Şengal’in özerkliği Hayır’dan geçer

02 Mart 2017 Perşembe

NUJİYAN ERHAN


Şengal halkı yüzyıllardır tekçi ve faşist zihniyetin yol açtığı yaralarını yeni yeni sarmaya başlıyor. Genel olarak 72 fermanla ifadesini bulan ancak tam olarak sayısının bilinmediği bu katliamların en sonuncusuna hepimiz bir şekilde tanıklık ettik. Etkilerinin hala devam ettiği ve savaşın ağır yıkımı altında yaşam mücadelesi veren bu halkın ferman kelimesiyle aşina olduğu bu topraklar, bu bahar yeni bir doğuşun ana rahmini oluşturuyor. 

Evet Şengal kendi olacağı, kendi inancını özgürce yaşayacağı, dilini, kimliğini korkmadan çekinmeden ifade edebileceği bir sisteminin temellerini atıyor bu günlerde. Ferman sonrası artık bu gidişe bir son vermenin zamanının geldiğinin, hatta bu zamanın çok da geciktiğinin farkına varan Êzîdîler, Şengal kurucu meclisi öncülüğünde özerklik hazırlıklarına hız verdi. 

Baharın yeni yıl, yeni umut ve tüm yenilikleri ve güzellikleri anlattığı Êzîdî inancında ‘xwebûn’ yani kendine ait olmak, kendi olmak tanrısal bir ifadeyi barındırıyor. Çünkü onların Tanrısı yani Xweda, insanları kendisinden bir parça olarak görüyor ve Tanrılar gaddarlık, egemenlik ve iktidarı temsil etmiyor. İşte tam da bu yüzden özerklik Êzîdîliğin özünden beslenmiş bir sistem olma özelliğini taşıyor. Ama tüm Kürdistan’da olduğu gibi Şengal’de bu mücadelenin önündeki en büyük engel işbirlikçi kesimler. Yani KDP ve onun sembolik ismi Mesud Barzani. 

Niye KDP?

3 Ağustos’ta neler yaşandığını herkes biliyor. Binlerce Êzîdî genç kadın DAİŞ çetelerinin kirli ellerine teslim edilirken güya oranın savunmasını yapan peşmergeler ağır silahlarını kuşanıp ışık hızıyla Şengal’den kaçtılar. Asıl amaç Şengal’in Êzîdîlerden arındırılıp bu bölgede Sünni bir oluşuma yol açmaktı. Özgürlük Hareketinin bu planları bozması sonrası hiçbirşey olmamış gibi pişkin pişkin Şengal’e dönen KDP güçleri yarım kalan işlerini tamamlamak istiyor. Ortadoğu’nun yeniden dizaynında kapı bekçiliği görevini üstlenenler tekçi zihniyetin Irak ayağını oluşturan KDP ile derin ittifaklar oluşturdular. AKP, DAİŞ, KDP ortaklığının en büyük hesabı, tabii ki Êzîdîlerin ve Kürtlerin irade olmasını engellemek. Baskı, işkence ve zulum politikalarıyla korku imparatorluğu yaratarak iradesiz bir halk gerçeği açığa çıkarma tüm faşist devletlerin ortak amacı. 

Diktatörlük noktasında AKP’nin tecrübelerinden yararlanan KDP zihniyeti Türk devletinin Kuzey Kürdistan’da Özgürlük Hareketine karşı vermiş olduğu savaşın Güney Kürdistan’daki ayağını oluşturuyor. KDP’nin varlığı şimdi AKP’nin varlığından ve güç olmasından geçiyor. Tüm Güney Kürdistan topraklarını Türk devletinin sömürüsüne sonuna kadar açan ve ülkeyi parsel parsel satan bu zihniyet Ortadoğu’daki mezhep savaşında saflarını netleştirdi. 

Ancak hesaba katmadıkları şey, bunca yıl yaşanan bu kadar zulme, saldırıya ve katliamlara karşı müthiş bir mücadele veren, köklerini binyıllar öncesindeki kadim kültürlerine dayandıran ve oradan aldıkları güçle varlıklarını koruyan bu ötekileştirilen halkların artık bir önderi ve örgütlü bir gücü var.  

Bu, örgütlü gücün tekçiliğe karşı Hayır demesiyle zirveleşecektir. Evet, Şengal’in özerkliği ve özgürlüğü için Hayır demek gerekiyor. Hayır, Erdoğan imparatorluğunu engellerken Erdoğan’ın mikro yansıması olan Barzani saltanatının da zayıflaması demektir. Ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak Güney Kürdistan’da büyük bir kriz yaşatan Barzani hükümdarlığının son umudu, Türkiye’de oluşacak imparatorluğa bağlı. Bundan dolayı canla başla Erdoğan’ın tek adamlık rejiminin gerçekleşmesi için çalışıyorlar. Basınıyla, istihbaratıyla ve tüm varlığıyla bu seçimlerde Erdoğan’ın kazanması için elinden gelenleri yaparak, Türkiye’deki sistemi kendi ülkesinde uygulamayı umuyor. Özellikle Şengal üzerindeki sömürge politikalarını hayata geçirmesi için bu bölgede özgürlük umudunun zayıflaması gerekiyor. İşte tam da bu noktada Erdoğan’ın desteğine ihtiyacı olacak. 

Êzîdîlerin yaşadığı acıların son bulması, esirlerini kurtarması için irade olabilmesi, kendi savunmasını yapabilmesi ve inancını özgürce yaşaması için bölgedeki kan emici diktatör rejimin güç kaynağı olan Erdoğan’ın son umudu olan referandumda herkesin Hayır demesi gerekiyor. 

Özerk bir Şengal için sonuna kadar ‘HAYIR’.




3240
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: