Korkusuzların demokrasi cephesi

01 Haziran 2017 Perşembe

ZILAR STÊRK


Ülkeyi faşizme varan şiddet yöntemleriyle idare etmek, sürekli OHAL koşullarında tutmak, adı konmamış bir sıkı yönetimle yönetmek, mevcut Erdoğan  yönetiminin zayıflığını, güçsüzlüğünü, acizliğini gösteriyor. Uyguladığı faşizmin düzeyi, yaşadığı korkunun açık ifadesi oluyor. Çünkü faşizm korkunun ürünüdür. Yönetememe, söz geçirememe, iktidarını dinletememe ve başarısızlık korkusunun ürünüdür. Parti yönetim toplantısında “burnuma eskimiş metal kokusu geliyor” demesi de bunun ifadesi oluyor. Sadece parti olarak AKP’den değil, onunla beraber hükümetten de, devletten de, her taraftan eskimiş metal kokusu yayılıyor. 

Bir tek adamın hem partinin başına geçmesi, hem hükümetin başına geçmesi hem de ülkenin başında olması yeterince korkutucu olmaya yetiyor. Cüzzi irade sahibi ölümlü bir insanın, tek başına bu kadar iktidarı günlük olarak elinde tutmasının yolu elbette faşizm oluyor. Obezite hastası bu saldırgan iktidarı her an doyurma ve ayakta tutma kaygısı, her an şiddet üretiyor her an faşizm üretiyor. Baskı ve şiddeti, OHAL rejimini, gözaltı ve işkenceleri, ihraç ve işten atmaları, seçilmişleri tutuklama ve kayyum atamayı ülkeyi yönetmenin temel yöntemleri haline getirmesinin başka bir açıklaması olamıyor. Elindeki devlet imkanlarını, ülke sorunlarının çözümünde kullanmak yerine faşizanca bir şiddet ve saldırı hattında tüketip heba ediyor. Tek kişilik iktidarını ayakta tutmanın başka bir yolunu bulamıyor. 

Çünkü faşist yönetimlerin en büyük korkusu, reddedilme korkusu oluyor. Halkın onlardan korkmaması, onlara biat etmemesi, onları dinlememesi, iktidarlarını tanımaması oluyor. 

Bu yüzden Erdoğan hükümetinin en büyük korkusu, Kürdistan ve Türkiye’de yeni bir halk hareketinin gelişmesidir. Demokratik halk gücünün ortaya çıkma olasılığından adeta ödü kopuyor. Bakur’un Rojavalaşmasından ve Türkiye’nin demokratikleşmesinden korkuyor. Demokratikleşme olasılığı karşısında mevcut tek kişilik iktidarını yitirmekten korkuyor. 

Ancak tüm faşist rejimlerde görüldüğü gibi korkunun ecele faydası olmuyor. Eninde sonunda faşizmin korktuğu demokrasi ve özgürlük dolu günler geliyor. 

Ama bunun için, bugünün biraz ötesini görmeye çalışmak lazım. Sadece şimdiye, şu ana bakarsanız, korkutarak, sindirerek yönetmeye çalışan faşist iktidardan sahiden de korkmaya başlarsınız, sahiden de sinmeye başlarsınız. Onun sizden korktuğunu göremezsiniz. 

Ama unutmayın; o, sizin ondan korktuğunuzdan daha fazla sizden korkuyor. Yeter ki ondan korkmadığınızı, ona her an gösterin. Tıpkı Cizîr’deki öz yönetim direnişinde “teslim olmadık, bizimle gurur duyun” diyen Mehmet Tunçlar ve Asyaların korkusuz durduğu gibi. 

Tıpkı Sur komutanı sevgili Çiyager Yoldaşın “ne olursa olsun, sonu muhteşem olacak” diyen derin öngörüsü gibi. 

Tıpkı Gezi’de korkusuzca demokratik direnişe cesaret eden; Ali İsmail Korkmazlar Ahmet Atakanlar ve Ethem Sarısülükler gibi. 

Tutuklu HDP Eşbaşkanları ve milletvekilleri gibi. Kürdistan’ın tutuklu ama onurlu belediye eşbaşkanları ve diğer seçilmişleri gibi. 

Gerilla oğlunun kemiklerini almadan direnişini bırakmayan korkusuz Kemal Baba gibi. 

Akademik hakları uğruna açlığa yatan Semih Özakça ve Nuriye Gülmen gibi. Ölüm yağdıran faşizmin mevzilerine her an korkusuzca baskın yapan Kürdistan gerillası gibi. 

Sur’da “evimi, mahallemi, tarihimi, kültürümü terk etmem” diyen korkusuz Kürt Anaları gibi. 

Gezi direnişinin kırmızı fularlı kızı olarak simgeleşen ve QSD güçlerinin yürüttüğü Fıratın Gazabı operasyonu kapsamında, kahramanca direnen sevgili Destan yoldaş gibi.

Son referandum sandığında faşizme hayır diyen milyonlar gibi. 

Faşizm karşısında büyük bir cesaretle duran tüm bu korkusuzların birleşip ortak güç oluşturmasına, ortak bir cephe oluşturmasına ihtiyaç var. Tüm bu korkusuzların oluşturacağı demokratik bir cephe karşısında, faşizmin ve diktatörlüğün kendi korkuları içinde erimekten başka bir çaresi kalmayacaktır. Yeter ki parçalı duran korkusuzlar, ortak anti faşist bir hedefle gücünü birleştirmeye hızla karar versinler. 



1033
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: