DAİŞ’ten kurtarılan Êzîdî kadınlar

rojbinekin24@gmail.com | 16 Mayıs 2017 Salı

Rojbîn Ekin


Şengal’in Koço köyünde tanık olduğu vahşeti iki yıl sonra anlatabilme olanağı buluyor M.E. M.E. isimli Êzîdî kadın, geçtiğimiz günlerde Rakka operasyonuna katılan özel güçler tarafından yapılan bir operasyonla DAİŞ çetelerinden kurtarıldı. Kendisiyle yapılan özel röportajın sadece birkaç dakikası haberlerde verildi. M.E’nin cümleleri kesik kesikti. Ara ara yutkunarak konuşuyor, görmüş olduğu vahşet ve zulmün üzerinde oluşturduğu travmatik etkiyle, yaşadıklarını peş peşe hızla sıralıyordu. Sanki üzerinden hızla geçerse, yaşadıkları yakasını bırakacakmış gibi ve yeni bir hayata artık kulaç atacakmış gibi… 

DAİŞ çetelerinden kurtarılmak fiziki tutsaklığın son bulması olsa bile o ve kurtarılan diğerleri için, bedenlerine zorla hükmeden, ruhlarında oluşan yaralardan nasıl kurtulabilecekler? Nasıl sağalacak o yaralar? Yaşadıklarına geçmiş diyebilecekler mi gerçekten? Nasıl olağanlaşacak bir daha hayat onlar için? Zor, çok zor… 

Kendi katilinin, tecavüzcüsünün çocuğunu doğurmak bir kadını katletmenin en vahşi biçimidir. Bizim kadınlarımız, kızkardeşlerimiz bu yöntemle katledildi, böyle ağır bir zulüm ile cezalandırıldı. Kendi ölümünü doğurmak, kucağında taşımak ve emzirmek gibi bir ceza bu. Nasıl temizlenecek gül tenlerine sıçrayan bu kirli gerçek? Kimisi M.E gibi hızla geçiyor yaşadıklarını, uzattıkça yarası daha fazla kanamasın diye, kimisi ise susmayı tercih ediyor insanlık onlara yaşatılanlardan, kendi insanlığından utanmasın diye.

Tam beş bin Êzîdî kadın, bu vahşete maruz kaldı. 2 bini DAİŞ çetelerinden kurtarılırken, hala geri kalan 3 bininin akıbeti bilinmiyor. Şengal’den ganimet olarak götürülenlerin bir kısmının Irak ve Suriye toprakları içerisinde tutulduğunu biliyoruz sadece. Geri kalanlarının nerelere götürüldüğü ve nasıl bir sonla karşılaştıklarını kimse bilmiyor. Rakka operasyonu başlarken hala kayıp olan 3 bin Êzîdî Kürt kadınının bir kısmının Rakka’dan çıkacağı ihtimalini benim gibi düşünenler, Rakka operasyonuna bir de bu açıdan baktılar. Belki kayıp ve esir kadınlarımızdan birileri daha bulunur, kurtarılır umudumuzu, şimdi QSD güçleri gerçeğe dönüştürüyor. Sadece bizim esir alınan kadınlarımızı değil, Tebqalı, Rakkalı kadınların tümünü DAİŞ’in esaretinden kurtarıp özgürleştiriyorlar. İnsanlığın başına bela olmuş bu karanlık, kirli ve vahşi gerçekten hepimizin intikamını alıyorlar. 

DAİŞ işlemiş olduğu suçların bedelini yenilgisiyle veriyor. Peki ya ihanet? DAİŞ çetelerinden kurtarılan Êzîdî Kürt kadınlarının ifade ettiği bir diğer vahşet ve maalesef gerçek ise KDP’nin 3 Ağustos 2014 yılında kendilerine yönelik yapmış olduğu ihanet. Üzerine basa basa ama büyük bir öfkeyle ifade ediyor kadınlar bunu. “KDP bizi bırakıp kaçtı, bizi sattı” diyor kadınlar. Şengal’i DAİŞ çetelerine peşkeş çeken ve katliama açan, beş bin Êzîdî kadınının bir işgal ganimeti olarak götürülmesine zemin hazırlayan KDP, sahte ve yalan zaferler yaratarak tüm dünyaya 3 Ağustos 2014 yılında bırakıp kaçtığı Şengal’i daha sonra özgürleştirmiş olduğunu gösterdi. 

KDP şimdi Şengal üzerinde utanmadan hak talep edip Şengal’i tamamen kendi kontrolüne geçirmek istiyor. Bunun yoğun çabası içindeyken, orada DAİŞ ile mücadelede onlarca şehit veren ve Êzîdî halkının ilk yardımına koşan PKK’yi ise işgalci olarak tanımlıyor. Kürdistan işgalcileri ile işbirliği yaparak, Şengal’i bombalamalarına ön ayak olmaya devam ediyor. Şengal üzerinde DAİŞ’ten sonra ikinci bir işgali KDP, Erdoğan’nın denetimine geçirmiş olduğu Türk devletiyle birlikte yapmaya çalışıyor. Kendi ihanetinin üstünü böylece örtebileceğini sanıyor. Nasıl olsa işgal edilmiş topraklarda hep katliam, soykırım tehdidi yapılır hesabıyla, ihanetine şahit olmuş Êzîdî Kürt halkını bu yolla sindirmeye çalışıyor. Yapmış olduğu ihaneti kimsenin yüzüne vurmasını istemediği için PKK’yi hedef gösteriyor. Şengal ve Êzîdî halkının öz savunma gücü olan ve tamamını Êzîdî kızları ve oğullarının oluşturduğu YBŞ ve YJŞ savaşçılarını hedef gösteriyor. Böylece Êzîdî kadınlarına ve tüm Kürt halkına hesap vermekten kurtulacağını sanıyor. Ama tüm yaralar kapansa bile ihanetin yaraları kolay kolay kapanmıyor...



1422
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: