eylül olayları, Ermeni Soykırım ve yağması, Dersim Kürt Alevi soykırımı ve yağması, diğer Alevi katliamları, son Kürt ilçelerinin yıkımı ve yağması vd. hepsinde bu güç ve anlayış rol oynamıştır

Yıllarca devletin resmî ideolojisinin sivil vurucu gücü olarak hareket eden bu kesim, karşılığında “doğal” olarak ganimet beklentisi vardır.  Ganimet paylaşımı ise hem vurdukları birey ya da grupların yağmalanması ama aynı zamanda kamu kaynaklarının sömürülmesinde birincil dereceden hak sahibi olarak belirir. Günümüzdeki modern yağma biçimi olarak önemli boyutu mafyatik örgütlerin de bu gücün içinde olmasıyla açıklanabilir. Bakıldığında Türkiye’deki mafyatik örgütlerin tamamı Türkçü ve İslamcı bu damarın içindedir. Bu bir tesadüf değildir. Bunun anlamı bunların devletin ideolojik yaklaşımı içinde özenle korundukları ve kollandıklarıdır. 

Ülkü Ocaklarının yıllarca mafyanın da ilk adresi olarak hareket etmesinin anlamı budur. Şimdi bunu Osmanlı Ocakları devralmış durumda ki bu sadece bir kadro ve isim değişikliği. Kadro değişikliğine olan ihtiyaç, özellikle MHP’lilerin bir kısmının ekonomik anlamda sınıf atlaması, aynı zamanda son fabrika ayarlarına belirli nedenlerle ayak direyen bir kesimin varlığının rol oynadığı açıktır. Dolayısıyla değişim için seçilen kesim yağmaya daha hevesli, daha itaatkâr ve kendisine bu anlamda olanak tanınmamış alt sınıf Anadolu dindar kesimi olarak belirlenmiş durumda. Eski kadroların önemli bir kısmı buraya aktarılırken, aktarılamayanlar ise dışarıda bırakılarak cezalandırılmış oldular. Sembolik anlamı önemli olan “Reislik” statüsüne de el konularak bizzat Erdoğan’a verildi. Artık resmi ordunun yanında, gayri resmi bu sivil vurucu gücü de Erdoğan’a bağlayarak, başta Kürtler olmak üzere tüm muhalif kesimlere karşı açılan topyekün savaşa hazır hale getirildi ve güçlendirildi. 

İşte Erdoğan’ı başkomutan ilan eden bu Türkçü -İslamcı koalisyon, MHP’nin esas ideolojisini ve sivil vurucu gücüne el koyarken, ona direnen muhalif kesim kızağa çekildi.  Önümüzdeki süreç MHP’nin eski formuyla devam etme savaşında olan muhalifler ile, elindeki bu yetkiyi ‘devlete teslim eden Devlet Bahçeli ekibi arasındaki’ güç savaşına dönecek gibi. Ancak her dönem ve durumda bu ana damar ve onun sivil paramiliter vurucu gücü devletin en nadide yedek gücü olarak varlığını sürdürecektir. 

 (1) Bak. Wikipedia Akıncılar



814
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: